TÜRK TİCARET KANUNU
Kanun Numarası:
6762
Kabul Tarihi:
29/06/1956
Yayımlandığı Resmi
Gazete Tarihi:
09/07/1956
Yayımlandığı Resmi
Gazete Sayısı:
9353
BAŞLANGIÇ
A - KANUNUN TATBİK SAHASI:
I - TİCARİ
HÜKÜMLER:
Madde
1
- Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüzüdür. Bu kanundaki
hükümlerle, bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen her
hangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işlere dair diğer kanunlarda
yazılı hususi hükümler, ticari hükümlerdir.
Hakkında ticari bir
hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme, ticari örf ve adete, bu dahi yoksa
umumi hükümlere göre karar verir.
II - TİCARİ ÖRF VE
ADET:
Madde
2
- Kanunda aksine
bir hüküm yoksa teamül, ticari örf ve adet olarak kabul edildiği tesbit
edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu kadar ki; irade beyanlarının tefsirinde
teamüllerin dahi nazara alınması esası mahfuzdur.
Bir bölgeye veya bir
ticaret şubesine mahsus olan ticari örf ve adetler umumi olanlara tercih olunur.
İlgililer aynı bölgede bulunmadıkları takdirde, kanun veya mukavelede aksine
hüküm olmadıkça, ifa yerindeki ticari örf ve adet tatbik olunur.
Tacir sıfatını haiz
olmıyanlar hakkında ticari örf ve adet, ancak onlar tarafından bilindiği veya
bilinmesi gerektiği takdirde tatbik olunur.
III - TİCARİ
İŞLER:
Madde
3
- Bu kanunda
tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde
işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari
işlerdendir.
IV - TİCARİ
DAVALAR VE DELİLLERİ:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
4
-
21
inci maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf için ticari sayılan
hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına
bakılmaksızın:
1.
Bu kanunda;
2.
Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar hakkındaki
876
ila
883
üncü maddelerinde;
3.
Borçlar Kanununun, bir işletmenin satılması veya diğeriyle birleştirilmesi
hakkındaki
179
ve
180,
rekabet memnuiyetine dair
348
ve
352,
neşir mukavelesi hakkındaki
372
ila
385,
itibar mektubu ve itibar emri hakkındaki
399
ila
403,
komisyona dair
416
ila
429,
ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki
449
ila
456,
havale hakkındaki
457
ila
462,
vedia hakkındaki
463
ila
482
nci maddelerinde;
4.
Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta;
5.
Bu kanunun
135
inci maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki hususi hükümlerde;
6.
Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim olunan hususlardan
doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari
işletmeyi ilgilendirmiyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan
müstesnadır.
Ticari davalarda dahi
deliller ve bunların ikamesi Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine
tabidir.
(Ek fıkra:
20/04/2004-5136
S.K.
1.mad)
İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan
deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere
Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.
2.
TİCARET MAHKEMELERİNİN İŞ SAHASI:
Madde
5
- Aksine hüküm
olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk
mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.
Şu kadar ki; bir
yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan
ve bu kanunun
4
üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret
mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır.
İkinci fıkrada yazılı
hallerde, munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmıyan işler hariç olmak
üzere, bir davanın ticari veya hukuki mahiyeti itibariyle mahkemenin iş sahasına
girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olunabilir.
İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya ilgili mahkemeye gönderilir; bu mahkeme
davaya bakmaya mecburdur; ancak, davanın mahiyetine göre tatbikı gerekli usul ve
kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari
olmıyan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için
yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.
Vazifesizlik
sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve bunların tabi
oldukları müddetlere dair usul hükümleri, iş sahasına ait iptidai itirazın
kabulü halinde de tatbik olunur.
B - ÇEŞİTLİ
HÜKÜMLER:
I - MÜRURUZAMAN:
Madde
6
- Kanunda aksine
hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan kanunlarla tayin olunan müruruzaman
müddetleri mukavele ile değiştirilemez.
II - TESELSÜL
KARİNESİ:
Madde
7
- İki veya daha fazla kimse, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari
mahiyeti haiz bir iş dolayısiyle diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına
girerlerse mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça müteselsilen mesul
sayılırlar.
Ticari borçlara
kefalet halinde, gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefiller arasındaki
münasebetlerde dahi hüküm böyledir.
III - TİCARİ
İŞLERDE FAİZ:
1.
MUKAVELE SERBESTİSİ:
Madde
8
- Ticari işlerde
faiz miktarı serbestçe tayin olunabilir.
Üç aydan aşağı
olmamak üzere faizin ana paraya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi
şartı, yalnız cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiyetini haiz olan
karz akitlerinde muteberdir.
Ödünç para verme
işleri, bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım kredi kooperatifleri hakkındaki
hususi hükümler mahfuzdur.
2.
KANUNİ FAİZ MİKTARI VE TİCARİ TEMERRÜT FAİZİ:
Madde
9
- Ticari işlerde
faiz miktarı hakkında Borçlar Kanununun
72
nci maddesi caridir. Şu kadar ki; faizin işlemeye başladığı tarihte ödeme
yerinde benzer muameleler için daha yüksek bir faiz ödenmekte ise bu faiz
miktarı esas tutulur.
8
inci madde hükmü mahfuzdur.
Ticari işlerde
temerrüt faizi yıllık yüzde ondur.
3.
FAİZİN BAŞLANGICI:
Madde
10
- Aksine mukavele
yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar
gününden itibaren işlemiye başlar.
BİRİNCİ KİTAP :
TİCARİ İŞLETME
BİRİNCİ FASIL :
TACİR
A - TİCARİ
İŞLETME:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
11
- Ticarethane
veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler, ticari işletme
sayılır.
Tesisat, kiracılık
hakkı, ticaret unvanı ve diğer adlar, ihtira beratları ve markalar, bir sanata
mütaallik veya bir şahsa ait model ve resimler gibi bir müessesenin işletilmesi
için daimi bir tarzda tahsis olunan unsurlar, mukavelede aksine hüküm
bulunmadıkça, ticari işletmeye dahil sayılır.
II - TİCARETHANE
VE FABRİKA:
Madde
12
- Aşağıda yazılı
veya mahiyetçe bunlara benziyen işlerle uğraşmak üzere kurulan müesseseler,
ticarethane sayılır:
1.
Menkul malların satılmak veya kiraya verilmek üzere tedariki ve bunların aynen
veya başka bir şekle sokularak satılması yahut kiraya verilmesi;
2.
Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki ve bunların satılması;
3.
Her çeşit imal veya inşa;
4.
Madencilik;
5.
Matbaacılık, gazetecilik ve kitapçılık, yayın, ilan ve istihbarat;
6.
Tiyatro, sinema, otel, han ve lokanta gibi umumi mahaller, hususi mektep ve
hastane ve açık satış yerlerinin işletilmesi;
7.
Umumi mağazalar ve sair depo ve ambarların işletilmesi;
8.
Borsa ve kambiyo işleri, sarraflık, bankacılık;
9.
İçtimai sigortalar hariç olmak üzere sigortacılık;
10.
Kara, deniz ve havada, nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak;
11.
Su, gaz ve elektrik dağıtma, telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın;
12.
Acentelik, tellallık, komisyonculuk ve sair bütün tavassut işleri.
Fabrikacılık, ham
madde veya diğer malların makine yahut sair teknik vasıtalarla işlenerek yeni
veya değerli mahsuller vücuda getirilmesidir.
III- TİCARİ
ŞEKİLDE İŞLETİLEN DİĞER MÜESSESELER:
Madde
13
- Aşağıdaki
işleri görmek üzere açılan bir müessesenin işlerinin hacım ve ehemmiyeti, ticari
muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve
mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de ticari işletme sayılır:
1.
Bir toprak sahibinin veya çiftçinin, mahsullerini olduğu gibi veya zirai sanatı
dolayısiyle bir tezgahta şeklini değiştirerek satması;
2.
Esnaf veya güzel sanatlar erbabından birinin gerek bizzat gerek işçi
çalıştırarak veya makine kullanarak eserler vücuda getirmesi ve bu eserleri
satması.
Bu hüküm, işlerinin
mahiyetine göre,12
nci madde gereğince ticarethane veya fabrika olarak vasıflandırılamıyan diğer
müesseseler hakkında da tatbik olunur.
B - TACİR:
I - HAKİKİ
ŞAHISLAR:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
14
- Bir ticari
işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.
Bir ticari işletmeyi
kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtalariyle halka
bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş
olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Bir ticari işletme
açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa
olsun hukukan var sayılmıyan diğer bir şirket adına (Ortak sıfatiyle)
muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi
mesul olur.
2.
KÜÇÜK VE MAHCURLAR:
Madde
15
- Küçük ve
mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten veli ve vasi, tacir
sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Şu kadar ki; kanuni mümessil ceza
hükümleri bakımından tacir gibi mesul olur.
3.
TİCARETTEN MENEDİLENLER:
Madde
16
- Şahsi halleri
veya yaptığı işlerin mahiyeti yahut meslek ve vazifeleri itibariyle kanuni veya
kazai bir yasağa aykırı olarak veyahut başka bir şahsın iznine veya resmi bir
makamın ruhsatına lüzum olup da izin veya ruhsatname almadan bir ticari
işletmeyi işleten kimse de tacir sayılır.
Bu hareketin
doğurduğu hukuki, inzıbati ve cezai mesuliyet mahfuzdur.
4.
ESNAF:
Madde
17
- İster gezici
olsunlar, ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit
bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına
dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve
ticaret sahipleri tacir değildirler. Şu kadar ki; tacirlere mahsus hükümlerden
bu kanunun
22
ve
55
inci maddeleriyle Medeni Kanunun
864
üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümleri bunlar hakkında da tatbik olunur.
II - HÜKMİ
ŞAHISLAR:
Madde
18
- Ticaret
şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve
kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare
edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme
hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir
sayılırlar.
Devlet, vilayet ve
belediye gibi amme hükmi şahısları ile umumi menfaate hadim cemiyetler, bir
ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya, ister amme hukuku hükümlerine göre
idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs eliyle işletsinler kendileri tacir
sayılamazlar.
III - DONATMA
İŞTİRAKİ:
Madde
19
- Tacirlere dair
olan hükümler donatma iştiraki hakkında da tatbik olunur.
C - TACİR OLMANIN
HÜKÜMLERİ:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
20
- Tacirler her
türlü borçlarından dolayı iflasa tabi oldukları gibi, kanun hükümlerine uygun
olarak bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya, işletmelerini ticaret siciline
kaydettirmeye ve ticari defterler tutmaya mecburdurlar.
Her tacirin,
ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi
lazımdır.
Tacirler arasında,
diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu
maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle
veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır.
Tacir sıfatına bağlı
olan diğer hükümler mahfuzdur.
II - HUSUSİ
OLARAK:
1.
TİCARET KARİNESİ:
Madde
21
- Bir tacirin
borçlarının ticari olması asıldır. Şu kadar ki; hakiki şahıs olan bir tacir,
muameleyi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa
açıkça bildirdiği veya muamele, fiil veya işin ticari sayılmasına halin icabı
müsait bulunmadığı takdirde borç adi sayılır.
Taraflardan yalnız
biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler, kanunda aksine hüküm
olmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.
2.
ÜCRET İSTEME HAKKI:
Madde
22
- Tacir olan veya
olmıyan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan
tacir, münasip bir ücret istiyebilir. Bundan başka, verdiği avanslar veya
yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır.
3.
FATURA VE TEYİT MEKTUBU:
Madde
23
- Ticari
işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir
menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini
ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini istiyebilir.
Bir faturayı alan
kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir
itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.
Şifahen, telefon veya
telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların muhtevasını teyit eden bir
yazıyı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda
bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu
kabul etmiş sayılır.
4.
ÜCRET VE CEZANIN TENKİSİ:
Madde
24
- Tacir sıfatını
haiz bir borçlu, Borçlar Kanununun
104
üncü maddesinin
2
nci fıkrasiyle
161
inci maddesinin
3
üncü fıkrasında ve
409
uncu maddesinde yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasiyle bir ücret veya cezanın
indirilmesini mahkemeden istiyemez.
5.
TİCARİ SATIŞ VE TRAMPA:
Madde
25
- Aşağıdaki
hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle, tacirler arasındaki ticari satış ve
trampalarda dahi Borçlar Kanununun satış ve trampa hakkındaki hükümleri tatbik
olunur.
1.
Mukavelenin mahiyetine, tarafların maksadına veya emtianın cinsine göre satış
mukavelesinin kısım kısım icrası kabil veya bu şartların mevcut olmamasına
rağmen alıcı kısmen yapılan teslimi, ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul
etmişse, mukavelenin yerine getirilmemesi yüzünden alıcının haiz olduğu haklar
yalnız teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.
2.
Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini
mahkemeden istiyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoliyle veya bu işe memur
edilen bir kimse marifetiyle yapılmasına karar verir. Satıcı talebederse satışa
memur edilen kimse, satışa çıkarılacak emtianın vasıflarını bir ekspere tesbit
ettirir. Satış masrafları satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para,
satıcının takas hakkı mahfuz kalmak şartiyle, satıcı tarafından alıcı namına bir
bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere tevdi olunur ve keyfiyet hemen
alıcıya bildirilir.
3.
Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde
keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı
teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu
muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza
için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde
Borçlar Kanununun
198
inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur.
4.
Borçlar Kanununun
207
nci maddesindeki müruruzaman müddeti tüccarlar arasındaki ticari satışlarda altı
aydır. Şu kadar ki; bu müddet azaltılabilir.
5.
Sif satış ve diğer deniz aşırı satışlar hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
İKİNCİ FASIL:
TİCARET SİCİLİ
A - TEŞKİLAT:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
26
- (Değişik madde:
24/06/1995
- KHK -
559/1md.)
Ticaret ve sanayi
odası veya ticaret odası bulunan yerlerde bir ticaret sicili memurluğu kurulur.
Oda olmayan veya yeterli teşkilatı bulunmayan odaların olduğu yerlerde ticaret
sicil işleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tesbit edilecek o il dahilindeki
yeterli teşkilata sahip odalardan birinin ticaret sicili memurluğu tarafından
yürütülür.
492
sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınan ticaret sicili harçlarının
yarısı, ilgili odaya gelir kaydedilir.
Ticaret sicili
memurluğunun kurulmasında aranacak şartlar ile odalar arasında sicil işlemleri
konusunda gerekli işbirliğinin sağlanmasına ilişkin esaslar, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
II - YÖNETİM
Madde
27
- (Değişik madde:
24/06/1995
- KHK -
559/2
md.)
Ticaret sicilinin
yönetimi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uygun görüşü alınarak ilgili oda
meclisi tarafından atanan bir sicil memuruna aittir. Sicil memurluğunun iş
hacmine göre, aynı usulle yeteri kadar yardımcı görevlendirilir.
Ticaret sicili memuru
ve yardımcıları ile diğer personeli, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Devlet
memuru gibi cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş suçlar Devlet memurlarına
karşı işlenmiş sayılır.
Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, ticaret sicili memurluklarının faaliyetlerini her zaman denetlemeye
ve gerekli tedbirleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili memurlukları, adıgeçen
Bakanlıkça alınan tedbir ve talimatlara uymakla yükümlüdür.
III - NİZAMNAME:
Madde
28
- (Değişik madde:
24/06/1995
- KHK -
559/3
md.)
Ticaret sicili
memurluğunun teşkilatı, sicil defterlerinin nasıl tutulacağı, tescil
mecburiyetinin nasıl yerine getirileceği, sicil memurlarının kararlarına karşı
itiraz yolları, sicil memur ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak
şartlar, disiplin işleri ve bu hususla ilgili diğer esas ve usuller bir tüzükle
düzenlenir.
B - TESCİL:
I - ŞARTLARI:
1.
TALEP:
Madde
29
- Tescil, talep
üzerine yapılır. Şu kadar ki; res'en veya ait olduğu makamın bildirmesi üzerine
yapılacak tesciller hakkındaki hükümler mahfuzdur.
2.
İLGİLİLER:
Madde
30
- Tescil talebi
ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri tarafından salahiyetli sicil
memurluğuna yapılır.
Bir hususun tescilini
istemiye birkaç kimse mecbur veya salahiyetli olduğu takdirde, kanunda aksine
hüküm olmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil, hepsi
tarafından istenmiş sayılır.
3.
TALEBİN ŞEKLİ:
Madde
31
- Tescil talebi
dilekçe ile olur.
Dilekçe sahibi
hüviyetini ispata mecburdur. Dilekçedeki imza noterlikçe tasdik edilmişse ayrıca
hüviyeti ispata lüzum yoktur.
4.
MÜDDET:
Madde
32
- Kanunda aksine
hüküm olmadıkça, tescili talep müddeti on beş gündür.
Bu müddet, tescile
tabi hususun vukubulduğu, tamamlanması bir senet veya vesikanın tanzimine bağlı
olan hususlarda bu senet veya vesikanın tanzim olunduğu tarihten başlar.
Ticaret sicili
memurluğunun salahiyet çevresi dışında oturanlar için bu müddet bir aydır.
5.
DEĞİŞİKLİKLER :
Madde
33
- Tescil edilmiş
hususlarda vukubulacak her türlü değişiklikler de tescil olunur.
Tescilin dayandığı
hadise veya muameleler tamamen veya kısmen sona erer veya ortadan kalkarsa
sicildeki kayıt da tamamen veya kısmen silinir.
Her iki halde
29,
30,
31
ve
32
nci maddelerin hükümleri caridir.
II- SİCİL
MEMURUNUN VAZİFELERİ:
1.
TETKİK VAZİFESİ:
Madde
34
- Sicil memuru
tescil için aranılan kanuni şartların mevcut olup olmadığını tetkikle
mükelleftir.
Hükmi şahısların
tescilinde, bilhassa şirket mukavelesinin, emredici hükümlere aykırı olup
olmadığı ve kanunun mecburi kıldığı esasları ihtiva edip etmediği araştırılır.
Tescil edilecek
hususların hakikata uygun olması, üçüncü şahıslarda yanlış bir fikir yaratacak
mahiyette bulunmaması ve amme intizamına aykırı olmaması da şarttır.
Halli bir mahkeme
hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru tarafından kati olarak tescilinde
tereddüt edilen hususlar, ilgililerin talebi üzerine muvakkaten kaydolunur. Şu
kadar ki; ilgililer üç ay içinde mahkemeye müracaat ettikleri yahut aralarında
anlaştıklarını ispat etmezlerse muvakkat kayıt re'sen silinir. Mahkemeye
müracaat halinde katileşmiş olan hükmün neticesine göre muamele yapılır.
2.
TESCİLE DAVET VE CEZA :
Madde
35
- Tescili mecburi
olup da kanuni şekilde ve müddeti içinde tescili istenmemiş olan veya
34
üncü maddenin
3
üncü fıkrasındaki şartlara uymıyan bir hususu haber alan sicil memuru,
ilgilileri, tayin edeceği münasip bir müddet içinde kanuni mecburiyeti yerine
getirmeye yahut o hususun tescilini gerekli kılan sebeplerin bulunmadığını ispat
etmeye davet eder.
Memurca bildirilen
müddet içinde tescil talebinde bulunmıyan ve imtina sebeplerini de bildirmiyen
kimse, sicil memurunun teklifi üzerine, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara
bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla iki milyon liradan kırk milyon
liraya kadar para cezasına mahkum edilir.
Müddeti içinde imtina
sebepleri bildirildiği takdirde, Sicilin bulunduğu yerde ticari davalara
bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi evrak üzerinde inceleme yaparak tescili
gerekli olan bir hususun mevcut olduğu neticesine varırsa tescilini sicil
memuruna emreder, aksi takdirde memurun talebini reddeder.
Mahkemenin bu madde
gereğince vereceği kararlar aleyhine ilgililer ve sicil memuru tebliğ tarihinden
itibaren on beş gün içinde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerince temyiz
yoluna müracaat edebilirler. Temyiz icrayı durdurur.
İlgililerin para
cezasına ait mahkumiyet kararlarını temyiz edebilmeleri için hükmolunan parayı
mahkeme veznesine yatırmış veya aynı miktarda teminat göstermiş olmaları
şarttır.
Bu maddeye göre
hükmolunan para cezaları hapse çevrilmez.
3.
İTİRAZ:
Madde
36
- İlgililer,
vukubulacak tescil veya tadil yahut terkin talepleri üzerine sicil memurluğunca
verilecek kararlara karşı, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde sicilin
bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesine
dilekçe ile itiraz edebilirler. Bu itiraz mahkemece evrak üzerinde incelenerek
karara bağlanır. Şu kadar ki; sicil memurunun kararı, üçüncü şahısların sicilde
kayıtlı bulunan hususlara mütaallik menfaatlerini ihlal ettiği takdirde, itiraz
edenle üçüncü şahıs da dinlenir. Gelmezlerse evrak üzerine karar verilir.
Yukarıki maddenin
4
üncü fıkrası hükmü bu halde dahi tatbik olunur.
III - ALENİYET:
Madde
37
- Tescil
muamelesinin dayandığı dilekçe, beyanname ve bütün senet ve vesikalar ve
ilanları havi gazeteler, üzerlerine sicil defterinin tarih ve numaraları
yazılmak suretiyle saklanır.
Herkes ticaret
sicilinin münderecatını ve dairede saklanan bütün senet ve vesikaları tetkik
edebileceği gibi bunların tasdikli suretlerini de istiyebilir. Bir hususun
sicilde kayıtlı olup olmadığına dair tasdikname dahi istenebilir.
İlana tabi tescil ve
kayıtlar, kanun veya nizamnamede aksine bir hüküm bulunmadıkça aynen ilan
olunur.
İlan, hükümet
merkezinde bütün Türkiye'ye ait sicil kayıtlarını ilana mahsus gazete ile
yapılır.
IV - HÜKÜMLERİ:
1.
TESCİLİN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA TESİRİ:
Madde
38
- Ticaret sicili
kayıtları, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü şahıslar hakkında, kaydın
gazete ile ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayınlanmamış ise, son
kısmının yayınlandığı günü takibeden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. Bu
günler, kaydın ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlıyacak olan müddetlere de
başlangıç olur.
Bir hususun tescil
ile beraber derhal üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade edeceğine veya
müddetlerin derhal işliyeceğine dair hususi hükümler mahfuzdur.
2.
SİCİLLE İTİMAT:
Madde
39
- Üçüncü
şahısların, yukarıki madde gereğince kendilerine karşı hüküm ifade etmiye
başlıyan kayıtları bilmediklerine mütaallik iddiaları dinlenmez.
Tescili lazım geldiği
halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken ilan edilmemiş
olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek şartiyle, üçüncü şahıslara
karşı dermeyan edilebilir.
3.
İLGİLİLERİN CEZAİ VE HUKUKİ MESULİYETİ:
Madde
40
- Tescil ve kayıt
için suiniyetle hakikata aykırı beyanda bulunanlar ceza mahkemesi tarafından iki
milyon liradan kırk milyon liraya kadar ağır para cezasına veya bir aydan altı
aya kadar hapis cezasına yahut bu cezaların ikisine birden mahkum edilirler ve
ayrıca bir yıldan beş yıla kadar ticaret ve sanayi odalarına aza olabilmek ve
borsada muamele yapabilmek haklarından mahrumiyetlerine veya borsalardan
muvakkat olarak çıkarılmalarına karar verilir. Hakikata aykırı tescilden dolayı
zarar görenlerin tazminat hakları mahfuzdur.
Kayıtların
34
üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki esaslara uymadığını öğrendikleri halde
düzeltilmesini istemiyenler ile tescil olunan bir hususun değişmesi veya sona
ermesi veyahut kaldırılması dolayısiyle kaydın değiştirilmesini veya silinmesini
istemiye veya yeniden tescili icabeden bir hususu tescil ettirmeye mecbur olup
da bunu yapmıyanlar bu kusurları yüzünden üçüncü şahısların uğradıkları
zararları tazmin ile mükelleftirler.
ÜÇÜNCÜ FASIL :
TİCARET UNVANI VE İŞLETME ADI
A - TİCARET
UNVANI:
I - KULLANMA
MECBURİYETİ:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
41
- Her tacir,
ticari işletmesine mütaallik muameleleri ticaret unvaniyle yapmaya ve
işletmesiyle ilgili senet ve sair evrakı bu unvan altında imzalamaya mecburdur.
Tescil olunan ticaret
unvanının, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca
görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılması mecburidir.
2.
TESCİL:
Madde
42
- Her tacir,
ticari işletmenin açıldığı günden itibaren on beş gün içinde ticari işletmesini
ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline
tescil ve ilan ettirmeye mecburdur.
Her tacir kullanacağı
ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı notere tasdik ettirdikten sonra
sicil memuruna tevdi etmiye mecburdur. Tacir hükmi şahıs ise unvanla birlikte
onun namına imzaya salahiyetli kimselerin imzaları da notere tasdik ettirilerek
sicil memuruna verilir.
Merkezi Türkiye'de
bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline
tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine mütaallik yukarıki
fıkraların hükümleri bunlara da tatbik olunur. Kanunda aksine hüküm olmadıkça
merkezin bağlı olduğu sicile geçirilmiş olan kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu
sicile de tescil olunur. Şu kadar ki, bu hususta şube sicil memurunun ayrı bir
inceleme mecburiyeti yoktur.
Merkezleri Türkiye
dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, kendi memleket
kanunlarının ticaret unvanı hakkındaki hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, yerli
ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu gibi şubeler için ikametgahı Türkiye'de
bulunan tam salahiyetli bir ticari mümessil tayini mecburidir. Birden fazla
şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari
işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
( Son fıkra
mülga:
12/12/1959
-
7397/64
md.)
II - TİCARET UNVANININ
ŞEKLİ:
1.
HAKİKİ ŞAHISLAR:
Madde
43
- Hakiki şahıs
olan tacirin ticaret unvanı
48
inci maddeye uygun olarak yapabileceği ilaveler ile kısaltılmadan yazılacak ad
ve soyadından terekkübeder.
Ticaret unvanına aynı
sicil dairesinde daha evvel tescil edilmiş olan unvanlardan açıkça ayırdetmeye
yarıyacak ilavelerin yapılması mecburidir. Başka bir sicil dairesinde daha önce
tescil edilmiş olan aynı ad ve soyadını ihtiva eden bir ticaret unvanı sahibinin
haksız rekabetten doğan hakları mahfuzdur.
2.
HÜKMİ ŞAHISLAR:
A - KOLLEKTİF VE
KOMANDİT ŞİRKETLER:
Madde
44
- Kolektif
şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan birinin
adı ve soyadiyle şirketi ve nevini gösterecek bir ibareyi ihtiva eder.
Adi veya Sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan hiç
olmazsa birinin ad ve soyadiyle şirketi ve nevini gösterecek bir ibareyi ihtiva
eder. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların ad ve
soyadlarının bulunması yasaktır.
B - LİMİTED,
ANONİM VE KOOPERATİF ŞİRKETLER:
Madde
45
- Limited, anonim
ve kooperatif şirketler, işletme mevzuu gösterilmek ve
48
inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle ticaret unvanlarını serbestçe
seçebilirler.
Şu kadar ki; ticaret
unvanlarında; (Limited şirket.) (Anonim şirket) ve (Kooperatif) kelimelerinin
bulunması şarttır. Bunların ticaret unvanında hakiki bir şahsın ad veya soyadı
bulunduğu takdirde şirket nevini gösteren ibarelerin rumuzla veya kısaltılmış
olarak yazılmaları caiz değildir.
C - TACİR SAYILAN
DİĞER HÜKMİ ŞAHISLAR VE DONATMA İŞTİRAKİ:
Madde
46
- Ticari
işletmeye sahip olan dernek ve diğer hükmi şahısların ticaret unvanları,
adlarının aynıdır.
Donatma iştirakinin
ticaret unvanı, müşterek donatanlardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadını veya
deniz ticaretinde kullanılan geminin adını ihtiva eder. Soyadları ve gemi adı
kısaltılamaz. Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini gösterecek bir ibare
de bulunur.
D - MÜŞTEREK
HÜKÜMLER:
Madde
47
- Hükmi şahsın
ticaret unvanında, hakiki bir şahsın ad veya soyadı yer almış bulunursa,
43
üncü madde tatbik olunur.
Bir hükmi şahsın
ticaret unvanına Türkiye'nin her hangi bir sicil dairesinde daha önce tescil
edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırdedilmesi için gerekli olduğu takdirde,
lüzumlu ilavelerin yapılması mecburidir.
3.
İLAVELER:
Madde
48
- Tacirin
hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali durumu hakkında üçüncü
şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya
hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle her ticaret unvanına,
işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini
belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler yapılabilir.
Tek başına ticaret
yapan hakiki şahıslar ticaret unvanlarına bir şirketin mevcut olduğu zannını
uyandıracak ilaveler yapamazlar.
(Türk), (Türkiye),
(Cumhuriyet) ve (Milli) kelimeleri bir ticaret unvanına ancak İcra Vekilleri
Heyeti karariyle konabilir.
4.
TİCARET UNVANININ DEVAMI:
Madde
49
- Ticari işletme
sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanına dahil bulunan adı kanunen değişir
veya salahiyetli makamlar tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.
Kolektif veya
komandit şirkete yahut donatma iştirakine yeni ortakların girmesi halinde
ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin
ticaret unvanına adı dahil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun
yerine geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu
hususta muvafakatlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi
bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı muvafakati alınmak
şartiyle şirket unvanında kalabilir.
5.
ŞUBELER:
Madde
50
- Her şube, kendi
merkezinin ticaret unvanını şube olduğunu belirterek kullanmak
mecburiyetindedir. Bu unvana şube ile ilgili ilavelerin yapılması caizdir.
43
ve
47
nci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da tatbik olunur.
Merkezi yabancı
memlekette bulunan bir işletmenin Türkiye'deki şubesinin ticaret unvanında,
merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
6.
TİCARET UNVANININ DEVRİ:
Madde
51
- Ticaret unvanı
işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez.
Bir işletmenin devri,
aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın dahi devrini tazammun eder.
III - TİCARET
UNVANININ KORUNMASI:
1.
ESAS:
Madde
52
- Usulen tescil
ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı, munhasıran sahibine
aittir.
2.
İHBAR VE CEZA:
Madde
53
- Bütün
mahkemeler ve memurlar, ticaret ve sanayi odaları ve noterler vazifelerini
yaparken bir ticaret unvanının tescil edilmediğini veya kanunun hükümlerine
aykırı olarak tescil yahut istimal edildiğini öğrenirlerse keyfiyeti salahiyetli
ticaret sicil memuruna ve müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.
41
ila
48
ve
50
nci maddeler hükümlerine aykırı hareket edenler ve
51
inci maddeye muhalif olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullanan
kimseler,
40
ıncı maddenin birinci fıkrasındaki cezalara mahkum edilirler.
3.
UNVANINA TECAVÜZ EDİLEN KİMSENİN HAKLARI:
Madde
54
- Ticaret unvanı
kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men'ini ve
haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde
değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur halinde bunun da
tazminini istiyebilir.
Mahkeme, davayı
kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları aleyhine hüküm verilen kimseye ait
olmak üzere hükmün gazete ile de yayınlanmasına karar verebilir.
B - İŞLETME ADI:
Madde
55
- İşletme
sahibini hedef tutmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer
işletmelerden ayırdetmek için kullanılan adların da sahipleri tarafından tescil
ettirilmesi lazımdır. İşletme adları hakkında dahi
28,
40,
43
fk
2,
52,
53
ve
54
üncü maddeler tatbik olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL :
HAKSIZ REKABET
A - UMUMİ OLARAK:
I - TARİFİ:
Madde
56
- Haksız rekabet,
aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi
rekabetin her türlü suistimalidir.
II - HÜSNÜNİYET
KAİDELERİNE AYKIRI HAREKETLER:
Madde
57
- Hüsnüniyet
kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:
1.
Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari
işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek;
2.
Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malumat vermek;
3.
Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri
hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar hakkında
aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün duruma
getirmek;
4.
Paye, şahadetname veya mükafat almadığı halde bunlara sahip imişçesine hareket
ederek müstesna kabiliyete malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya
buna müsait olan yanlış unvan yahut mesleki adlar kullanmak;
5.
Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle
iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere
başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret
gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan,
marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren
malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan
başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;
6.
Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer yardımcılarına, onları
vazifelerini ihlale sevk etmek suretiyle kendisine veya başkasına menfaatler
sağlamak maksadiyle veya bu kabil menfaatleri sağlamaya elverişli olacak
surette, müstehak olmadıkları menfaatler temin veya vadetmek;
7.
Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri iğfal suretiyle, istihdam
edenin veya müvekillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa ettirmek veya ele
geçirmek;
8.
Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya
ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak;
9.
Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette hakikata aykırı hüsnühal ve
iktidar şahadetnameleri vermek;
10.
Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki veya
mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek.
B - HUKUKİ
MESULİYET:
I - ÇEŞİTLİ
DAVALAR:
Madde
58
- Haksız rekabet
yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer
iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz
bulunan kimse:
a) Fiilin haksız olup
olmadığının tesbitini;
b) Haksız rekabetin
men'ini;
c) Haksız rekabetin
neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya
yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini;
d) Kusur varsa zarar
ve ziyanın tazminini;
e) Borçlar Kanununun
49
uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini;
istiyebilir. Davacı
lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakim, haksız rekabet neticesinde
davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebilir.
Haksız rekabet
yüzünden iktisadi menfaatleri haleldar olan müşteriler de birinci fıkrada yazılı
davaları açabilirler.
Ticaret ve sanayi
odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve nizamnamelerine göre azalarının iktisadi
menfaatlerini korumaya salahiyetli bulunan diğer mesleki ve iktisadi birlikler
dahi kendilerinin veya şubelerinin azaları bir ve ikinci fıkralar gereğince dava
açmak hakkını haiz oldukları takdirde (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı
davaları açabilirler.
Birinci fıkranın b ve
c bentleri gereğince bir kimse aleyhine verilmiş olan hüküm, haksız rekabete
mevzu olan malları, doğrudan doğruya veya dolayısiyle ondan elde etmiş olan
şahıslar hakkında da icra olunur.
II - İSTİHDAM
EDENİN MESULİYETİ:
Madde
59
- Haksız rekabet
fiili, hizmet veya işlerini gördükleri esnada müstahdemler veya işçiler
tarafından işlenmiş olursa yukarıki maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c)
bentlerinde yazılı davalar, istihdam edenlere karşı dahi açılabilir.
Yukarki maddenin
birinci fıkrasının (d) ve (e) bendlerinde yazılı davalar hakkında Borçlar Kanunu
hükümleri caridir.
III - BASININ
MESULİYETİ:
Madde
60
- Haksız rekabet
basın vasıtasiyle işlenmiş ise,
58
inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar,
ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabilir; şu kadar ki:
a) Yazı veya ilan,
yazı sahibinin yahut ilan verenin haberi olmaksızın veyahut rızalarına aykırı
olarak yayınlanmışsa;
b) Yazı sahibi veya
ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden imtina olunursa;
c) Başka sebepler
yüzünden yazı sahibi veya ilanı verenin meydana çıkarılması veya aleyhlerine bir
Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa; bu davalar, yazı işleri müdürü
eğer bir ilan mevzuubahis ise ilan servisi şefi; yazı işleri müdürü ve ilan
servisi şefi gösterilmemiş veya yoksa naşir; bu da gösterilmemişse matbaacı;
aleyhine de açılabilir.
Bu haller dışında,
yazı işleri müdürüne, ilan servisi şefine, naşir ve matbaacıya bir kusur isnat
edilebilirse yukarıki fıkrada yazılı sıraya bakılmaksızın kusurlu olanlar
aleyhine dava açılabilir.
58
inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda Borçlar
Kanununun hükümleri tatbik olunur.
IV- KARARIN İLANI:
Madde
61
- Mahkeme, davayı
kazanan tarafın talebiyle, masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere hükmün
katileşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şekil ve
şümulünü hakim tayin eder.
V- MÜRURUZAMAN:
Madde
62
-
58
inci maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu
öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç
yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; ceza kanunları gereğince daha uzun
bir müruruzaman müddetine tabi olan, cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş
bulunursa, bu müddet hukuk davaları hakkında da caridir.
VI - İHTİYATİ
TEDBİRLER:
Madde
63
- Dava açmak
hakkını haiz olan kimsenin dilekçesi üzerine mahkeme, mevcut vaziyetin olduğu
gibi muhafaza edilmesine,
58
inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı olduğu veçhile
haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız
rekabetin men'ine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve lüzumlu
diğer tedbirlerin alınmasına Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun ihtiyati tedbir
hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.
C - CEZAİ
MESULİYET:
I - CEZAYI
MÜSTELZİM FİİLLER:
Madde
64
-
1.
Elli yedinci maddenin
1,2,4,5,6,8
ve
9
uncu bentlerinde yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işliyenler;
2.
Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için şahsi durumu,
emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya
yanıltıcı malumat verenler;
3.
Müsdahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, istihdam edenin veya
müvekkillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa etmelerini veya ele
geçirmelerini temin için iğfal edenler;
4.
İstihdam edenler veya müvekkillerden, işçilerinin veya müstahdemlerinin veyahut
vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı müstelzim olan bir haksız
rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili menetmiyen veya gerçeğe aykırı
beyanları düzeltmiyenler;
58
inci madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin
şikayeti üzerine ceza mahkemesince bir aydan bir yıla kadar hapis veya beş yüz
liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya her ikisiyle birlikte
cezalandırılırlar.
Haksız rekabetin
men'i hakkındaki kesinleşmiş ilama rağmen haksız rakebet fiiline aynen veya tali
değişikliklerle devam eden kimse altı aydan aşağı olmamak üzere hapis ve beş bin
liradan on bin liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir ve suçlu re'sen
takip olunur.
II - HÜKMİ
ŞAHISLARIN CEZAİ MESULİYETLERİ:
Madde
65
- Hükmi
şahısların işleri görülürken bir haksız rekabet fiili işlenirse
64
üncü madde hükmü, hükmi şahıs namına hareket etmiş veya etmesi gerekmiş olan
organın azaları veya ortaklar hakkında tatbik olunur. Şu kadar ki; para cezası
ve masraflardan hükmi şahıs bu hakiki şahıslarla birlikte müteselsilen mesul
olur.
BEŞİNCİ FASIL :
TİCARİ DEFTERLER
A - DEFTER TUTMA
MÜKELLEFİYETİ:
I - ŞÜMULÜ:
Madde
66
- Her tacir,
ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve
her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadiyle, işletmesinin
mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri ve bilhassa, diğer kanunların
hükümleri mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki defterleri Türkçe olarak tutmaya
mecburdur:
1.
Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar
defteri;
2.
Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere
devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan ve
hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile dernekler tarafından kurulan
ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve hükmi şahsiyeti olmıyan diğer ticari
teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte yazılı defterleri;
3.
Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci bentte yazılı
defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defteri.
Tacirlerin
işletmeleriyle ilgili işler dolayısiyle aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura,
cetvel, senet gibi vesika ve kağıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları ve
yazdığı mektup, yazı ve telgrafnamelerin kopyalarını ve mukaveleleri, taahhüt ve
kefalet ve sair teminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi belgeleri muntazam
bir tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir.
II- MESULİYET:
Madde
67
- Bir tacirin
defter tutma mükellefiyetini yerine getirmeye salahiyetli kıldığı kimsenin bu
defterlere geçirdiği kayıtlar, o tacirin kendisi tarafından tutulmuş kayıtlar
hükmündedir.
Ticari defterlerin
kısmen veya tamamen mevcut olmamasından yahut kanuna uygun surette
tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan defter ve kağıtların gereği gibi
saklanmamasından doğan mesuliyet doğrudan doğruya işletme sahibine ve hükmi
şahıslarda idare organının azalarına veya idare işlerine salahiyetli olan
kimselere ve hükmi şahsiyeti olmıyan ticari işletme ve teşekküllerde onları
idareye salahiyetli olan kimselere aittir. Bunlar, kusuru memur ve
müstahdemlerine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamazlar.
66
ncı maddenin birinci fıkrasının
1
ila
3
üncü bentlerinde sayılan defterleri tutma mükellefiyetini hiç veya kanuna uygun
şekilde yerine getirmeyip de ikinci fıkraya göre mesul olanlar üç milyon liradan
otuz milyon liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Defterlerin kanuna
uygun şekilde tutulmaması halinde, bunları tutmakla vazifelendirilmiş olan
kimseler dahi aynı cezaya mahkum edilirler. Diğer kanunlarda bulunan cezai
hükümler mahfuzdur.
Hakimler, noterler,
sicil memurları ve diğer memurlar resmi muameleler dolayısiyle bir tacirin
defter tutma mükellefiyetine aykırı hareket ettiğini öğrenince keyfiyeti
müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.
III- SAKLAMA
MÜDDETİ:
Madde
68
- Defter tutmak
mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam eden halefleri defterleri son
kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer hesap ve kağıtları
tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklamaya mecburdurlar.
Hakiki şahıs olan
tacirin ölümü halinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi halinde kendisi defter
ve kağıtları birinci fıkra gereğince saklamakla mükelleftirler. Ancak mirasın
resmi tasfiyesi halinde defter ve kağıtlar birinci fıkrada yazılı müddetle sulh
mahkemesi tarafından saklanır.
Kollektif ve adi
komandit şirketlerin her ne suretle olursa olsun infisahı halinde bunlara ait
defter ve kağıtlar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki salahiyetli mahkeme
tarafından
1
inci fıkra gereğince saklanmak üzere ortaklardan birine veya notere, diğer
şirketlerin infisahı halinde ise, notere tevdi olunur. Noter harc ve ücreti
şirket mevcudundan ödenir.
Bir tacirin
saklamakla mükellef olduğu defter ve kağıtlar; yangın, su baskını veya yer
sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa uğrarsa tacir
zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmesinin
bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesinden kendisine bir vesika verilmesini
istiyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.
Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılır.
IV - TASDİK
ETTİRME VE BEYANNAME VERME MÜKELLEFİYETİ:
Madde
69
- (Değişik fıkra:
11/06/2003
-
4884
S.K./1.
md.) Şirket kuruluş aşamasında
66
ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı defterler kullanılmaya başlanmadan önce
tacir tarafından ticari işletmenin bulunduğu yerin ticaret sicili memurluğuna
veya notere ibraz edilir. Bu defterler,
213
sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerinde yer alan
bilgileri içerecek şekilde tasdik ve imza olunur. Sicil memuru veya noter,
defterlerin kaç sayfadan ibaret bulunduğunu ilk ve son sayfaya yazarak resmi
mühür ve imzasıyla tasdik eder. Noterlerce tasdik edilen defterlerin mahiyet ve
adetleri ve bunların kime ait olduğu en geç yedi gün içinde ilgili ticaret
sicili memurluğuna bildirilir. Şirketlerin müteakip yıl defterleri ile
kullanılması zorunlu diğer defterler
213
sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerine göre
tasdik olunur.
Her tacir, tutmaya
mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak istediği defterlerin her birinin nevi ve
mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha beyannameyi bu defterleri
kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye mecburdur. Memur, bunlardan
birisini tasdik ederek tacire geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun
şekilde yerine getirmiyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz.
B - ÇEŞİTLİ
DEFTERLER:
I-YEVMİYE:
Madde
70
- Yevmiye
defteri, kayda geçirilmesi icabeden muameleleri vesikalardan çıkararak tarih
sırasiyle ve "madde" halinde tertipli olarak yazmaya mahsus defterdir.
Yevmiye maddelerinin
en az aşağıdaki malumatı ihtiva etmesi şarttır:
1.
Madde sıra numarası (Makine ile tutulan muhasebelerde mecburi değildir.);
2.
Tarih;
3.
Borçlu hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai yardımcı hesabın
isminin tasrihi şarttır.);
4.
Alacaklı hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai yardımcı hesabın
isminin tasrihi şarttır);
5.
Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenler, izahat sütununda gösterilmek
şarttır);
6.
Her kaydın dayandığı vesikaların nevi ve varsa tarih ve numaraları.
Yevmiye defteri
ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı olur; şu kadar
ki, vergi kanunlarına
göre müteharrik yapraklı yevmiye defterinin kullanılmasına müsaade olunduğu
takdirde vergi kanunlarına uygun olmak şartiyle bu defterler de kullanılabilir.
Yevmiye defterine
geçirilecek kayıtlar haklı sebep olmaksızın, on günden fazla geciktirilemez.
Yevmiye defteri yeni
senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edilip son kaydın altına
noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmek
şarttır.
II - DEFTERİKEBİR:
Madde
71
- Defterikebir,
yevmiye defterine geçirilmiş olan muameleleri buradan alarak sistemli bir
surette hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesaplarda toplıyan defterdir.
Defterikebirdeki
kayıtların en az aşağıdaki malumatı ihtiva etmesi şarttır:
1.
Tarih;
2.
Yevmiye defteri madde numarası;
3.
Meblağ;
4.
Toplu hesaplarda yardımcı nihai hesapların isimleri.
Yukarki maddenin
üçüncü fıkrası hükmü defterikebir hakkında da tatbik olunur.
III - ENVANTER
DEFTERİ:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
72
- Envanter
defterine işletmenin açılış tarihinde ve mütaakiben her iş yılı sonunda
çıkarılan envanterler ve bilançolar kaydolunur.
Envanter ve
bilançonun taalluk ettiği tarihe "bilanço günü" denir.
İş yılı, altı aydan
az, on iki aydan çok olamaz. Kanunda aksine hüküm olmadıkça, iş yılı sonu için
çıkarılacak envanter ve bilançoların gelecek iş yılının ilk üç ayı içinde
tamamlanmış olması lazımdır.
Envanter defterine
geçirilen envanter ve bilanço; tacir, kolektif ve komandit şirketlerde hudutsuz
olarak mesul olan bütün ortaklar, donatma iştiraklerinde bütün donatanlar ve
tacir sıfatını haiz olan diğer şirket ve kurumlarda idare işlerine salahiyetli
olan kimseler tarafından imza ve notere ibraz olunur.
Noterin yapacağı
muamele hakkında
70
inci maddenin son fıkrası tatbik olunur. İmza edilen envanter ve bilançonun
ilanı ve resmi makamlara verilmesi hakkındaki hükümler mahfuzdur.
Envanter defteri
ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olur.
2.
ENVANTER:
Madde
73
- Envanter
çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek suretiyle, bilanço günündeki
mevcutları, alacakları ve borçları kati bir şekilde ve müfredatlı olarak tesbit
etmektir.
Mevcutlar, alacaklar
ve borçlar işletmeye dahil iktisadi kıymetleri ifade eder.
Envanter esas
itibariyle defter üzerine çıkarılır. Şu kadar ki; işlerinde geniş ölçüde ve
çeşitli mal kullanan büyük işletmeler, envanterlerini listeler halinde tanzim
edebilirler. Bu takdirde envanter defterine listeler muhteviyatı icmalen
kaydolunur.
3.
BİLANÇO:
Madde
74
- Bilanço,
envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifi ve karşılıklı olarak değerleri
itibariyle tertiplenmiş hulasasıdır.
Bilançonun aktif
tablosunda; mevcutlarla alacaklar ve varsa zarar, pasif tablosunda; borçlar
gösterilir.
Aktif yekunu ile
borçlar arasındaki fark tacirin işletmeye tahsis ettiği ana sermayeyi teşkil
eder. Ana sermaye de pasif tablosuna kaydolunur ve bu suretle aktif ve pasif
tablolarının yekünları denkleşir. Yedek akçeler ve kar ayrı gösterilseler dahi,
ana sermayenin cüzüleri sayılırlar.
4.
AÇIKLIK VE DOĞRULUK ESASLARI:
Madde
75
- İlgililerin;
işletmenin iktisadi ve mali durumu hakkında mümkün olduğu kadar doğru bir fikir
edinebilmeleri için, envanter ve bilançoların ticari esaslar gereğince eksiksiz,
açık ve kolay anlaşılır bir şekilde memleket parasına göre tanzimi lazımdır.
Bütün aktifler, en
çok bilanço gününde işletme için haiz oldukları değer üzerinden kaydolunur.
Borsada kote edilen emtia ve kıymetler o günün borsa rayicine göre ve tahsil
edilemiyen veya ihtilaflı bulunanlar müstesna olmak üzere, bütün alacaklar da
itibari miktarlarına göre hesabedilir.
Pasifler, hususiyle
bütün borçlar, şarta bağlı veya vadeli olsa bile, itibari değeri üzerinden
hesaba geçirilir.
Ticaret şirketleriyle
ticaret kurumlarının envanter ve bilançoları hakkındaki hususi hükümler
mahfuzdur.
IV - İŞLETME
HESABI:
1.
DEFTER VE HÜLASA:
Madde
76
- Ciltli ve
sayfaları müteselsil sıra numaralı olan işletme hesabı defterinin sol tarafını
masraf, sağ tarafını hasılat kısmı teşkil eder. Masraf kısmına; satınalınan
emtia, hizmet mukabili ödenen paralar ve işletme ile ilgili diğer bütün
masraflar; hasılat kısmına ise, emtia satışları, hizmet mukabili alınan paralar
ve işletme faaliyetinden doğan diğer hasılat kaydolunur. Masraf ve hasılat
kayıtlarının en az aşağıdaki malumatı ihtiva etmesi şarttır:
1.
Sıra numarası;
2.
Kayıt tarihi;
3.
Muamelenin nev'i;
4.
Meblağ.
Her iş yılı sonunda
bir "işletme hesabı hulasası" çıkarılır. Buna aşağıdaki maddeler birer kalemde
ayrı ayrı yazılır:
A) Masraf tablosuna:
1.
Çıkarılan envantere göre iş yılı başındaki emtia mevcudunun değeri;
2.
İş yılı içinde satınalınan emtianın değeri;
3.
İş yılı içinde yapılan bütün masraflar.
B) Hasılat tablosuna:
1.
İş yılı içinde satılan emtianın değeri;
2.
İş yılı içinde hizmet mukabili vesair suretle alınan paralar;
3.
Çıkarılan envantere göre iş yılı sonundaki mevcudun değeri.
75
inci madde hükmü işletme hesabı hulasasına da tatbik olunur.
2.
EMTİA ENVANTERİ:
Madde
77
- Emtia üzerine
iş yapanlar, emtia hareketlerini işletme hesabının masraf ve hasılat
kısımlarında ayrı bir sütunda göstermiye ve bir emtia envanteri çıkarmıya
mecburdurlar.
Emtia envanteri
çıkarmak; satmak maksadiyle alınan veya imal edilen mallarla iptidai ve ham
maddeler ve yardımcı malzeme dahil olmak üzere emtia mevcutlarını saymak,
ölçmek, tartmak ve değerlendirmek suretiyle kati bir şekilde ve müfredatlı
olarak tesbit etmektir.
Emtia envanteri;
muamelelere ait kayıtlarla karıştırılmamak suretiyle yeniden işe başlama halinde
işletme hesabı defterinin baş tarafına; mütaakiben de her iş yılı kapandıktan
sonra, muamele kayıtlarını takibeden sayfalara yazılır.
V - KARAR DEFTERİ:
Madde
78
- Hükmi şahıs
olan tacirler tarafından tutulan karar defterine gerek umumi heyet veya ortaklar
heyeti, gerek varsa idare meclisi tarafından müzakere neticesinde ittihaz olunan
kararlarla toplantıda hazır bulunan azaların adları ve soyadları ve toplantı
günü ile beyan edilen rey ve müzakerelerin tam bir surette bilinmesi için
gerekli diğer hususlar geçirilir ve bu kararların altı şirket namına imza
koymaya salahiyetli olanlar tarafından imza edilir.
D - TESLİM VE
İBRAZ:
I - TESLİM
MÜKELLEFİYETİ:
Madde
79
- Ticari
defterlerle, saklanması mecburi olan diğer kağıtların teslimi; miras, şirket ve
iflas işlerinde istenebilir. Teslim halinde defter, hesap ve kağıtların her
tarafı gerek mahkeme ve gerek ilgililer tarafından incelenebilir.
II - İBRAZ
MÜKELLEFİYETİ:
Madde
80
- Muhakeme
esnasında muhik bir menfaatin mevcudiyeti ispat olunur ve mahkeme ibraz
edilmesini sübut bakımından zaruri addederse yalnız ihtilaflı meseleye mütaallik
kayıtların sureti çıkarılmak veya ehlivukuf tetkikatı yaptırılmak üzere mahkeme
re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine bunların birine yahut her ikisine
ait defterlerle saklanması mecburi olan kağıtların ibrazını emredebilir.
İbrazına karar
verilen ticari defter, hesap ve kağıtlar, davaya bakan mahkemeden başka bir
mahkemenin kaza dairesi içinde olup da nakil ve ibrazında güçlük bulunduğu
takdirde bu defterlerin kanuna uygun olarak tutulup tutulmadıklarının ve
bunların ibrazını gerekli kılan hal ve keyfiyetin ehlivukuf vasıtasiyle
incelenerek neticesini gösterir bir zabıt varakası tutulması ve rapor alınması
ve lüzumuna göre suretlerinin çıkarılıp gönderilmesi ticari defter, hesap ve
kağıtların bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla mükellef mahkemeden istenir.
III - MÜŞTEREK
HÜKÜMLER:
Madde
81
- Hukuk
Muhakemeleri Usulü Kanununun, muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muamelelere ait
hükümleriyle senetlerin ibrazı mecburiyetine dair olan hükümleri ticari işlerde
dahi tatbik olunur.
E - TİCARİ
DEFTERLERİN İSPAT KUVVETİ:
I - KATİ DELİL:
Madde
82
- Ticari işlerden
dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari
defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul
olunur.
Tasdika tabi olmıyan
defterler ancak
69
uncu madde gereğince tasdika tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle
birlikte delil olarak kabul olunur.
Bir tacirin tuttuğu
bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi takdirde defterler delil
olmaktan çıkar.
II - YEMİN:
Madde
83
- Mahkeme,
aşağıdaki hükümler gereğince, defter münderecatını sahibi lehine hükme medar
görmüşse kanaatini kuvvetlendirmek için o kaydın doğru olduğuna ve davacının
halen davalıda yerine getirilmesi gereken hakkı bulunduğuna dair defter sahibine
tamamlayıcı bir yemin verir.
Taraflardan biri
hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini mahkeme huzurunda
beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina ederse, mahkeme,
defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati hakkında bir yemin
verir.
III - SAHİBİNİN
ALEYHİNDE:
Madde
84
- Kanuna uygun
olarak veya olmıyarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve
halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde
sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar
birbirlerinden ayrılamaz.
IV - SAHİBİNİN
LEHİNDE:
Madde
85
- Kanuna uygun
bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin münderecatı
sahibi lehine delil ittihaz olunur; şu kadar ki hasım tarafın keza kanuna uygun
surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden defterleri buna aykırı olur veya
bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi,
vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın ispat
kuvveti kalmaz.
V - DİĞER TARAFIN
ALEYHİNDE:
Madde
86
- Taraflardan
birinin defterleri kanuna uygun olup da diğerininki olmaz veya hiç defteri
bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini
teyit eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhinde delil olur. Hasım taraf,
aleyhinde delil ittihaz olunan kaydın aksini muteber delillerle ispat edebilir.
ALTINCI FASIL :
CARİ HESAP
A - TARİFİ VE
ŞEKLİ:
Madde
87
- İki kimsenin
para, mal, hizmet ve diğer hususlardan dolayı birbirlerindeki alacaklarını ayrı
ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem zimmet ve matlup
şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkacak bakıyeyi istiyebileceklerine
dair bulunan mukaveleye cari hesap mukavelesi denir.
Bu mukavele yazılı
olmadıkça muteber olmaz.
B - HÜKÜMLERİ:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
88
- Borçlar
Kanununun
115
inci maddesiyle
122
nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri mahfuz kalmak üzere cari hesap
mukavelesinin hükümleri şunlardır:
1.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba zimmet veya matlup kaydı, zimmet
veya matlubu doğuran mukavele veya muameleye mütaallik tarafların haiz oldukları
dava ve müdafaa haklarını düşüremez. Mukavele veya muamele iptal edilirse ondan
doğan kalem hesaptan çıkarılır;
2.
Taraflar arasında cari hesap mukavelesinin akdinden önce mevcut bir matlup,
tarafların rızasiyle cari hesaba kaydedilirse aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu
matlup yenilenmiş olmaz;
3.
Bir ticari senedin cari hesaba kaydı bedelinin tahsil edilmesi halinde muteber
olmak şartiyle vukubulmuş sayılır;
4.
Her hesap devresi sonunda zimmet ve matlubu teşkil eden tutarlar birbirinden
çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen tayin olunan bakiye, yeni hesap
devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba geçirilir; mukavele sona ermiş veya
bakıye haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir;
5.
Cari hesabın matlup kısmına kaydolunan tutarlar için mukavele veya ticari
teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz işler.
II - HUSUSİ
HALLER:
1.
TİCARİ SENETLER:
Madde
89
- Yukarıki
maddenin
3
üncü bendi gereğince cari hesaba kayıt olunup bedeli tahsil edilemiyen ticari
senet sahibine geri verilerek kaydı silinir.
2.
ÜCRET VE MASRAFLAR:
Madde
90
- Taraflar
arasında cari hesabın mevcudiyeti, komisyondan ileri gelen ücretin ve her türlü
masrafların istenmesine mani olmaz.
3.
HESAP DIŞINDA KALAN ALACAKLAR:
Madde
91
- Takası kabil
olmıyan alacaklarla muayyen bir cihete sarf edilmek veya ayrıca emre amade
tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba
geçirilemez.
III - BAKİYE:
1.
TESBİTİ:
Madde
92
- Mukavele veya
ticari teamül ile muayyen hesap devreleri sonunda, cari hesabın kapatılması ve
zimmet ile matlup kalemleri arasındaki farkın tesbit edilmesi lazımgelir.
Hesap devresi
hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her takvim yılının son günü
taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Tesbit edilen
bakıyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde
noter marifetiyle veya taahütlü bir mektupla veya telgrafla itirazda bulunmazsa
bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
2.
FAİZ:
A - UMUMİ OLARAK:
Madde
93
- Zimmet ve
matlup kalemlerinin birbirinden çıkarılması neticesinde hasıl olan bakıye için
dahi tesbit edildiği günden itibaren faiz işler.
B - MÜREKKEP FAİZ
VE DİĞER CİHETLERE AİT HÜKÜMLER:
Madde
94
- Taraflar, üç
aydan aşağı olmamak üzere diledikleri zaman faizlerin ana paraya eklenmesini
kararlaştırabilecekleri gibi hesap devrelerini ve faiz ve komisyon miktarlarını
dahi mukavele ile tayin edebilirler.
8
inci madde hükmü mahfuzdur.
IV - BÜTÜNLÜK
ESASI:
Madde
95
- Cari hesaba
geçirilen matlup ve zimmet kalemleri ayrılmaz bir bütün teşkil eder. Cari
hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz.
Tarafların hukuki durumunu ancak mukavelenin sonundaki hesabın kesilmesi tayin
eder.
C - CARİ HESABIN
SONU:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
96
- Cari hesap
mukavelesi:
1.
Kararlaştırılan müddetin bitmesi;
2.
Bir müddet kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin feshi ihbar etmesi;
3.
Taraflardan birinin iflas etmesi; ile sona erer.
II - ÖLÜM VE HACİR
HALLERİ:
Madde
97
- Mukavelede bir
müddet tayin edilip de taraflardan biri ölür veya hacir altına alınırsa her iki
taraf ve halefleri on gün önce haber vermek şartiyle cari hesap mukavelesini
feshedebilir. Şu kadar ki; bakıyenin ödenmesi ancak hesabın
92
nci maddeye göre kapatılması gereken tarihte istenebilir.
D - BAKİYENİN
HACZİ:
Madde
98
- Taraflardan
birinin alacaklısı onun hesap bakıyesini haciz ettirdiği gün hesap kapatılarak
bakıye tesbit edilir.
Bu halde borcundan
dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş gün içinde haczi kaldırtmazsa diğer
taraf mukaveleyi feshedebilir; etmezse haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba
yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz. Meğer ki; hesaba geçirilen
kalemler haciz anından önce doğmuş bulunan hukuki bir münasebetten ileri gelmiş
olan.
Haciz ettiren
alacaklı bakıyeden, kendi alacağına tekabül eden kısmının ödenmesini ancak
hesabın
92
nci maddeye göre kapatılması gereken anda istiyebilir.
E - MÜRURUZAMAN:
Madde
99
- Cari hesabın
tasfiyesine, kabul edilen veya hükmen tayin olunan bakıyeye veya faiz
bakıyelerine, hesap hata ve zuhullerine, cari hesaptan hariç addolunmak lazım
gelen veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya mükerrer
kayıtlara ilişkin bulunan davalar, beş yıl geçmekle müruruzamana uğrarlar.
YEDİNCİ FASIL :
TİCARET İŞLERİ TELLALLIĞI
A - TARİFİ:
Madde
100
- Taraflardan
hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem yahut
acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında,
ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık
yapmayı meslek edinen kimseye tellal denir.
Tellallar bu fasılda
gösterilen hakları haiz ve borçlarla mükelleftirler.
Ticari olmıyan işlere
dair olan mukavelelerin akdi hususunda aracılıkla meşgul olan veya ticari bir
aracılık işini arızi olarak üzerlerine alan kimseler hakkında Borçlar Kanununun
404
ila
409
uncu maddeleri tatbik olunur.
24
üncü madde hükmü mahfuz kalmak üzere Borçlar Kanununun
409
uncu maddesi hükmü ticaret tellallığına da tatbik olunur. Borsa tellalları
hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
B - HÜKÜMLERİ:
I - BORDRO:
1.
VERME MÜKELLEFİYETİ:
Madde
101
- Mukavelenin
taraflarınca vazgeçilen veya emtianın nevi dolayısiyle mahalli teamül gereğince
lüzum bulunmıyan haller dışında tellal, taraflardan her birine muamele
yapıldıktan sonra, tarafların ad ve soyadlarını ve mukavelenin mevzuu ve
şartlarını, hususiyle, emtia, veya kıymetli evrak alım satımlarında bunların
nev'ini, miktarını, fiyatını ve teslim zamanını gösteren ve kendi imzasını
taşıyan bir bordro vermeye mecburdur.
2.
TARAFLARCA İMZASI:
Madde
102
- Derhal yerine
getirilmesi kararlaştırılmış olmıyan muameleler hakkında bordrolar taraflara
imza ettirilmek, taraflardan her birine diğer tarafın imzasını taşıyan bordro
verilmek lazımdır. Taraflardan biri bordroyu kabul veya imza etmekten çekinirse,
tellal derhal diğer tarafa keyfiyeti ihbarla mükelleftir.
Tellal tarafların
bordroya koymuş oldukları imzaların sıhhatinden mesuldür. Ticari senetlerin alım
ve satımına aracılıkta bulunan tellal bu senetleri satana ait olan imzanın
sıhhatinden dahi mesuldür.
3.
DİĞER TARAFIN SONRADAN BİLDİRİLMESİ:
Madde
103
- Diğer tarafın
sonradan bildirileceği kaydını ihtiva eden bir bordroyu kabul eden kimse, meçhul
kalan taraf sonradan kendisine bildirilince, ona karşı haklı bir itirazda
bulunmazsa, o mukavele ile ilzam olunur. Bordroda gösterilmemiş olan tarafın kim
olduğu mahalli teamüle, böyle bir teamül yoksa halin gereğine göre uygun bir
müddet içinde bildirilir.
Bordroda
gösterilmemiş olan taraf müddeti içinde bildirilmez veya bildirilip de aleyhine
haklı bir itiraz ileri sürülürse, bordroyu kabul etmiş olan taraf, mukavelenin
yerine getirilmesini bizzat tellaldan istiyebilir. Şu kadar ki tellalın
müracaatı üzerine mukavelenin ifasını derhal istemezse artık davası dinlenmez.
Mukaveleyi bizzat yerine getiren tellal, taraf sayılır ve diğer tarafa karşı
akdin hak ve borçları kendisine ait olur.
II - NÜMUNENİN
SAKLANMASI:
Madde
104
- Tellal kendi
vasıtasiyle nümune üzerine satılan emtiadan her birinin tevdi olunan nümunesini,
malın vasıflarına itiraz edilmeksizin kabulüne veya muamelenin diğer suretle
bitirilmesine kadar saklamakla mükelleftir.
Taraflar nümunenin
saklanmasından açık olarak vazgeçer veya emtianın nev'ine göre mahalli teamül
gereğince buna lüzum olmazsa tellal, tevdi edilen nümuneyi saklamaya mecbur
değildir.
Tellal ilerde delil
olarak kullanmak üzere, tevdi edilen nümuneye hususi bir işaret koymaya ve
ticari teamülün icabından ise bu işareti taraflara imza ettirmeye mecburdur.
III - KABZA
SALAHİYETSİZLİK:
Madde
105
- Tellal, bedeli
tahsile veya mukavelede gösterilen sair şeyleri teslim almaya salahiyetli
sayılmaz.
IV-ÜCRET:
1.
İSTEMEK HAKKI VE MÜRURUZAMAN:
Madde
106
- Muamele
yapılınca veya mukavele bir şarta bağlı ise şart tahakkuk edince bordroyu vermiş
olan tellal ücretini istemek hakkını haizdir.
Bu hak muamelenin
yapıldığı günden itibaren bir yıl geçince müruruzamana uğrar. Eğer mukavele
yapılmaz veya talik olunduğu şart tahakkuk etmezse, tellal, bu işteki
teşebbüslerinden dolayı ücret isteyemez.
2.
MİKTARI:
Madde
107
- Ücretin
miktarı, mukavele ve tarifelere ve bunlar yoksa mahallindeki ticari teamüle göre
tayin olunur.
3.
BORÇLU:
Madde
108
- Tellal ücretini
hangi tarafın ödiyeceği mukavele veya kanun ile tayin edilmemiş ise,
mahallindeki ticari teamül nazara alınır; bu da yoksa taraflar bu ücreti yarı
yarıya öderler.
4.
MASRAFLAR:
Madde
109
- Tellal
tarafından yapılacak masrafların ödenmesi kararlaştırılmışsa muamele bitirilmese
bile, bu masraflar istenebilir.
5.
HAKKIN DÜŞMESİ:
Madde
110
- Tarafsızlığı
ihlal edecek derecede akıdlerden birini iltizam eden veya hüsniniyet kaidelerine
aykırı mahiyette bunların birinden kendisine menfaat temin eden tellalın, ücret
ve masrafları istemek hakkı kalmaz.
V - YEVMİYE
DEFTERİ:
1.
TUTMA MÜKELLEFİYETİ:
Madde
111
- Tellal, kendi
aracılığı ile yapılan muameleleri bir yevmiye defterine günü gününe yazmaya
mecburdur. Kayıtların tarih sırasiyle yapılması ve
101
inci maddede yazılı hususları ihtiva etmesi lazımdır.
Her kayıt, günü
gününe tellal tarafından imza olunur. Ticari defterlerin tasdikine, tutulmasına
ve saklanmasına dair hükümler tellalın yevmiye defteri hakkında da caridir.
Tellal, her zaman
taraflardan birinin talebi üzerine aracılığını yaptığı muameleler için yevmiye
defterinin o işe ait kısmının bir suretini imzalıyarak vermeye mecburdur.
2.
İBRAZ MECBURİYETİ:
Madde
112
- Mahkeme,
taraflar arasında çıkan bir davaya ait hususların ispatı için veya diğer her
hangi bir dava zımnında bordro, suret ve diğer ispat edici vesikaların
karşılaştırılması maksadiyle yevmiye defterinin ibrazını tellala emir ve ondan
gereken izahları talebedebilir.
3.
MESULİYET:
Madde
113
- Yevmiye
defterinin tutulması ve saklanmasiyle ilgili hükümlere aykırı hareket eden
tellal hakkında
67
nci madde hükmü tatbik olunur.
4.
TEVDİ MÜKELLEFİYETİ:
Madde
114
- Ölen veya işten
çekilen tellalın yevmiye defterleri, bulunduğu yerin noterine tevdi edilir.
C - ESNAF ARASINDA
ARACILIK:
Madde
115
- Esnaf arasında
aracılık yapan kimseler hakkında, bu faslın hükümleri tatbik olunmaz.
SEKİZİNCİ FASIL :
ACENTELİK
A - UMUMİ OLARAK:
I - TARİFİ:
Madde
116
- Ticari
mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat
olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir
surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları
o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.
Bu fasılda hüküm
bulunmıyan hallerde aracılık eden acenteler hakkında tellallık hükümleri, akit
yapan acenteler hakkında komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmıyan
hallerde vekalet hükümleri tatbik olunur.
II - TATBİK
SAHASI:
Madde
117
- Hususi
kanunlardaki hükümler mahfuz olmak üzere bu fasıl hükümleri şunlar hakkında da
tatbik olunur:
1.
Mukaveleleri yerli veya yabancı bir işletme hesabına ve kendi adına akdetmeye
daimi olarak salahiyetli bulunanlar,
2.
Sigorta mukavelelerinin akdi hususunda aracılık edenler,
3.
Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi olmıyan ecnebi ticari işletmeleri
nam ve hesabına memleket içinde muamelelerde bulunanlar.
III - İNHİSAR:
Madde
118
- Aksi yazılı
olarak kararlaştırılmış olmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge
içinde aynı ticaret dalı için birden fazla acente tayin edemiyeceği gibi; acente
dahi aynı yer veya bölge içinde, birbirleriyle rekabette bulunan mütaaddit
ticari işletmeler hesabına aracılık yapamaz.
B - ACENTENİN
SALAHİYETLERİ:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
119
- Acente,
aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar
ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları
kabule salahiyetlidir.
Bu gibi
mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente müvekkili namına dava
açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
Bu hükümlere aykırı
olan şartlar muteber değildir.
II - KABZA
SALAHİYETİ:
Madde
120
- Müvekkilinin
hususi ve yazılı muvafakati veya vekaleti olmadan acente, bizzat teslim etmediği
malların bedelini kabza ve bedelini bizzat ödemediği malları teslim almaya mezun
olmadığı gibi bu muamelelerden doğan alacağı tecil veya miktarını tenzil dahi
edemez.
III - AKİT YAPMA
SALAHİYETİ:
Madde
121
- Hususi ve
yazılı bir muvafakat olmadan acente, mütevekkili namına mukavele akdine
salahiyetli değildir.
Acentelere
müvekkilleri adına akit yapma salahiyetini veren vesikaların acente tarafından
tescil ve ilan ettirilmesi mecburidir.
IV-
SALAHİYETSİZLİK:
Madde
122
- Acente,
salahiyetli olmaksızın veya salahiyeti sınırlarını aşarak müvekkili namına bir
mukavele yaparsa müvekkili mukavelenin akdini haber alır almaz üçüncü şahsa,
akde icazet vermediğini derhal bildirmediği takdirde, icazet vermiş sayılır.
İcazet verilmediği halde acente akitten bizzat mesul olur.
C - ACENTENİN
BORÇLARI:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
123
- Acente,
kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde mukavele uyarınca, müvekkilinin
işlerini görmeye ve menfaatlerini korumaya mecburdur.
Acente, bilhassa,
müvekkili hesabına saklamakta bulunduğu emtia veya eşyaya arız olan hasarlardan
kusursuz olduğunu ispat etmedikçe mesuldür.
II- HABER VERME
BORCU:
Madde
124
- Acente, üçüncü
şahısların kabule salahiyetli olduğu beyanlarını, bölgesindeki piyasanın durum
ve şartlarını, müşterilerin mali durumunu ve bu durumda vukubulan değişiklikleri
ve yapılan muamalelere mütaallik müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona
vaktinde bildirmeye mecburdur.
Müvekkilin açık
talimatı olmıyan meselelerde acente, emir alıncaya kadar muameleyi
geciktirebilir. Şu kadar ki; işin aceleliği müvekkilinden sormaya müsait olmaz
veya acente en faydalı şartlar dairesinde harekete mezun bulunursa basiretli bir
tacir gibi kendi görüşüne göre muameleyi yapar.
III - ÖNLEYİCİ
TEDBİRLER:
Madde
125
- Acente,
müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma sırasında hasara uğradığına
dair emareler görecek olursa, müvekkilinin taşıcıya karşı dava hakkını emniyet
altına almak üzere hasarı keşfettirmek ve gereken diğer tedbirleri almak,
emtiayı mümkün olduğu kadar muhafaza eylemek veya büsbütün telef olması
tehlikesi varsa, Borçlar Kanununun
92
nci maddesi gereğince salahiyetli mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin
keyfiyeti müvekkiline haber vermekle mükelleftir. Aksi takdirde ihmali yüzünden
doğacak zararı tazmine mecbur olur.
Satılmak üzere
acenteye gönderilen emtia çabuk bozulacak cinsten olur veya değerini düşürecek
değişikliklere maruz bulunur ve müvekkilden sormaya vakit müsait olmaz veya
müvekkil izin vermede gecikirse, acenta salahiyetli mahkemenin izniyle Borçlar
Kanununun
92
nci maddesi gereğince bu emtiayı sattırmaya salahiyetli ve müvekkilin
menfaatleri bunu gerekli kılıyorsa mecburdur.
IV- ÖDEME BORCU:
Madde
126
- Acente
müvekkiline ait olan paranın gönderilmesi veya teslim edilmesi lazım geldiği
zaman bunu yapmazsa, o andan itibaren faiz ve gerekirse ayrıca tazminat vermeye
mecburdur.
D - ACENTENİN
HAKLARI:
I - FEVKALADE
MASRAFLARIN TAZMİNİ:
Madde
127
- Acente,
işlerini ifa için yaptığı masraflardan ancak fevkalade masrafların tazminini
istiyebilir.
Avanslar hakkında
22
nci madde tatbik olunur.
II - ÜCRET:
1.
ÜCRETE TABİ MUAMELELER:
Madde
128
- Acente fiilen
aracılıkta bulunduğu veya akdettiği muamelelerden ve aracılıkta bulunmamakla
beraber bölgesi içindeki şahıslarla müvekkili arasında doğrudan doğruya yapılan
ve inhisar dalı içine giren muamelelerden dolayı bir ücret istemek hakkını
haizdir.
Müvekkil, doğrudan
doğruya yaptığı muameleleri derhal acenteye bildirmeye borçludur.
2.
ÜCRETE HAK KAZANMA ZAMANI:
Madde
129
- Acente,
mukavelenin yapıldığı tarihte, mukavele mevzuu bir malın satınalınması, imal
edilmesi veya satılması ise, müvekkilinin malı veya bedeli yahut onun yerine
diğer bir karşılığı aldığı tarihte ücrete hak kazanır. Bu hallerde müvekkile
isnadedilebilecek bir sebepten dolayı mukavele yerine getirilmemiş olsa bile
acente ücretin ödenmesini istiyebilir.
Mukavele kısım kısım
yerine getirilecekse acente, yerine getirildiği veya yerine getirilmesi
gerektiği nispette ücrete hak kazanır.
3.
ÜCRETİN MİKTARI:
Madde
130
- Mukavelede
hüküm bulunmadıkça ücretin miktarı acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle,
teamül yoksa halin icabına göre mahkemece tayin olunur.
4.
ÜCRETİN ÖDEME ZAMANI:
Madde
131
- Müvekkil,
acentenin ücrete hak kazanmış olduğu muamelelere ait defter kayıtlarının bir
suretini hesap cetveli ile birlikte acenteye vermeye mecburdur.
Acenteye ait
alacakların, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, her üç ayda bir defa ve her halde
takvim yılının sonunda veya acentelik mukavelesi sona erdiği zaman, tesbit
edilerek ödenmesi lazımdır.
III- HAPİS HAKKI:
Madde
132
- Acente,
müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar acentelik mukavelesi
dolayısiyle alıp da gerek kendi yedinde gerek hususi bir sebebe binaen zilyed
olmakta devam eden bir üçüncü şahıs yedinde bulunan menkul şeyler ve kıymetli
evrak ile emtia senedi vasıtasiyle tasarruf edebildiği emtia üzerinde hapis
hakkına maliktir.
Müvekkile ait mallar
acente tarafından mukavele veya kanun icabı satıldığı takdirde acente satılan
malların bedelini ödemekten kaçınma salahiyetini haiz olur.
Müvekkil aciz halinde
bulunduğu takdirde acentanın henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da
yukarki fıkralar tatbik olunur.
Medeni Kanununun
864
üncü maddesinin ikinci fıkrasiyle
865,
866,
867
nci maddeleri mahfuzdur.
E - ACENTELİK
MUKAVELESİNİN SONA ERMESİ:
I- SEBEPLERİ:
Madde
133
- Muayyen olmıyan
bir müddet için aktedilmiş olan acentelik mukavelesini, taraflardan her biri üç
ay önce ihbar etmek şartiyle feshedebilir; mukavele ile bir müddet tayin edilmiş
olsa dahi muhik sebeplerden dolayı akit her zaman fesih olunabilir.
Müvekkilin veya
acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması halinde Borçlar Kanununun
397
nci maddesi tatbik olunur.
II - TAZMİNAT
BORCU:
Madde
134
- Muhik bir sebep
olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden taraf,
başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine
mecburdur.
Müvekkilin veya
acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik
mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi
gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir tazminat acenteye
yahut yukardaki hallere göre onun yerine geçenlere verilir.
DOKUZUNCU FASIL :
TİCARETE MAHSUS YERLER
Madde
135
- Borsalar,
sergi, panayır ve pazar yerleri, antrepo ve ticarete mahsus diğer yerler
hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
İKİNCİ KİTAP :
TİCARET ŞİRKETLERİ
BİRİNCİ FASIL :
UMUMİ HÜKÜMLER
A - NEVİLERİ:
Madde
136
- Ticaret
şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden
ibarettir.
B - HÜKMİ
ŞAHISLARIN EHLİYETİ:
Madde
137
- Ticaret
şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket mukavelesinde yazılı işletme
mevzuunun çevresi içinde kalmak şartiyle bütün hakları iktisap ve borçları
iltizam edebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar mahfuzdur.
C - TATBİK
OLUNACAK KANUN HÜKÜMLERİ:
Madde
138
- Her şirket
nevine mahsus hükümler mahfuz kalmak şartiyle Medeni Kanunun
45,47,48,49
uncu maddeleri ve bu fasılda hüküm bulunmayan hususlar hakkında Borçlar
Kanununun
520-541
inci maddeleri her şirket nevinin mahiyetine uygun olduğu nispette, ticaret
şirketleri hakkında da tatbik olunur.
D - SERMAYE KOYMA
BORCU:
I- KONUSU:
Madde
139
- Kanunda aksine
hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak:
1.
Para, alacak, kıymetli evrak ve menkul şeyler;
2.
İmtiyaz ve ihtira beratları alameti farika ruhsatnameleri gibi sınai haklar;
3.
Her nevi gayrimenkuller;
4.
Menkul ve garimenkullerin faydalanma ve kullanma hakları;
5.
Şahsi emek;
6.
Ticari itibar;
7.
Ticari işletmeler;
8.
Telif hakları, maden ruhsatnameleri gibi iktisadi değeri olan sair haklar
konabilir.
II - HÜKMÜ:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
140
- Her ortak,
usulüne göre tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt
eylediği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur.
Sermaye olarak
gayrimenkul mülkiyeti veya gayrimenkul üzerinde mevcut veya tesis edilecek ayni
bir hakkın konulması taahhüdünü ihtiva eden şirket mukavelesi hükümleri, resmi
şekil aranmaksızın muteberdir.
Sermaye olarak
konulması taahhüt edilen diğer hakların devri kanunen hususi şekilleri tabi olsa
dahi şirket mukavelesi, devredecek ortağın ayrıca rızasına bakılmaksızın,
şirkete alakalı mercilerden bu hakların devrini istemek salahiyetini verir.
Şirket, her ortağın
sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmesine talep ve dava edebileceği gibi ifada
gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de istiyebilir. Tazminat talebi
için ihtar şarttır.
Ortaklarca sermaye
olarak konulması taahhüt edilen hakların muhafazası için kurucular tarafından
ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talebedilebilir. Tedbir üzerine açılacak
davalar için Usul Kanununda derpiş edilen müddet ancak şirketin tescil ve ilanı
tarihinden itibaren işlemeye başlar.
2.
GECİKME FAİZİ:
Madde
141
- Vaktinde
konulmıyan sermaye para ise,
140
ıncı madde gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, sermayenin
ödenmesi gereken günden itibaren kanuni faizin de verilmesi lazımdır.
3.
TEKEFFÜL:
Madde
142
- Sermaye olarak
şirkete alacaklarını devretmiş olan bir ortak alacakları, şirketçe tahsil
edilmiş olmadıkça sermaye koyma borcundan kurtulmuş olmaz.
Alacak müeccel ise,
aksi kararlaştırılmış olmadıkça vade gününden, muaccel ise şirket mukavelesi
tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil edilmek lazımdır.
Her ne sebeple olursa
olsun bu müddet içinde tahsil edilemediği takdirde, gecikmeden dolayı şirketin
tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, ortak, müddetin bitiminden itibaren
geçecek günlerin kanuni faizini dahi vermiye mecburdur.
Alacak kısmen tahsil
edilmişse yukarki hükümler tahsil edilmemiş olan kısım hakkında caridir.
4.
KARİNELER:
Madde
143
- Sermaye olarak
konulan ayınların değerleri şirket mukavelesinde tesbit edilmemişse konuldukları
zamandaki borsa veya piyasada cari fiyatları, bunlar bulunmadığı takdirde
ehlivukuf tarafından biçilecek değerleri, ilgililerce kabul edilmiş sayılır.
Mukavelede aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, sermaye olarak konan malların mülkiyeti şirkete ait
ve haklar şirkete temlik edilmiş olur.
Hizmet karşılığı
olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen kara iştirak suretiyle ifası
kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt memur ve müstahdemlere ortak sıfatını
vermez.
5.
FAİZ VE ÜCRET ALMA HAKKI:
Madde
144
- Kanunda aksine
hüküm olmadıkça, ortakların koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki
hizmetleri dolayısiyle kendilerine ücret verilmesi şirket mukavelesiyle kabul
olunabilir.
E - ORTAKLARIN
ŞAHSİ ALACAKLARI:
Madde
145
- Bir şirket
devam ettiği müddetçe ortaklardan birinin şahsi alacaklıları, haklarını ancak
şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kar payından ve şirket fesholunmuşsa
tasfiye payından alabilirler. Henüz bilanço tanzim edilmemişse alacaklı
bilançonun tanzimi neticesinde borçluya düşecek kar ve tasfiye payı üzerine
ihtiyati haciz koydurabilir.
Sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerle anonim şirketlerde alacaklılar, borçlularına ait
bulunan hisse senetlerini haczettirebilirler.
Yukardaki hükümler
borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıların müracaat hakkını
ihlal etmez.
F - ŞİRKETLERİN
BİRLEŞMESİ:
I - TARİFİ:
Madde
146
- Birleşme, iki
veya daha fazla ticaret şirketinin birbiriyle birleşerek yeni bir ticaret
şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer
bir ticaret şirketine iltihak etmesinden ibarettir.
Çeşitli ticaret
şirketlerine ait hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle birleşme hakkında
mütaakıp maddelerdeki hükümler tatbik olunur.
II - ŞARTLAR:
1.
NEVİLERİN AYNI OLMASI:
Madde
147
- Birleşme,
yalnız aynı neviden olan şirketler arasında caizdir.
Şu kadar ki, birleşme
bakımından kollektif ile komandit şirketler ve anonim ile sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketler, aynı neviden sayılır.
2.
KARAR:
Madde
148
- Birleşme için
ilgili şirketlerin, mukavalelerinin değişmesi hakkındaki usul ve şartlar
dairesinde, ayrı ayrı karar vermeleri ve bu kararın tescil ve ilan olunması
gerekir.
3.
BİLANÇO:
Madde
149
- Birleşen
şirketlerin her biri, aralarında tesbit edilecek bir örneğe göre tanzim edilmiş
olan bilançosunu ilan eylemeye ve birleşme sebebiyle varlıkları sona eren
şirketler ise ayrıca kendilerine ait borçların ne suretle ödeneceğine dair
tanzim edecekleri beyannameyi bilanço ile birlikte ilana mecburdurlar.
III - HÜKÜMLERİ:
1.
ALACAKLILARIN İTİRAZ HAKKI:
Madde
150
- Birleşme
kararı, ilan gününden itibaren üç ay sonra hüküm ifade eder. Şu kadar ki;
ilandan önce birleşen şirketler borçlarını ifa yahut borca tekabül eden parayı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına yahut muteber diğer bir bankaya tevdi etmiş
veyahut alacaklılar şirketlerin birleşmesine razı olmuş ise birleşme kararı ilan
gününden itibaren hüküm ifade eder.
Borç karşılığının
bankaya tevdi keyfiyetinin ilanı lazımdır.
Birleşen şirketlerin
alacaklılarından her biri ilandan itibaren üç ay içinde salahiyetli mahkemeye
müracaatla birleşmeye itiraz edebilir. İtiraz hakkından vazgeçilmedikçe yahut bu
husustaki itirazın reddine dair mahkemece verilen karar katileşmedikçe veyahut
mahkemece takdir edilecek teminat şirket tarafından verilmedikçe birleşme hüküm
ifade etmez.
2.
KÜLLİ HALEFİYET:
Madde
151
- Yukarıdaki
maddede tayin olunan müddet içinde itiraz edilmemişse, birleşme muamelesi
katileşir ve kalan yahut yeni kurulan şirket, ortadan kalkan şirketlerin yerine
geçer. Bunların bütün hak ve borçları, kalan veya yeni kurulan şirkete intikal
eder.
Şirketlerin
birleşmesinden yeni bir şirket meydana gelmişse, keyfiyetin ayrıca tescil ve
ilanı zaruridir.
G - NEVİ
DEĞİŞTİRME:
Madde
152
- Bir ticaret
şirketinin nevinin diğer bir ticaret şirketi nevine çevrilmesi kanunda aksine
hüküm olmadıkça, yeni nev'e ait kuruluş merasimine tabidir; Böylece yeni nev'e
çevrilen şirket eskisinin devamıdır.
İKİNCİ FASIL :
KOLLEKTİF ŞİRKET
BİRİNCİ KISIM :
ŞİRKETİN MAHİYET VE KURULUŞU
A - TARİFİ:
Madde
153
- Ticari bir
işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadiyle hakiki şahıslar
arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin mesuliyeti şirket alacaklarına
karşı tahdid edilmemiş olan şirket, kollektif şirkettir.
B - MUKAVELE:
I - ŞEKLİ:
Madde
154
- Kollektif
şirket mukavelesi yazılı şekle tabidir; Şu kadar ki; mukaveledeki imzaların
noterce tasdiki da şarttır.
II - İHTİVA
EDECEĞİ MECBURİ KAYITLAR:
Madde
155
- Kollektif
şirket mukavelesine aşağıda sayılan hususların yazılması mecburidir.
1.
Ortakların ad ve soyadlariyle ikametgahları ve tabiiyetleri;
2.
Şirketin kollektif olduğu;
3.
Şirketin ticaret ünvanı ve merkezi;
4.
Şirketin mevzuu;
5.
Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para miktarı, para mayetinde
olmıyan sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş olduğu, eğer şahsi
emek bahis konusu ise bu emeğin mahiyet ve şümulü;
6.
Şirketi temsile salahiyetli kimselerin ad ve soyadları, bunların yalnız başına
mı, yoksa birlikte mi imza koymaya mezun oldukları.
Ortaklar emredici
hükümlere aykırı olmamak şartiyle şirket mukavelesine diledikleri kayıtları
koyabilirler. Şu kadar ki; şirket mukavelesinde şirket mevzuunun hudutlarının
açıkça gösterilmiş olması şarttır.
III -
NOKSANLIKLAR:
Madde
156
- Mukavelesi
kanuni şekilde yapılmamış veya mukaveleye konması mecburi olan kayıtlardan biri
veya bazıları eksik yahut hükümsüz olan bir kollektif şirket, adi şirket
hükmünde olup hakkında
158
inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle Borçlar Kanununun
520
-
541
inci maddeleri tatbik olunur.
14
üncü madde hükmü mahfuzdur.
C - TESCİL:
I - MÜKELLEFİYET:
Madde
157
- Kollektif
şirketi kuranlar buna ait şirket mukavelesinin noterlikçe tasdikli bir suretini
tasdik tarihinden itibaren on beş gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki
ticaret siciline tevdi ile şirketin tescilini talebetmiye mecburdurlar. Suret,
sicil dairesince saklanır ve
155
inci madde gereğince mukaveleye konması mecburi olan kayıtlar ile kanunun
emreylediği diğer hususlar ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
II -
MÜKELLEFİYETİN YERİNE GETİRİLMEMESİ:
Madde
158
- Tescil
mükellefiyeti yerine getirilmeksizin şirket namına işlere başlanmış olduğu
takdirde ortaklar giriştikleri işlerden dolayı üçüncü şahıslara karşı
müteselsilen mesuldürler.
Bir kollektif şirket
mukavelesi akdolunmaksızın, şirketin nevini gösterir bir kaydı ihtiva etmese
bile müşterek bir unvan altında üçüncü şahıslarla muameleye girişilmesi veya
onlara karşı haksız bir fiil işlenmesi halinde de aynı hüküm caridir.
İKİNCİ KISIM :
ORTAKLAR ARASINDAKİ MÜNASEBET
A - MUKAVELE
SERBESTLİĞİ:
Madde
159
- Ortakların
birbiriyle olan münasebetlerinde, mukaveledeki hükümler ve mukavelede hüküm
olmıyan hallerde, bu kısımdaki maddeler mahfuz kalmak şartiyle,
136
ila
145
inci maddeler tatbik olunur.
B - ŞİRKETİN
İDARESİ:
I - İDARE
İŞLERİNİN KİME AİT OLDUĞU:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
160
- Ortaklardan her
biri ayrı ayrı şirketi idare hak ve vazifesini haizdir. Şu kadar ki; Şirket
mukavelesiyle veya ortakların ekseriyeti ile idare işleri, ortaklardan birine
veya birkaçına yahut hepsine verilebilir.
Ticari mümessiller ve
diğer ticari vekiller hakkındaki hükümler mahfuzdur.
2.
AZİL:
A - MUKAVELE İLE
TAYİN HALİNDE:
Madde
161
- İdare işleri
mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar
tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik
sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare
hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir. Vazifenin yerine getirilmesinde
basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep
sayılır.
B - ORTAKLAR
KARARI İLE TAYİN HALİNDE:
Madde
162
- İdare işleri,
şirket mukavelesi yapıldıktan sonra ittihaz edilen bir kararla bir ortağa
verilmişse o ortak, ortakların ekseriyeti ile azledilebilir. Ekseriyet hasıl
olmadığı takdirde, idare işlerine bakan ortağın şirket mukavelesi hükümlerini
ihlal ettiği iddiasıyla her bir ortak azil için mahkemeye müracaat edebilir.
3.
İDARE İŞLERİNDE YALNIZ BAŞINA VEYA BİRLİKTE HAREKET:
Madde
163
- Şirket
işlerinin idaresi, ortaklıkların hepsine veya birkaçına verilmiş ise bunların
herbiri yalnız başına salahiyetlidir. Bununla beraber şirketi idare ile mükellef
olan ortaklardan bazısı, yapılacak bir işin, şirketin menfaatlerine uygun
olmadığını beyan edecek olursa idare hak ve vazifesini haiz diğer ortaklar
ekseriyetle o işi yapabilirler.
Şirket işlerinin
idaresi kendilerine verilmiş ortakların birlikte hareket etmeleri şirket
mukavelesinde yazılı ise, ortakların gecikmede tehlike görülen haller müstesna
olmak üzere her işte anlaşmaları gerekir. Anlaşamadıkları takdirde keyfiyet
ortaklar umumi heyetine tevdi ve heyetçe verilecek karara göre hareket edilir.
4.
DİĞER ORTAKLARIN İTİRAZI:
Madde
164
- İdare işleri
şirket mukavelesiyle bir ortağa verilmişse bu ortak, diğer ortakların itiraz ve
muhalefeti vakı olsa bile, hileye müstenit olmamak şartiyle şirketin idaresi
için gereken muameleleri yapabilir.
II - İDARE
İŞLERİNİN ŞÜMULÜ:
Madde
165
- Şirketin
idaresine giren hususlar, şirket maksat ve mevzuunu elde etmek için icrası
gereken mutat muamele ve işlerden ibarettir. Şirketi idare edenler şirket
menfaatine uygun gördükleri işlerde sulh, feragat ve kabul ile tahkime dahi
salahiyetlidirler. Şu kadar ki; teberruda bulunmak ve şirket mevzuuna girmiyorsa
gayrimenkulleri satmak, satınalmak ve teminat olarak göstermek gibi mutat iş ve
muameleler dışında kalan hususlarda ortakların ittifakı şarttır.
III - FAİZ VERME
BORCU:
Madde
166
- Bir ortak
şirketten ödünç aldığı veya şirket hesabına bir yerden tahsil eylediği parayı,
aksi kararlaştırılmış olmadıkça, vade gününde veya mümkün olan en kısa zamanda
tediye ve teslim etmiyecek olursa bu vadenin veya zamanın geçmesinden itibaren
kanuni faizi dahi vermeye mecbur olur.
C - MURAKABE:
Madde
167
- Bir ortak idare
salahiyetini haiz olmasa dahi şirket işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi
edinmek ve şirketin evrak ve defterlerini incelemek ve bunlara göre kendisi için
şirketin mali durumunu gösterecek bir hesap varakası tanzim etmek hakkını
haizdir. Buna aykırı mukavele hükümsüzdür.
D - KARARLAR:
Madde
168
- Mukavelenin her
ne suretle olursa olsun değiştirilmesine dair olan kararlar ittifakla, diğer
kararlar ise şirket mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça, bütün ortakların
ekseriyeti ile verilir.
E - KAR VE ZARAR:
I - HESABIN
TESBİTİ:
Madde
169
- İdare işlerini
gören kimse, şirketin hesap yılı sonundaki bilançosunu esas ittihaz ederek kar
ve zarar hesabını tanzim ve ona göre her ortağın payını tayin ve tesbit eder.
Ortaklar, kar ve
zarardan kendilerine düşen miktarın tayinini şirket mukavelesiyle yahut sonradan
ittihaz edecekleri kararla içlerinden birine veya bir üçüncü şahsa
bırakabilirler. Bu ortak veya üçüncü şahsın bu hususta vereceği kararın
hakkaniyet kaidelerine aykırı olmaması şarttır. Bu kararın öğrenilmesinden
itibaren üç ayın geçmesi, kar payının tamamen veya kısmen alınması yahut başka
bir kimseye devredilmesi zararın ödenmesine başlanması gibi açık veya zımni
kabulü gösteren hallerde; itiraz hakkı düşer.
Kar ve zararın
taksimine dair olan karar hakkaniyet kaidelerine aykırı görüldüğü takdirde
mahkemece iptal olunur. Bu halde kar ve zararın taksimi hakkında Borçlar
Kanununun
523
üncü maddesi hükmü tatbik olunur.
II - ALACAĞI
İSTEME HAKKI:
Madde
170
- Her ortak,
hesap yılı sonunda tahakkuk eden kardan kendisine düşen payı, şirkete ödünç
olarak verdiği paranın ve eğer kararlaştırılmış ise koyduğu sermayenin
faizlerini, şirket mukavelesi gereğince hak ettiği ücreti ve şayet kanun ve
mukavele hükümlerince yıl sonu bilançosu yapılmamış ise bunun yapılmasını ve
yapılmış bilançoya göre kar payı tesbit edilmiş değilse bunun tesbitini
şirketten istemek ve alacaklarını almak hakkını haizdir.
Bu madde ile ortağa
tanınmış olan salahiyetleri kaldırma veya daraltma neticesini doğuran bütün
mukavele şartları hükümsüzdür.
III- ZARAR PAYI:
Madde
171
- Ortaklar
ittifakla karar vermedikçe hiçbir ortak, sermayesinden eksilen kısmı tamamlamıya
zorlanamaz.
Sermayeden eksilen
kısım, aksine karar yoksa, ileride hasıl olacak kar paylariyle telafi olunur.
F - REKABET
YASAĞI:
I - ESAS:
Madde
172
- Bir ortak,
azalarından bulunduğu şirketin yaptığı ticari işler nev'inden bir işi, diğer
ortakların muvafakati olmaksızın kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı gibi
aynı nevi ticari işlerle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdidedilmemiş ortak
sıfatiyle de giremez.
Yeni kurulan bir
şirkete giren ortağın, daha önce kurulmuş diğer bir şirketin de mesuliyeti
tahdidedilmemiş azasından olduğunu diğer ortaklar bildikleri halde evvelki
şirketten ilişiğinin kesilmesi hususu aralarında açıkça kararlaştırılmazsa, bu
hali kabul etmiş sayılırlar.
II - AYKIRI
HAREKET:
Madde
173
- Bir ortak
yukariki hükme aykırı hareket edecek olursa, şirket, kendisinden tazminat
istemekte, veya tazminat yerine o ortağın kendi namına yaptığı işleri şirket
namına yapılmış saymakta, üçüncü şahısların hesabına yapmış olduğu işlerden
doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını istemekte serbesttir. Bu hususlardan
birinin tercihi diğer ortaklara aittir. Bu hak, bir muamelenin yapıldığının
yahut ortağın diğer bir şirkete girdiğinin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay
ve her halde muamelenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl sonra müruruzamana
uğrar.
Yukarıki hükümler,
hakları ihlal edilen ortakların, şirketin feshini istemek haklarına halel
getirmez.
ÜÇÜNCÜ KISIM :
ŞİRKETİN VE ORTAKLARIN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARLA OLAN MÜNASEBETLERİ
A - ŞİRKETİN
MEVCUDİYETİ:
Madde
174
- Kollektif
şirket ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır. Aksine mukavele
üçüncü şahıslara karşı hükümsüzdür.
B - TEMSİL:
I - TEMSİL
SALAHİYETİNİN KİME AİT OLDUĞU:
Madde
175
- Şirketi
ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı temsil salahiyet ve vazifesi, tescil ve ilan
edilen mukavelede aksine hüküm olmadıkça,
160
ncı madde gereğince şirket işlerini idare hak ve vazifesini haiz olanlara
aittir.
II - ŞÜMULÜ:
Madde
176
- Şirketi temsile
salahiyetli olan kimse, şirketin gayesine dahil olan her nevi iş ve hukuki
muameleleri şirket namına yapmak ve şirketin unvanını kullanmak salahiyetini
haizdir. Bu salahiyeti tahdit eden her şart, hüsniniyetle hareket eden üçüncü
şahıslara karşı hükümsüzdür.
Ancak şirket
mukavelesinin tescil ve ilan edilmiş olan kısmına göre şirketin ilzam
edilebilmesi için mütaaddit ortakların imzası şart kılınmışsa, bu şart, üçüncü
şahıslara karşı da muteberdir.
III- HÜKÜMLERİ:
Madde
177
- Şirketi temsil
salahiyetini haiz olan kimseler tarafından, açık veya zımni olarak şirket namına
yapılmış olan muamelelerden dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur.
Bir ortağın şirkete
ait vazifelerini ifa dolayısiyle işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan
doğruya mesuldür.
C - ŞİRKET
ALACAKLILARININ VAZİYETİ:
I - ORTAKLARIN
ŞAHSİ MESULİYETİ:
Madde
178
- Ortaklar,
şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malları ile
mesuldürler.
Şirkete yeni giren
kimse, girme tarihinden evvel meydana gelmiş olsa bile şirketin borçlarından,
diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malları ile mesuldür.
Yukarıki fıkralara
aykırı olarak mukaveleye konan şartlar, üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade
etmez.
II- MESULİYETİN
DERECESİ:
Madde
179
- Şirketin borç
ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket mesuldür. Şu kadar ki; şirkete
karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket her hangi bir sebeple
sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava
açılabilir ve takip yapılabilir.
Yukarıki hükümler,
ortakların şahsi mallarına ihtiyati haciz koymaya mani değildir. Bu fıkra
hükmünce konulmuş bulunan ihtiyati hacizler hakkında İcra ve İflas Kanununun
264
üncü maddesinin birinci fıkrasında derpiş edilen müddet, birinci fıkranın ikinci
cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama salahiyetinin doğduğu
tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla beraber, ihtiyati haciz zabıt
varakasının tebliğinden itibaren kanuni müddet içinde şirkete karşı takibe veya
davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.
III- İLAM:
Madde
180
- Yalnız şirket
aleyhine alınmış olan ilam, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya
şirket her hangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra
edilemez.
İcra emrinin şirkete
tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde alacaklı şirketle birlikte ortakların
veya bazılarının da doğrudan doğruya iflasını istiyebilir.
IV- İFLAS:
1.
ŞİRKETİN İFLASI:
Madde
181
- Şirketin iflası
halinde; şirket alacaklıları alacaklarını almadıkça, ortakların şahsi
alacaklıları şirket mallarına müracaat edemezler.
2.
ŞİRKETİN VE ORTAKLARIN İFLASI:
Madde
182
- Şirketin
iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak depo kararına rağmen para
yatırılmadığı takdirde alacaklı depo kararının ortaklara veya içlerinden
bazılarına da tebliğini ve muktezasını yerine getirmedikleri takdirde şirketle
birlikte iflaslarına karar verilmesini mahkemeden talebedebilir. Bu hakkını
kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından alacağını tamamen alamaması
halinde ortakları iflas yoliyle dahi ayrıca takip hakkı mahfuzdur.
Ortakların mallarına
gerek adi takip gerek iflas yolu ile müracaat olunursa bunların şahsi
alacaklıları ile şirket alacaklıları arasında bir tekaddüm ve imtiyaz hakkı
yoktur. Ancak şahsi alacaklılar arasında kanunen rüçhan hakkı olanların bu
hakları mahfuzdur.
3.
ORTAKLARIN HAKLARI:
Madde
183
- Şirketin iflası
halinde ortaklar, koydukları sermaye ve işlemekte olan faizler için masaya
giremezler. Ancak işlemiş faizlerle ücretler ve şirket lehine yaptıkları
masraflar için her hangi bir alacaklı gibi masaya girebilirler.
V - TAKAS:
Madde
184
- Şirkete borçlu
olan kimse bu borcunu ortaklardan birinde olan alacağı ile takas edemez.
Bir ortak da şahsi
alacaklısına olan borcunu şirketin aynı şahıstaki bir alacağı ile takas edemez.
Buna mukabil şirketin
bir alacaklısı aynı zamanda ortaklardan birinin şahsi borçlusu ise
179
ve
182
nci maddeler gereğince ortağın şirket borcundan dolayı şahsen takip edilebildiği
andan itibaren gerek şirket alacaklısı ve gerek ortak takas hakkını haizdirler.
DÖRDÜNCÜ KISIM :
ŞİRKETİN İNFİSAHI VE ORTAKLARIN AYRILMASI
A - İNFİSAH:
I - SEBEPLERİ:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
185
- Kollektif
şirketler,
195
inci madde hükmü mahfuz olmak üzere Borçlar Kanununun
535
ve
536
ncı maddelerinde ve aşağıda yazılı sebeplerle infisah eder:
1.
Konkordato ile neticelenmiş olsa bile şirketin iflası;
2.
Şirket sermayesinin tamamı veya üçte ikisi zayi olup da tamamlanmasına
veya geri kalan kısmı
ile iktifaya ortaklarca karar verilmemiş olması;
3.
Şirketin diğer bir şirket ile birleşmesi;
4.
Tescil ve ilan
157
nci maddede gösterilen müddet içinde veya sonra yapılmamışsa, aradan ne kadar
müddet geçmiş olursa olsun ortaklardan her hangi birinin talebi üzerine ve noter
marifetiyle diğer ortaklara münasip bir mehli havi ihtarname gönderilmiş olmak
şartiyle mahkemece feshe karar verilmiş olması;
5.
196
ncı madde hükmü mahfuz olmak üzere ortaklardan birinin iflası.
2.
İSTİSNALAR:
Madde
186
- Şirket
mukavelesinde muayyen bir veya birkaç sebebe munhasır olmaksızın umumi olarak
fesih sebeplerinden her hangi birinin vücudu halinde şirketin infisah
etmiyeceğine dair olan şart muteber değildir. Ancak kanunun amir hükümlerine
muhalif olmamak kaydiyle muayyen bazı fesih sebeplerinin şirketin infisahını
mucip olmıyacağı şirket mukavelesinde kabul olunabilir.
3.
MUHİK SEBEPLER:
Madde
187
- Haklı sebep,
şirketin kuruluşu mucip olan fiili veya şahsi mülahazaların şirket maksadının
husulünü imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olmasıdır;
hususiyle:
1.
Bir ortağın, şirketin idare işlerinde veya hesaplarının tanzimi hususunda
şirkete ihanet eylemiş olması;
2.
Bir ortağın kendisine düşen esas vazife ve borçları yerine getirmemesi;
3.
Bir ortağın şahsi menfaatleri uğrunda şirketin ticaret unvanını veya
mallarını suistimal
etmiş olması;
4.
Bir ortağın, uğradığı daimi bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne
aldığı şirketin işlerini yapmak için lüzumlu olan kabiliyet ve ehliyetini
kaybetmesi;
gibi haller haklı
sebeplerdendir.
Bu maddenin
1,2
ve
3
sayılı bentleri gereğince fesih sebebi meydana getirmiş olan ortağın dava hakkı
yoktur.
4.
HUSUSİ HALLER:
A - SERMAYE KOYMA
BORCUNUN YERİNE GETİRİLMEMESİ:
Madde
188
- Sermaye koyma
borcunun yerine getirilmemesinden dolayı fesih davası açabilmek için önce ortağa
noter vasıtasiyle münasip mehli havi bir protesto gönderilmek lazımdır.
B - KARİNE:
Madde
189
- Mukavelede
yazılı müddetin sona ermesinden sonra işlere devam etmek suretiyle zımmen
uzatılmış bulunan veya müddeti bir ortağın hayatı ile tahdit edilmiş olan
şirketler, muayyen olmıyan müddet ile kurulmuş sayılırlar.
5.
ORTAKLARIN ŞAHSİ ALACAKLILARIN VAZİYETİ:
A - ŞİRKET
MÜDDETİNİN UZATILMASI HALİNDE İTİRAZ HAKKI:
Madde
190
- Şirket
müddetinin uzatılması hakkında ortaklarca ittihaz olunan karara, ortaklardan
herhangi birinin şahsi alacaklısı tarafından itiraz olunabilir.
İtirazda bulunabilmek
için alacaklının ilam veya o mahiyetteki vesikaya yahut katileşmiş icra takibine
dayanması ve uzatma kararının ilanı tarihinden itibaren on beş gün içinde
itirazın noter vasıtasiyle tebliği için notere müracaat edilmesi şarttır.
Müddetinde bu itiraz yapılmamışsa itiraz hakkı düşer.
Müddetin uzatılması
hakkındaki karar tescil ve ilan edilmemiş ise alacaklı her zaman bu karara
itiraz edebilir.
B - HACİZ VE
ŞİRKETİN FESHİNİ İSTEME HAKKI:
Madde
191
- Bir ortağın
şahsi alacaklısı, borçlunun şahsi mallarından ve kanunun
145
inci maddesi gereğince şirketteki kar payından alacağını alamazsa, tasfiye
sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce ihbar etmek
ve hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek şartiyle, şirketin feshini istemeye
salahiyetlidir.
Mahkemece feshe karar
verilmezden önce şirket veya diğer ortaklar borcu öderlerse, fesih davası düşer.
II - HÜKÜMLERİ:
1.
TESCİL VE İLAN:
Madde
192
- Şirketin
infisahı halinde ortaklar keyfiyeti tescil ve ilan ettirmekle mükelleftirler.
İflas sebebiyle şirketin infisahı halinde bu mükellefiyet iflas memuruna aittir.
Şirketin feshi bir
ortağın ölümünden ileri gelmişse tescil ve ilan dilekçesi, ölünün mirascılariyle
birlikte bütün ortaklar, mirascıların iştiraki mümkün olmıyan veya güç olan
hallerde sağ kalan ortaklar tarafından verilir.
2.
ORTAKLARIN İDARE HAKLARININ SONA ERMESİ:
Madde
193
- Şirketi idareye
salahiyetli olanlar, infisah halindeki şirket nam ve hesabına muamele
yapamazlar; aksi takdirde bu muamelelerinden müteselsilen ve hudutsuz olarak
mesul olurlar.
194
üncü madde hükümleri mahfuzdur.
Fesih keyfiyeti
usulen tescil ve ilan edilmedikçe bütün ortakların üçüncü şahıslara karşı
mesuliyetleri devam eder.
3.
MUVAKKAT İDARE:
Madde
194
- Bir ortağın
hacir altına alınması veya iflasına karar verilmesi halinde, Borçlar Kanununun
537
nci maddesi hükmü tatbik olunur.
B - ORTAKLARIN
ŞİRKETTEN AYRILMASI:
I - HALLER:
1.
BİR ORTAĞIN ÖLÜMÜ:
Madde
195
- Şirket
mukavelesinde şirketin ölen ortağın mirascılariyle devam edeceğine dair hüküm
yoksa, mirascılarla diğer ortakların ittifakla verecekleri karar üzerine şirket
aralarında devam edebilir. Mirascılar veya içlerinden biri şirkette kalmaya razı
olmazlarsa, diğer ortaklar ölen ortağın payı üzerindeki miras hisselerini razı
olmayan mirascılara vermek suretiyle onları şirketten çıkarır ve şirkete devam
edebilirler. Sağ kalan ortaklardan birinin şirketin devamına razı olmaması
sebebiyle ittifak hasıl olamadığı takdirde şirket infisah eder.
Şirketin, ölen
ortağın mirascılariyle diğer ortaklar arasında kollektif şirket olarak devam
edeceği hakkında şirket mukavelesinde hüküm varsa; mirascılar kollektif
sıfatiyle şirkete devam edip etmemekte serbesttirler. Şirketten devamını
isterlerse, diğer ortaklar kabule mecburdurlar. Ancak, kollektif sıfatiyle
şirkette kalmak istemiyen mirascı varsa, ölen ortağın payından kendisine düşen
miktar ile komanditer olarak şirkete kabul edilmesini teklif edebilir. Diğer
ortaklar bu teklifi kabule mecbur değillerdir. Mirascılar şirkete kollektif
ortak veya komanditer olarak dahil olup olmıyacaklarını ortağın ölüm tarihinden
itibaren üç ay içinde şirkete bildirmeye mecburdurlar. Keyfiyetin şirkete
bildirilmesine kadar, mirascılar şirkette komanditer olarak kalmış sayılırlar.
Bu müddet içinde beyanda bulunmamış olan mirascılar müddetin hitamından itibaren
kollektif ortak sıfatını iktisap ederler.
2.
BİR ORTAĞIN İFLASI:
Madde
196
- Ortaklardan
birinin iflası halinde, müflis ortak şirketten çıkarılabilir. Bu takdirde şirket
diğer ortaklar arasında devam eder ve müflisin payı, masaya ödenir. Şu kadar ki;
mukavele ile ortakların bu hakkı kaldırılabilir.
3.
HAKLI SEBEPLER:
Madde
197
- Bir ortağın
şahsına ait sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği hallerde ve
mukavelede hüküm bulunduğu takdirde diğer ortakların ekseriyeti, onun şirketten
çıkarılması suretiyle şirketin devamına karar verebilirler.
Bu kararın noter
marifetiyle tebliğinden itibaren üç ay içinde, çıkarılan ortak tarafından iptali
diğer ortaklara karşı dava edilmediği takdirde bu karar kesinleşir.
4.
FESHİN İHBARI:
Madde
198
- Müddeti belli
olmıyan şirketlerde ortaklardan biri feshi ihbar ettiği takdirde diğer ortaklar
feshi kabul etmiyerek ortağı çıkarıp şirketin kendi aralarında idamesine karar
verebilirler.
Yukardaki fıkra
hükmü, bir ortağın şahsi alacaklısının
190
veya
191
inci maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkını kullanması hallerinde de
caridir. Bu takdirde şirketin idamesine dair verilen karar alacaklıya tebliğ
edilir ve borçlu ortak hesap yılı sonunda şirketten çıkarılır.
5.
İKİ KİŞİLİK ORTAKLIKTA:
A - MUHİK
SEBEPLER:
Madde
199
- Yalnız iki
kişiden ibaret bir kollektif şirkette, ortaklardan birinin şirketten
çıkarılmasını gerektiren haklı sebepler mevcut ise, diğer ortağın talebi üzerine
mahkeme fesih ve tasfiyeye hükmetmeksizin şirkete ait bütün iş ve muameleleri ve
şirketin mevcudunu alacak ve borçları ile beraber davacı ortağa terk ve tahsise
ve ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilir. Bu halde, çıkarılan ortak
hakkında
204
üncü madde hükmü tatbik olunur.
B - DİĞER
SEBEPLER:
Madde
200
- İki kişiden
ibaret olan bir şirkette ortaklardan birinin şahsi alacaklısı,
190,
191
ve
198
inci maddelere göre haiz olduğu itiraz veya fesih hakkını kullanır veya
ortaklardan biri iflas ederse, diğer ortak,
199
uncu madde hükümlerinden faydalanabilir.
II - HÜKÜMLER:
1.
TESCİL:
Madde
201
- Bir ortağın
şirketten çıkması veya çıkarılması halinde, ortaklar keyfiyeti tescil ve ilan
ettirmekle mükelleftirler.
Bir ortağın ölümü
halinde
192
nci maddenin
2
nci fıkrası tatbik olunur.
Bir ortağın şirketten
çıkarılması ve çıkması üçüncü şahıslara karşı ancak tescil ve ilan tarihinden
itibaren muteber olur.
Çıkan veya çıkarılan
ortak, keyfiyetin tescil ve ilan tarihine kadar vukubulan şirket muamelelerinden
üçüncü şahıslara karşı mesuldür.
2.
AYRILAN ORTAĞIN PAYI:
A - HESAP TARZI:
Madde
202
- Şirketten
çıkarılan veya çıkan ortağın payı, mukavelede aksine hüküm yoksa, çıkmanın
talebolunduğu veya ortağın çıkarıldığı tarihteki şirket mevcudu esas tutularak
tayin olunur.
B - ÖDEME TARZI:
Madde
203
- Çıkarılan veya
çıkan ortak, yukardaki madde gereğince tayin olunan payını şirketten ancak
nakden alabilir.
C - ÖDEME ZAMANI:
Madde
204
- Çıkarılan veya
çıkan ortağın
202
nci maddede yazılı esaslara göre tayin edilecek payı, mukavelede gösterilen
tarihte ve mukavelede hüküm yoksa ayrılmadan sonra ilk yapılacak bilanço
zamanında ödenir.
Çıkarılan veya çıkan
ortak ayrılma tarihinden önce girişilen işler tasfiye edilmedikçe şirketteki
sermaye payını alamaz.
D - TAMAMLANMAMIŞ
İŞLER:
Madde
205
- Çıkarılan veya
çıkan ortak, ayrılmadan önce başlamış olan işlerin doğrudan doğruya neticeleri
olan hak ve borçlara iştirak eder.
Çıkarılan veya çıkan
ortak, evvelce başlanmış işlerin kalan ortaklar tarafından faydalı sayılacak
surette tamamlanmasına ve bir sonuca bağlanmasına engel olamaz. Şu kadar ki;
bahsolunan işlerin derhal tasfiyesi kabil olmadığı takdirde çıkan veya çıkarılan
ortak, her hesap yılı sonunda o yıl içinde bitirilen işlerin hesaplarını ve cari
muamelelerin o zamanki vaziyeti hakkında bilgi verilmesini istiyebilir.
BEŞİNCİ KISIM :
TASFİYE
A - UMUMİ
HÜKÜMLER:
I - MUKAVELE
SERBESTİSİ:
1.
ESAS:
Madde
206
- Şirket
mukavelesinde başka hükümler bulunmıyan hallerde tasfiye, bu kısımdaki hükümlere
göre yapılır.
2.
ORTAKLARIN KARARLARINA RİAYET MECBURİYETİ:
Madde
207
- Tasfiye
memurları tasfiye zamanında ortakların tasfiyeye mütaallik ittifakla verdikleri
kararlara göre hareket ederler.
Tasfiye memurlarının
tayini ve azli veya onlara verilecek talimatla ilgili kararlara iştirak hakkı,
bir ortağın iflası halinde iflas idaresine, ölümü halinde mirasçılara ve hacir
altına alınması halinde kanuni mümessile aittir. Mirascılar bu hususata
ittifakla bir mümessil tayin ederler. İttifak hasıl olmadığı takdirde mümessilin
tayini mahkemeye aittir.
Ortaklarla tasfiye
memurları arasında çıkan ihtilaflar, basit muhakeme usulüne göre incelenir.
Tasfiye memurları ve ortaklar dinlenir. Kararın en kısa bir zamanda verilmesi
lazımdır. Bu husustaki kararlar katidir.
II - HÜKMİ
ŞAHSİYETİN DEVAMI:
Madde
208
- Tasfiye haline
giren şirket, ortaklarla olan münasebetlerinde dahi tasfiye sonuna kadar ve
ehliyeti
232
nci madde hükmü mahfuz kalmak kaydiyle, tasfiye gayesiyle mahdut olarak hükmi
şahsiyetini muhafaza ve ticaret unvanını (Tasfiye halinde) ibaresini ilave
suretiyle kullanmakta devam eder.
III- İFLAS:
Madde
209
- Bir kollektif
şirketin tasfiye halinde bulunması, iflasına engel olmaz.
IV - ŞİRKET
ALACAKLILARININ RÜÇHAN HAKKI:
Madde
210
- Kollektif
şirket alacaklılarının şirket malları üzerinde ortakların şahsi alacaklarına
karşı haiz oldukları rüçhan hakları, şirketin infisahından sonra dahi devam
eder.
B - TASFİYE
MEMURLARI:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
211
- İflastan başka
hallerde bir kollektif şirketin tasfiyesi, tasfiye memurlarına aittir.
II - SEÇİM VE
TAYİN:
Madde
212
- Tasfiye
memurları şirket mukavelesiyle, şirketin devamı sırasında veya infisahından
sonra ortakların ittifakiyle seçilir.
Birinci fıkra
hükümlerine uygun olarak bir tasfiye memuru seçilmemişse, bütün ortaklar veya
bunların kanuni mümessilleri tasfiyeye memur sayılır. Bununla beraber
ortaklardan birinin talebi üzerine ait olduğu mahkeme tasfiye halindeki şirket
için bir veya bir kaç tasfiye memuru tayin eder. Mahkeme lüzum görürse dilekçeyi
tebliğ ederek diğer ortakları dinleyebilir.
Gerek ortakların
seçecekleri gerek mahkemenin tayin edeceği tasfiye memurlarının ortaklardan veya
üçüncü şahıslardan olması caizdir.
III - AZİL:
1.
TASFİYE MEMURU OLAN ORTAKLAR:
A - İNFİSAHTAN
ÖNCE TAYİN OLUNANLAR:
Madde
213
- Tasfiye
memurları şirket mukavelesiyle veya infisahtan önce ortaklarca verilen bir
kararla ortaklar arasından seçilmişlerse, diğer ortakların ittifakiyle
azledilebilirler; ittifak olmadığı takdirde, ortaklardan her hangi birinin
talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece azlolunabilirler.
Azil davası
infisahdan önce dahi açılabilir.
B - İHFİSAHTAN
SONRA TAYİN OLUNANLAR:
Madde
214
- İnfisahtan
sonra ortaklar arasından seçilen tasfiye memurları, diğer ortakların ittifakiyle
azledilebilirler. İttifak olmadığı takdirde ortaklardan her hangi birinin talebi
üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece azlolunabilirler.
2.
ORTAK OLMIYAN TASFİYE MEMURLARI:
Madde
215
- Ortak olmıyan
tasfiye memurları, şirket mukavelesi veya sonradan verilen bir kararla yahut
şirketin infisahından sonra seçilmiş olsalar bile, herhalde ortakların
ittifakiyle azlolunabilirler. İttifak hasıl olmadığı takdirde, ortaklardan her
hangi birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece
azlolunabilirler.
Azil davası
infisahdan önce dahi açılabilir.
3.
MAHKEMECE TAYİN OLUNAN TASFİYE MEMURLARI:
Madde
216
- Yukarıki madde
hükmü, mahkemece tayin edilen tasfiye memurlarının azli hakkında da caridir.
IV - MUAMELE
TARZI:
1.
BİRLİKTE HAREKET:
Madde
217
- Şirket
mukavelesi veya sonradan ittihaz olunan kararla tasfiye işlerini yalnız başına
idareye mezun kılınmamış olan tasfiye memurları birlikte hareket ederler.
Yalnız başına
harekete mezun iseler, keyfiyet usulü dairesinde tescil ve ilan olunur.
2.
TEVKİL:
Madde
218
- Bir tasfiye
memuru vazifesini diğer bir tasfiye memuruna veya üçüncü şahıslara devredemez.
Şu kadar ki, bazı muayyen iş ve muameleleri ifa için tasfiye memurları
içlerinden birini veya bazılarını yahut başka bir şahsı tevkil edebilirler.
3.
TEMSİL:
Madde
219
- Tasfiye halinde
bulunan şirketi mahkemelerde ve hariçte temsil salahiyeti tasfiye memurlarına
aittir.
Tasfiye memurları
şirket için faydalı gördükleri takdirde sulh, feragat, kabul ve tahkime ve
hususiyle hakem seçmeye dahi salahiyetlidirler ve zaruret halinde yeni
muameleler de yapabilirler.
Tasfiye halinde
bulunan kollektif şirket namına tanzim olunan bütün evrak ve senetlerin "Tasfiye
halinde bulunan filan şirketin tasfiye memurları" ibaresi ilave edilmek
suretiyle tasfiye memurları tarafından imzalanması şarttır.
Bir tasfiye memurunun
vazifesini ifa dolayısiyle işlediği haksız fiillerden şirket dahi mesuldür.
4.
YALNIZ BAŞINA HAREKET:
Madde
220
- Üçüncü şahıslar
tarafından yapılacak teklif, icap, ihbar, ihtar ve tebliğ gibi beyanların
tasfiye memurlarından yalnız birine karşı ifası kafidir.
Şirketin menfaatleri
için tehlike umulan hallerde hususiyle kanun yollarına gidilmesinde tasfiye
memurları tek başlarına hareket edebilirler.
5.
SALAHİYETLERİN GENİŞLETİLMESİ VEYA DARALTILMASI:
Madde
221
- Tasfiye
memurlarının kanunen haiz oldukları salahiyetler, ortaklar tarafından ittifakla
veya haklı sebebe dayanılarak mahkemece verilen karar ile daraltılıp
genişletilebilir.
Tescil ve ilan
olunmadıkça salahiyetlerin daraltılması, hüsniyet sahibi üçüncü şahıslar
hakkında hükümsüzdür.
V - TESCİL VE
İLAN:
Madde
222
- Tasfiye
memurlarının tayin, tebdil ve azilleriyle haiz oldukları salahiyetlere dair
şirket mukavelesinin hükümleri ve ortaklar veya mahkeme tarafından verilen
kararlar tescil ve ilan olunur.
VI- ÜCRET:
Madde
223
- Ortaklar
arasından seçilen tasfiye memurları, mukavelede veya sonradan verilmiş bir
kararda tesbit edilmediği takdirde, ücret alamazlar.
Ortak olmıyanlardan
tayin edilen tasfiye memurları, ücret kararlaştırılmasa bile mahkemece halin
icabına göre takdir edilecek münasip bir ücret istiyebilirler.
VII - MESULİYET:
Madde
224
- Kanun, şirket
mukavelesi veya iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlere aykırı hareket
ederek üçüncü şahısları veya ortakları zararlandıran tasfiye memurları kusursuz
olduklarını ispat etmedikçe müteselsil olarak mesul tutulurlar.
Tasfiye memurları,
tayin ve istihdam ettikleri kimselerin kanun, şirket mukavelesi veya iş görme
şartlarını tesbit eden diğer hükümlere aykırı hareketlerinden dolayı da Borçlar
Kanununun
100
üncü maddesi hükmünce gerek üçüncü şahıslara gerekse ortaklara karşı müteselsil
olarak mesuldürler.
Bu davalar, davacının
zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren iki yılda ve her halde zararı
doğuran fiilden itibaren beş yılda müruruzamana uğrar. Şu kadar ki, zararı
doğuran fiil bir suç teşkil ettiği ve Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun bir
müruruzamana tabi olduğu takdirde tazminat davasına da o müruruzaman tatbik
olunur.
C - TASFİYE
İŞLERİ:
I - MUHAFAZA
TEDBİRLERİ:
Madde
225
- Tasfiye
memurları, tasfiye halinde bulunan şirketin bütün mal ve haklarının muhafazası
için basiretli bir iş adamı gibi gerekli tedbirleri almakla ve tasfiyeyi mümkün
olan en kısa zamanda bitirmekle mükelleftirler.
II- DEFTER TUTMA
MÜKELLEFİYETİ:
1.
BAŞLANGIÇ ENVANTERİ VE BİLANÇOSU:
Madde
226
- Tasfiye
memurları, önceden seçilmişlerse şirketin infisahını ve sonradan ortaklarca
seçilmiş veya mahkemece tayin olunmuşlarsa seçim ve tayinlerini mütaakıp şirket
işlerini gören kimseleri davet ederek onlarla birlikte, gelmedikleri takdirde
yalnız başlarına şirketin mali vaziyetini gösteren bir envanter ile bir bilanço
tanzim ederler. Tasfiye memurları lüzum görürlerse şirket mallarına değer biçmek
için eksperlere müracaat edebilirler. Tanzim olunan envanter ile bilanço,
tasfiye memurlarının huzuriyle şirket işlerini idare edenler tarafından
imzalanır.
Envanter ve
bilançonun imzasından sonra, tasfiye memurları infisah halinde bulunan şirketin
envanterde yazılı bütün malları ile evrak ve defterlerine el koyarlar.
2.
DEFTERLER:
Madde
227
- Tasfiye
memurları tasfiye muamelelerinin selametini sağlamak için gereken defterleri
tutmakla mükelleftirler.
3.
SON BİLANÇO:
Madde
228
- Tasfiye
sonunda, tasfiye memurları ortakların mukavele veya kanun hükümlerine göre
sermaye ile kar ve zarardaki paylarını ve diğer haklarını gösteren bir bilanço
tanzim ederek ortaklara tebliğ ile mükelleftirler. Ortaklar bir ay içinde
mahkemeye müracaatla itiraz etmezlerse, bilanço katileşmiş olur. Bundan sonra
ortaklar, kendilerine düşen payları almaktan kaçındıkları takdirde tasfiye
memurları, bu payları her ortağın namına ayrı ayrı
235
inci maddede gösterilen bankalardan birine yatırırlar.
4.
SAKLAMA MECBURİYETİ:
Madde
229
- Tasfiyenin
sonunda evrak ve defterlerin saklanması hakkında
68
inci madde hükmü tatbik olunur.
III- TASFİYENİN
GAYESİ:
Madde
230
- Tasfiye
memurları, şirketin devamı zamanında başlanmış olup da henüz neticelendirilmemiş
olan iş ve muameleleri tamamlamaya, şirketin borç ve taahhütlerini yerine
getirmeye, şirketin alacaklarını tahsile ve mevcut mallarını paraya çevirmeye
kısaca, safi mevcudu elde etmeye yarıyan bütün iş ve muameleleri yapmaya
mecburdurlar.
IV - YENİ İŞLER:
1.
ESAS:
Madde
231
- Tasfiye
memurları tasfiyenin icaplarından olmıyan yeni bir muamele yapamazlar. Aksi
takdirde bu türlü muamelelerden dolayı ortaklara karşı müteselsilen mesuldürler.
2.
İSTİSNA:
Madde
232
- Tasfiye
memurları, şirketin mevzuunu teşkil eden muamelelere, herhalde ortakların
ittifakiyle, feshe mahkemece karar verilmiş olan hallerde ortaklar ittifak
edemezlerse mahkemenin tasvibiyle muvakkat olarak devam edebilirler.
V - MALLARIN
PARAYA ÇEVRİLMESİ:
1.
AYRI AYRI SATIŞ:
Madde
233
- Tasfiye
memurları infisah halinde şirkete ait menkulleri, halin icabına göre ya artırma
suretiyle veya pazarlıkla satabilirler. İttifakla verilen bir kararla ortaklar
başka bir satış şeklini tesbit etmedikleri takdirde gayrimenkuller ancak İcra ve
İflas Kanunu hükümleri dairesinde açık artırma yoliyle satılabilir.
İlgililer arasında
küçüğün veya hacir altına alınmış bir kimsenin bulunması bu hükmün tatbikına
mani olmaz.
2.
TOPTAN SATIŞ:
Madde
234
- Ortaklar
ittifakla karar vermedikçe tasfiye memurları şirket mallarını toptan satamazlar.
3.
PARANIN YATIRILMASI:
Madde
235
- Tasfiye
memurları, tasfiye sırasında elde edilen paraların bin liradan fazlasını, Merkez
Bankasına ve Merkez Bankası bulunmıyan yerlerde muteber bir bankaya şirket adına
yatırmaya mecburdurlar.
VI - BORÇLARIN
ÖDENMESİ:
Madde
236
- Tasfiye halinde
bulunan bir kollektif şirketin vadesi henüz gelmemiş olan borçlarını tasfiye
memurları iskontonun tenzili suretiyle derhal ödemeye ve alacaklılar da bu ödeme
tarzını kabule mecburdurlar.
VII - ORTAKLARIN
MUNZAM ÖDEMELERİ:
Madde
237
- Bir kollektif
şirketin mevcudu borçlarının tamamına yetmediği takdirde, kalan borçların
ödenmesini sağlamak için tasfiye memurları ortaklara müracaat edebilirler.
VIII - TASFİYE
BAKİYESİNİN DAĞITILMASI:
1.
MUVAKKAT ÖDEMELER:
Madde
238
- Tasfiye
memurları, alacaklıların ve ortakların ilerde tahakkuku muhtemel olan hak ve
alacaklarına yetecek miktarı alıkoymak şartiyle mevcut parayı muvakkat olarak
ortaklar arasında dağıtabilirler.
2.
SON DAĞITMA:
Madde
239
- Şirketin safi
mevcudu, esas mukaveleye veya sonradan verilecek karara göre tasfiye memurları
tarafından dağıtılır. Mukavelede aksine hüküm veya ortakların kararı olmadığı
halde dağıtma para olarak yapılır.
IX. ORTAKLARIN
KONTROL HAKKI:
1.
BİLGİ İSTEME HAKKI:
Madde
240
- Tasfiye
memurları, ortaklara, tasfiye işlerinin vaziyeti hakkında her zaman bilgi ve
istedikleri takdirde bu hususta imzalı bir vesika vermeye mecburdurlar.
Tasfiye memurları
tasfiyenin sonunda tasfiye iş ve muamelelerine dair ortaklara hesap vermeye
mecburdurlar.
2.
DEFTERLERİ İNCELEME HAKKI:
Madde
241
- Tasfiye
memurları, talep üzerine şirkete ve tasfiyeye ait olan bütün defterleri ve
evrakı tasfiye muamelesinin yapıldığı yerde ortaklara göstermeye mecburdurlar.
Ortakların bu defter ve evraktan suret almalarına tasfiye memurları mani
olamazlar.
X - TASFİYENİN
SONU:
Madde
242
- Tasfiyenin sona
ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi için keyfiyet
tasfiye memurları tarafından ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL :
KOMANDİT ŞİRKET
BİRİNCİ KISIM :
ŞİRKETİN MAHİYETİ VE KURULUŞU
A - TARİFİ:
Madde
243
- Ticari bir
işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadiyle kurulan ve şirket
alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir kaçının mesuliyeti tahdit
edilmemiş ve diğer ortak veya ortakların mesuliyeti muayyen bir sermaye ile
tahdit edilmiş olan şirket komandit şirkettir.
Mesuliyetleri mahdut
olmıyan ortaklara komandite, mesuliyeti mahdut olanlara komanditer denir.
Komandite ortakların
hakiki şahıs olmaları lazımdır. Hükmi şahıslar ancak "komanditer" ortak
olabilirler.
B - TATBİK
OLUNACAK HÜKÜMLER:
Madde
244
- Bu kısımdaki
hususi kaideler mahfuz kalmak şartiyle kollektif şirkete dair (154
-
158)
inci maddelerin hükümleri komandit şirketler hakkında da tatbik olunur.
C - MUKAVELE:
I - TEFSİR:
Madde
245
- Şirketin
komandit olup olmadığı mukavele hükümlerine göre tayin olunur. Ortaklar
tarafından şirkete verilen ad ve vasıf yalnız başına o şirketin nev'ini tayine
esas olamaz.
Bir şirketin komandit
olduğu tayin edilmediği halde o şirket kollektif sayılır.
II-
KOMANDİTERLERİN SERMAYE KOYMA BORCU:
Madde
246
- Bir komandit
şirket mukavelesine
155
inci maddede gösterilen hususlardan başka komanditerlerin ad ve soyadları ve her
birinin koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yazılarak
tescil ve ilan ettirilir.
Bir komanditer şahsi
emeğini ve ticari itibarını sermaye olarak koyamaz.
İKİNCİ KISIM :
ORTAKLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLER
A - MUKAVELE
SERBESTİSİ:
Madde
247
- Komandit
şirkette ortakların birbirleriyle olan münasebetleri mukavele ile tayin olunur.
Mukavelede bulunmıyan hususlar da bu kısımda yazılı hükümler mahfuz kalmak
şartiyle kollektif şirketlere dair olan
159
-
173
üncü maddeler hükümleri tatbik olunur.
B -
KOMANDİTERLERİN HUKUKİ VAZİYETİ:
I - İDARE:
Madde
248
- Komanditerler,
şirket işlerini görmeye mezun ve mecbur olmadıkları gibi idare hakkını haiz
olanların salahiyetleri dahilinde gördükleri işlere de engel olamazlar. Şu kadar
ki, idare hakkını haiz olanların salahiyetleri dışında kalan hususlar hakkında
rey verebilirler.
II - MURAKABE:
Madde
249
- Her komanditer,
iş yılı sonunda ve iş saatleri içinde şirketin envanteriyle bilanço
muhteviyatını ve bunların sıhhatini incelemeye mezundur. Bu incelemeyi bizzat
yapabileceği gibi ekspere de yaptırabilir. Eksperin şahsı hakkında bir itiraz
dermeyan edilirse komanditerin talebi üzerine mahkeme tarafından ehlivukuf
tayinine karar verilir. Bu karar katidir.
Önemli sebeplerin
bulunması halinde, mahkeme, komanditerin talebi üzerine şirketin işlerinin ve
mevcudunun bizzat veya eksper marifetiyle incelenmesine her vakit izin
verebilir.
Yukarki fıkralar
hükümlerine aykırı mukavele şartları muteber değildir.
III - REKABET
YASAĞI:
Madde
250
- Kollektif
ortakların şirket mevzuunu teşkil eden muamelelerin aynını Yapamıyacaklarına
dair olan
172
nci madde hükmü komanditerler hakkında tatbik olunmaz. Ancak komanditerler,
şirket konusunu teşkil eden işlerle uğraşacak bir işletme açar veya böyle bir
işletme açan bir şahıs ile ortak olur veyahut bu mahiyette bir şirkete dahil
olurlarsa komandit şirketin evrak ve defterlerini incelemek hakkını kaybederler.
IV - KAR VE ZARAR:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
251
- Komanditerler,
iş yılı sonunda tahakkuk eden kar paylarını ve mukavelede kararlaştırılmış olan
faizleri nakten alırlar. Fakat koydukları sermayeler her hangi bir sebeple
azalmış ise noksanı tamamlanıncaya kadar kar ve faizi isteyemezler. Şu kadar ki;
gelecek yıllarda elde edilecek kar paylarından sermayenin noksanı tamamlandıktan
sonra artan kısımdan ilk önce evvelki yıllara ait birikmiş faizler ödenir.
2.
GERİ VERİLMESİ MECBURİ OLMIYAN FAİZLER VE KAR PAYLARI:
A - USULÜNE GÖRE
TAHAKKUK ETTİRİLMİŞ OLANLAR:
Madde
252
- Komanditerler
önce aldıkları ve usulüne göre tahakkuk ettirilmiş faiz ve kar paylarını
şirketin sonradan vukubulan zararını telafi için geri vermeğe mecbur
tutulamazlar.
B - USULSÜZ
TAHAKKUK ETTİRİLMİŞ OLANLAR:
Madde
253
- Komanditerler
şeklen muntazam ve kar gösteren bir bilançoya göre hüsnüniyetle aldıkları ve
fakat usulsüz tahakkuk ettirilmiş kar paylarını veya mukavele ile kabul edilmiş
olan faizleri geri vermeye mecbur tutulamazlar.
V - AZALIĞIN
İNTİKALİ:
1.
DEVİR HALİNDE:
Madde
254
- Komanditer,
şirketteki payını başkasına devredebilir. Fakat devre diğer ortaklar muvafakat
etmemişlerse Borçlar Kanununun
532
nci maddesi hükmü tatbik olunur.
2.
ÖLÜM HALİNDE:
Madde
255
- Ölen bir
komanditerin yerine mirasçıları geçer.
ÜÇÜNCÜ KISIM :
ŞİRKETİN VE ORTAKLARIN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARLA OLAN MÜNASEBETLERİ
A - TATBİK
OLUNACAK HÜKÜMLER:
Madde
256
- Şirket ve
ortakların üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde, bu kısımdaki hususi kaideler
mahfuz kalmak şartiyle kollektif şirkete dair
174-184
üncü maddelerin hükümleri tatbik olunur.
B - ŞİRKETİN
TEMSİLİ:
Madde
257
- Komandit
şirketlerin idare ve temsili komandite ortaklara aittir. İdare hakkının ve
temsil salahiyetinin hududu kollektif şirketler hakkındaki hükümlerle
muayyendir.
Komanditer ortaklar,
şirketi temsil ve idare salahiyetini haiz değildirler. Şu kadar ki, şirket
mukavelesinde aksine hüküm olmamak şartiyle komanditer ortak; yalnız ticari
mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak tayin edilebilir.
C - KOMANDİTER
ORTAĞIN MESULİYETİ:
I - UMUMİ OLARAK:
Madde
258
- Bir
komanditerin mesuliyeti koyduğu veyahut taahhüt eylediği sermaye miktarını
aşamaz.
II- İSTİSNALAR:
1.
ADİ ŞİRKET UNVANINA DAHİL OLAN KOMANDİTER:
Madde
259
- Adi şirket
unvanına dahil olan komanditer, üçüncü şahıslara karşı komandite bir ortak gibi
mesul sayılır.
2.
ŞİRKET NAMINA MUAMELEDE BULUNAN KOMANDİTER:
Madde
260
- Ticari
mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak hareketettiğini açıkça
bildirmeksizin şirket namına muamelelerde bulunan komanditer ortak, bu
muamelelerden dolayı hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı komandite ortak
gibi mesul olur.
Komanditerlerin
işlerin idaresine müdahaleyi tazammun etmiyecek veçhile rey ve nasihat vermeleri
ve şirketin iş ve muameleleri üzerinde haiz oldukları murakabe haklarını
kullanmaları ve kanunda yazılı hallerde idare işlerini gören kimselerin tayin ve
azillerine iştirak eylemeleri ve şirket içinde tali hizmet ve memuriyetlerde
istihdam edilmeleri, komanditer vasfına halel vermez.
III -
ALACAKLILARIN VAZİYETİ:
1.
TAKİP İMKANI:
Madde
261
- Komanditerler,
koymayı taahhüt ettikleri sermayelerin zimmetlerinde kalan kısmına kadar
şirketin alacaklılarına karşı mesuldürler. Fakat alacaklılar şirket infisah
halinde bulunmadıkça veya şirket aleyhine vukubulan icra takibatı semeresiz
kalmış olmadıkça komanditerlere müracaat edemezler.
Şirketin iflası
halinde alacaklıların haiz oldukları haklar iflas masasına geçer.
Komanditerler,
şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermayeyi aşan bir miktar ile mesuliyeti
üzerine aldıklarını yazı ile beyan veya ilan etmişlerse üçüncü şahıslara veya
beyanın muhatabına karşı bu meblağ miktarınca mesul olurlar.
2.
SERMAYENİN AZALTILMASI:
Madde
262
- Bir komanditer
sermayesini,
252
ve
253
üncü madde hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, gerek doğrudan doğruya ve gerek
faiz veya kar payına mahsup için dolayısiyle tamamen veya kısmen geri
alamıyacağı gibi sermayesi her hangi bir sebeple azalmışsa noksanı
tamamlanıncaya kadar faiz veya kar payını almaktan memnudur. Aksi halde
komanditer aldığı para kadar şirket alacaklılarına karşı
261
inci maddenin birinci fıkrası gereğince mesul olur.
3.
İFLAS:
A - ŞİRKETİN
İFLASI:
Madde
263
- Bir komandit
şirketin iflası halinde şirket alacaklıları alacaklarını almadıkça ortakların
şahsi alacaklıları şirket mallarına müracaat edemezler.
Komanditerlerin
koydukları sermaye dahi, şirket alacaklılarının birinci fıkrada yazılı olduğu
gibi tercihan haklarını elde edecekleri mallardan sayılır.
B -
KOMANDİTERLERİN MESULİYETİ:
Madde
264
- Şirketin
mevcudu şirket alacaklılarına yetmiyecek olursa, bu alacaklılar geri kalan
alacaklarından dolayı komanditelerin şahsi mallarına müracaat edebilir.
Ortakların şahsi
mallarına müracaat halinde şirket alacaklılarının, ortakların şahsi
alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.
C - KOMANDİTERİN
İFLASI:
Madde
265
- Şirket ve iflas
halinde masası veya şirket alacaklıları, iflas etmiş bir komanditerin masasına
müracaat ederlerse, bunların, müflis komanditerin şahsi alacaklılarına karşı
rüçhan hakkı yoktur.
4.
TAKAS:
Madde
266
- Şirketten
alacağı olan bir şahsın, sermaye borcunu henüz yerine getirmemiş veya koyduğu
sermayeyi geri almış bir komanditere borcu varsa, bu şahıs şirketteki alacağını
komanditere olan borcu ile takas edebilir.
184
üncü madde hükmü mahfuzdur.
DÖRDÜNCÜ KISIM :
ŞİRKETİN İNFİSAHI, TASFİYESİ VE NEVİ’NİN DEĞİŞTİRİLMESİ
A - TATBİK
OLUNACAK HÜKÜMLER:
Madde
267
- Kollektif
şirketlerin infisahına ve tasfiyesine ve ortakların şirketten çıkma ve
çıkarılmasına dair olan
185
-
242
nci maddeler hükümleri komandit şirketlerde de tatbik olunur. Şu kadar ki,
şirket mukavelesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça komanditerin ölümü veya
vesayet altına alınması şirketin infisahını mucip olamaz.
B - NEV'İN
DEĞİŞTİRİLMESİ:
Madde
268
- Bir kollektif
şirket tasfiye edilmeksizin, bütün ortaklar tarafından ittifakla verilecek ve
ticaret siciline tescil ve ilan edilecek bir kararla komandit şirkete çevrildiği
takdirde eski ortaklardan komanditer sıfatını kazananlar üçüncü şahıslara karşı
bu sıfatı ancak keyfiyetin tescil ve ilan tarihinden sonra vukubulan işlerden
dolayı dermeyan edebilirler.
Bir komandit şirket
tasfiye edilmeksizin bütün ortaklar tarafından ittifakla verilecek ve ticaret
siciline tescil ve ilan edilecek bir kararla kollektif şirkete çevrildiği
takdirde komanditer sıfatını kaybeden ortakların mesuliyeti hakkında
178
inci madde hükmü tatbik olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL :
ANONİM ŞİRKET
BİRİNCİ KISIM :
ŞİRKETİN MAHİYETİ VE KURULUŞ ŞEKİLLERİ
A - UMUMİ
HÜKÜMLER:
I - TARİFİ:
Madde
269
- Anonim şirket,
bir unvana sahip, esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve
borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle mesul bulunan şirkettir.
Ortakların
mesuliyeti, taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile mahduttur.
II - HUSUSİ
KANUNLAR İLE KURULAN ANONİM ŞİRKETLER:
Madde
270
- Hususi
kanunlarla kurulan anonim şirketler, kuruluş kanunlarında aksine hüküm
olmadıkça, bu faslın hükümlerine tabidirler.
III- MEVZU VE
MAKSAT:
Madde
271
- Anonim
şirketler, kanunen yasak olmıyan her türlü iktisadi maksat ve konular için
kurulabilirler.
Şu kadar ki; esas
mukavelede şirket mevzuunun hudutlarının açıkça gösterilmiş olması şarttır.
IV - SERMAYE
MİKTARI:
Madde
272
- (Değişik madde:
24/06/1995
- KHK -
559/4
md.)
Özel kanunlarda
aksine hüküm olmadıkça esas sermaye miktarı ellimilyar Türk lirasından aşağı
olamaz. Bu miktar, Bakanlar Kurulunca on katına kadar artırılabilir.
V - DEVLETİN
KONTROLÜ:
1.
KURULUŞA İZİN:
Madde
273
- (Değişik madde:
11/06/2003
-
4884
S.K./2.
md.)
Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle faaliyet alanları tespit ve ilan edilecek
anonim şirketler Bakanlığın izni ile kurulur. Bu şirketlerin esas mukavele
değişiklikleri de Bakanlığın iznine tabidir. Bunun dışında anonim şirketlerin
kuruluşu ve esas mukavele değişiklikleri Bakanlığın iznine tabi değildir.
2.
MURAKABE:
Madde
274
- (Değişik madde:
24/06/1995
- KHK
559/5
md.)
Anonim şirketlerinin
muameleleri, bir tüzük ile tayin olunacak şekilde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
ticaret müfettişleri tarafından denetlenir. Denetim, bilançonun açıklık ve
doğruluk esasları çerçevesinde yapılacak incelemeyi de kapsar. Diğer bakanlık ve
kuruluşlarca anonim şirketleri ilgilendiren konularda düzenleme yapılması
halinde, Bakanlığın uygun görüşü alınır. Bakanlık, bu Kanunun ticaret
şirketlerine ilişkin hükümlerinin tatbikatıyla ilgili olarak tebliğler çıkarmaya
yetkilidir. Ticaret sicili memurlukları tebliğ hükümlerine uymakla yükümlüdür.
Kanuna, esas sözleşme
hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve faaliyetlerde bulunduğu
anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca fesih davası açılabilir.
Bu Kanunun
297
ve
378
inci maddeleri uyarınca anonim şirketlerin genel kurul toplantılarına katılacak
komiserlerin nitelikleri, genel kurul ile ilgili görev ve yetkileri Bakanlıkça
bir yönetmelikle tesbit edilir. Bakanlık komiserlerinin yol giderleri ve zaruri
masrafları Bütçe Kanununun (H) cetvelinin (B) bendi ile tesbit edilen Devlet
memurlarına ödenen en yüksek yurt içi günlük harcırah tutarının üç katını
geçmemek üzere şirket tarafından karşılanır. Şirket tarafından ödenecek ücret ve
yolluk miktarları ve bunların ödenme şekli yönetmelikte gösterilir.
3.
AMME HÜKMİ ŞAHISLARININ İŞTİRAKİ:
Madde
275
- Devlet,
vilayet, belediye gibi amme hükmi şahıslarından birisine esas mukaveleye
dercedilecek bir kayıtla pay sahibi olmasa dahi, mevzuu amme hizmeti olan anonim
şirketlerin idare ve murakabe heyetlerinde temsilci bulundurmak hakkı
verilebilir.
Yukarıki fıkrada
yazılı şirketlerde pay sahibi olan amme hükmi şahıslarının idare meclis ve
murakabe heyetlerindeki temsilcileri ancak bunlar tarafından azlolunabilir.
Amme hükmi
şahıslarının, şirket idare meclisi ve murakabe heyetlerindeki temsilcileri,
umumi heyet tarafından seçilen azaların hak ve vazifelerini haizdirler. Şu kadar
ki, bunlar; idare meclisi azası sıfatiyle pay senetleri tevdi etmek
mükellefiyetinden muaftırlar. Amme hükmi şahısları şirket idare meclisi ve
murakabe heyetlerindeki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiil ve
yaptıkları muamelelerden dolayı şirkete ve onun alacaklılariyle pay sahiplerine
karşı mesuldür. Hükmi şahsın rücu hakkı mahfuzdur.
B - KURULUŞ:
I - ÇEŞİTLERİ:
Madde
276
- Anonim
şirketler, ya tedrici veya ani şekilde kurulur.
Ani kuruluş, şirket
paylarının kurucular tarafından tamamen taahhüt edilmesiyle olur.
Tedrici kuruluş, bir
kısım payların kurucular tarafından taahhüt olunması ve geri kalan kısmı için de
halka müracaat edilmesi suretiyle olur.
II - KURUCULAR:
1.
SAYISI:
Madde
277
- Bir anonim
şirketin kurulması için şirkette pay sahibi en az beş kurucunun bulunması
şarttır.
2.
TARİFİ:
Madde
278
- Esas mukaveleyi
tanzim ve imza eden ve sermaye olarak esas mukavelede muayyen parayı veyahut
paradan başka bir şeyi koymayı taahhüt eden pay sahipleri kurucu sayılırlar.
Tedrici kuruluşta,
esas mukaveleyi tanzim ve imza etmeksizin paradan başka bir şeyi sermaye olarak
koyan pay sahipleri de kurucu sayılırlar.
Kurucular yukarıki
fıkralarda yazılı muamelelerden birini, üçüncü bir şahsın hesabına yaptıkları
takdirde bu şahıs da kuruluştan doğan mesuliyetler bakımından kurucu sayılır.
Bu üçüncü şahıs,
kendi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gereken bir vakıayı
kendisinin bilmediğini ileri süremez.
III - ESAS
MUKAVELE:
Madde
279
- Esas
mukavelenin yazılı şekilde yapılması ve bütün kurucuların imzalarının noterce
tasdik edilmiş bulunması şarttır.
Esas mukaveleye
aşağıdaki hususlar yazılır:
1.
Şirketin ticaret unvaniyle merkezinin bulunacağı yer;
2.
Şirketin maksadiyle mevzuunu teşkil eden muamelelerin nev'i ve mahiyeti;
3.
Şirketin esas sermayesinin miktarı ile her payın itibari kıymeti, ödeme suret ve
şartları;
4.
Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve mallarla bunlara mukabil verilecek
hisse senetlerinin miktarı ve mevcut bir işletmenin veya bazı ayınların devir
alınması bahis mevzuu olduğu takdirde onun bedeli ve kurucular tarafından
şirketin kurulması için şirket hesabına satınalınan diğer şeylerin bedelleriyle
şirketin kurulması hususunda hizmetleri görülenlere verilmesi gereken ücret veya
tahsisat yahut mükafatın miktarı;
5.
Kurucularla idare meclisi azalarına ve diğer kimselere şirket kazancından
sağlanacak hususi menfaatler;
6.
Şirket işlerini idare ve murakabe ile mükellef olanların ne suretle
seçilecekleri ve bunların hak ve vazifeleri ve imza koymaya salahiyetli olanlar;
7.
Umumi heyetlerin ne suretle davet edileceği; toplantıların vakti ve rey verme
ile müzakere icrası ve karar verilmesi hususlarının tabi olduğu kayıt ve
şartlar;
8.
Şirket bir müddet ile tahdit edilmişse bu müddet;
9.
Şirkete ait ilanların ne suretle yapılacağı;
10.
Ani Kuruluş halinde, her ortağın taahhüt ettiği sermayenin nev'i ve pay miktarı.
IV - İZİN:
Madde
280
- Geçen maddede
yazılı esas mukavele, şirket esas sermayesinin yüzde onunun tediye veya temin
edildiğini gösteren bir vesika ile birlikte İktisat ve Ticaret Vekaletine
verilerek şirketi kurmak için izin alınır.
İktisat ve Ticaret
Vekaleti esas mukavelelerin kanunun müffessir hükümlerinden ayrıldığını ileri
sürerek izinden imtina edemez.
C - TEDRİCİ
KURULUŞ:
I - İŞTİRAKE
DAVET:
1.
İZAHNAME:
Madde
281
- İzin alındıktan
sonra şirket tedricen kurulacak olursa kurucular şirketin maksat, mevzu ve
müddeti ve esas sermayenin miktariyle her payın kıymetini, kurucu veya idare
meclisi azalarına veya diğer kimselere sağlanan hususi menfaatleri ve sermaye
olarak konan ayınları ve bu ayınlar mukabilinde verilecek karşılığı ve mevcut
bir işletmenin veya bazı ayınların devir alınması esas mukavele hükümlerinden
ise onun bedelini ve kuruluş umumi heyeti toplantılarının yeriyle icra suretini
gösteren bir izahname tanzim ederek halkı iştirake davet için ilan ettirirler.
2.
SİRKÜLER:
Madde
282
- Kurucular,
halkı şirket sermayesine iştirake davet için
281
inci maddede yazılı izahnameyi, sirküler ve diğer yayın vasıtalariyle de halka
bildirebilirler. Bu takdirde izahnamenin ilan edildiği gazetelerin numara ve
tarihlerinin gösterilmesi lazımdır.
II - İŞTİRAK
TAAHHÜTNAMESİ:
1.
ŞEKİL:
A - MUHTEVASI:
Madde
283
- Şirket
sermayesine iştirak talebi, iki nüsha iştirak taahhütnamesi tanzimi ile olur.
İştirak
taahhütnamelerine,
281
inci maddede yazılı izahnamenin muhtevası ve iştiraki taahhüdedenlerin ad ve
soyadlariyle ikametgahları ve almayı taahhüt ettikleri payların yazı ile ifade
edilen miktarı ve taahhüt günü, esas mukavelenin veya izahname münderecatının
kabul edilmiş olduğu ve muayyen müddet içinde şirket kurulmadığı takdirde
taahhüdün düşeceği yazılır.
İştirak
taahhütnamesinde yazılı hususlar ile esas mukavele veya izahname münderecatına
vukuf hasıl edildiğini bildiren ve imzası noterce tasdik edilmiş olan bir
mektupla kuruculara veya bunlardan birine yapılacak müracaatlarla dahi iştirak
taahhütleri kabul edilebilir.
İmzaları noterce
tasdik edilmiş olan iştirak taahhütnamelerinde gayrimenkul mülkiyeti veya
gayrimenkul üzerindeki ayni hakların sermaye konulmasına ait taahhütler resmi
şekil aranmaksızın muteberdir.
B - ŞEKİL
NOKSANLIĞI:
Madde
284
- İştirak
taahhütnameleri yukarıki maddede yazılı şekilde tanzim edilmediği veya iştiraki
talebeden tarafından bazı kayıt ve şartlar ilave edildiği surette taahhüt hüküm
ifade etmez. Şu kadar ki, bu suretle iştiraki taahhüt eden kimse kuruluş umumi
heyetinin ilk toplantısında hazır bulunur veyahut sonradan pay sahipliğine ait
hakları kullanır ve vazifeleri yerine getirirse kayıt ve şartlardan ari ve
şekline uygun bir taahhütname ile şirkete bağlı sayılır.
2.
HÜKÜMLERİ:
A - TAAHHÜDÜN
MAHİYETİ:
Madde
285
- (Değişik fıkra:
24/06/1995
- KHK
559/6
md.) Esas sermayeye tekabül eden payların muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt
edilmiş olması şarttır.
Sermaye olarak
paradan başka iktisadi bir değer veya menkul mal konulması taahhüdü, şirketin
hükmi şahsiyet kazandığı tarihten itibaren onlar üzerinde malik sıfatiyle
doğrudan doğruya tasarruf edebileceğinin ve gayrimenkul üzerindeki mülkiyet veya
sair ayni hakların sermaye olarak konulması taahhüdü ise, bu hakların şirketin
hükmi şahsiyet kazanmasiyle beraber tapu siciline tescil edileceğinin kabul
edilmiş olması demektir.
B - PAYLARIN
BEDELİ:
Madde
286
- İtibari
kıymetlerinden aşağı bir bedel ile, hisse senedi çıkarılamaz.
Senetlerin itibari
kıymetlerinden yüksek bir bedelle çıkarılmaları esas mukavelede bu hususta bir
hüküm bulunmasına veya bunun umumi heyet tarafından karar altına alınmasına
bağlıdır.
C - İLK TAKSİT:
Madde
287
- Payların
kanunen ödenmesi gereken bedellerinin taahhüt anında ödenmesi şart kılınmadığı
takdirde iştirak taahhütleri kurucular tarafından kabul edildikten sonra
kurucular iştiraki taahhüdedenlere taahhütlü mektup göndererek ve gazetelerle
ilan ederek üzerine aldıkları paylara ait bedellerin muayyen bir müddet içinde
ödenmesini ihtar ederler.
İştiraki
taahhüdedenlerin bu müddet içinde bedelleri ödememeleri takdirinde kurucular
onların şirketle olan ilgilerini kesmek veya kendilerini taahhüdün ifasına icbar
etmek hakkını haizdirler. İştiraki taahhüdedenlerin ilgileri kesildiği taktirde
yerlerine geçecek kimseler tarafından payların bedeller ödenmedikçe şirket
kurulamaz.
D - TEVDİ:
Madde
288
- (Mülga madde:
24/06/1995
- KHK-559/13
md.)
III - KURULUŞ UMUMİ HEYETİ:
1.
İLK TOPLANTI:
A - TOPLANTIYA
DAVET:
Madde
289
- Esas sermayenin
tamamına iştirak taahhüt edildikten ve payların
287
nci maddede muayyen bedelleri ödendikten sonra on gün içinde, kurucular her pay
sahibine taahhütlü mektup göndererek ve gazetelerle ilan ederek kuruluş umumi
heyetini toplantıya davet ederler. Davet mektubunun toplantı gününden en az on
beş gün önce gönderilmesi ve aşağıda yazılı hususları havi gündemin bildirilmesi
şarttır.
1.
Payların bütününe iştirak taahhüt olunduğunun ve bunların
287
nci maddede muayyen bedellerinin ödendiğinin tesbiti;
2.
Sermaye olarak gösterilen ayınların ve eğer şirketin mevcut bir işletmeyi veya
bazı ayınları satınalması esas mukavele şartlarından ise bu işletmenin veya
ayınların değerini biçmek için ehlivukuf tayini;
3.
Kuruculara şart kılınan hususi menfaatlere dair tekliflerin karara bağlanması;
4.
İdare meclisi azalarının ad ve soyadları iştirak taahhütnamelerindeki izahnamede
gösterilmediği halde bu azaların seçilmesi;
5.
Murakıpların seçilmesi;
6.
Kurucuların şirketi kurmak için giriştikleri taahhütlerle yaptıkları muamele ve
masrafların kabulü.
B - KARARLAR:
Madde
290
- Kuruluş umumi
heyeti yukarıki maddede yazılı hususları müzakere edip karara bağlar.
Nakdi sermayenin en
az yarısını temsil eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça müzakere yapılamaz.
Her pay, sahibine bir
rey hakkı verir.
Kararlar mevcut
reylerin ekseriyetiyle verilir.
C - REY HAKKINDAN
MAHRUMİYET:
Madde
291
- Ayın nevinden
sermaye koyan kimse bunun değerinin biçilmesinde ve kendilerine hususi
menfaatler sağlıyan kurucu ve diğer pay sahipleri, bu menfaatlerin tasvibine ait
müzakerede rey kullanamazlar.
D - İLK İDARE
MECLİSİ VE MURAKABE HEYETİNİN SEÇİMİ:
Madde
292
- İdare meclisi
azaları şirket esas mukavelesiyle tayin edilmedikleri takdirde, taahhüt
sahipleri arasından kuruluş umumi heyetince seçilirler.
İlk murakıpların
tayini umumi heyete ait olup bunların esas mukavele ile tayinleri caiz değildir.
E - BİLİRKİŞİLERİN
SEÇİMİ:
Madde
293
- Kuruluş umumi
heyetinin, ayın olan sermayelerin ve devralınacak işletmenin veya ayınların
değerlerini biçecek bilirkişiyi tayin edebilmesi için, nakdi sermayenin en az
üçte ikisini temsil eden pay sahiplerinin hazır olmaları şarttır. Kararlar
ekseriyetle verilir. Müzakere nısabı temin edilemediği takdirde bilirkişi,
kurucuların talebi üzerine mahkemece tayin olunur.
2.
İKİNCİ TOPLANTI:
A - TOPLANTIYA
DAVET:
Madde
294
- Yukarıki madde
gereğince tayin olunan bilirkişi gereken raporları tanzim edip verdikten sonra
kurucular tarafından kuruluş umumi heyeti
289
uncu maddede yazılı müddet içinde ve aynı şekilde yeniden toplantıya davet
olunur. Davet mektuplarına bilirkişi raporunun birer sureti bağlanır.
B - KARARLAR:
Madde
295
- Umumi heyetin
ikinci toplantısında,
290
ıncı maddede yazılı toplantı nisabının mevcut olduğu anlaşılırsa, bilirkişi
raporları okunup incelendikten ve lüzumunda ayın nevinden sermaye koyan
kimselerin ve devralınacak işletmenin veya ayınların sahibinin izahları
dinlendikten sonra
281
inci maddede yazılı izahnamedeki değerlerin aynen kabul veya reddine yahut
ilgililerin muvafakatiyle değiştirilmesine
290
ıncı maddede gösterilen ekseriyetle karar verilir.
C - TOPLANTININ
TALİKİ:
Madde
296
- Bilirkişi
raporunun okunup incelenmesi için yukarıki madde gereğince toplanan kuruluş
umumi heyetinde
290
ıncı maddede yazılı nisap hasıl olmadığı takdirde
297
nci maddede yazılı olduğu veçhile bir zabıt tanzim olunarak toplantı bir ay
sonraya bırakılır ve keyfiyet kurucular tarafından toplantıda bulunmıyan her pay
sahibine taahhütlü mektuplarla bildirilir ve gazetelerle de ilan olunur.
D - DEVLET
KOMİSERLERİ VE KARARLARIN MUTEBERLİK ŞARTI:
Madde
297
- Kuruluş umumi
heyetlerinin verdikleri kararların muteber olması için toplantılarda İktisat ve
Ticaret Vekaletinden bir komiser bulunması ve komiserin zabıtların kanuna uygun
bir şekilde tutulmasına nezaret ve zabıtları reyini kullanan pay sahipleriyle
birlikte imza etmesi şarttır. Bu zabıtlara, verilen kararların mahiyet ve
neticeleriyle muhalif kalanların muhalefet sebepleri yazılır.
IV -
SAĞLANABİLECEK HUSUSİ MENFAATLER:
Madde
298
- Kurucuların
şirketi kurdukları sırada sarf ettikleri emeğe karşılık olarak para ve bedelsiz
hisse senedi almak gibi bir suretle şirket sermayesinin azalmasını mucip olacak
bir menfaatin kendilerine tahsisi hakkında esas mukaveleye dercedecekleri
şartlar hükümsüzdür. Ancak hasıl olan kazançtan
466
ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde
5
kar payı ayrıldıktan sonra kalanın onda birini kendilerine tahsis edebilirler.
Kuruculara zikri geçen menfaatler için verilecek senetlerin nama yazılı olması
lazımdır.
V - KURULUŞUN
TAMAMLANMASI:
1.
MAHKEMENİN VAZİFESİ:
Madde
299
- (Mülga madde:
24/06/1995
- KHK-559/13
md.)
2.
ŞİRKETİN TESCİL VE İLANI:
Madde
300
- (Değişik fıkra:
24/06/1995
- KHK-559/7
md.) Kuruluş umumi heyetinin yapılmasından sonra
15
gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan
olunur.
Tescil ve ilan
edilecek hususlar şunlardır:
1.
Esas mukavelenin tarihi;
2.
Şirketin ticaret unvanı ve merkezi;
3.
Şirketin maksat ve mevzuu ve varsa müddeti;
4.
(Değişik bent:
24/06/1995
- KHK-559/7
md.) Esas sermayesinin miktarı, ödeme suret ve şartları ve hisse senetlerinin
itibari kıymeti;
5.
Hisse senetlerinin nevileri, hamiline veya nama yazılı oldukları ve muayyen
hisse senetlerinin bahşettikleri imtiyazlar;
6.
Ayın nev'inden sermaye ve devralınan mali kıymetlerle işletmelerin neden ibaret
oldukları ve bunlara biçilen değerler, kuruculara sağlanan hususi menfaatlerin
mahiyet ve değerleri;
7.
Şirketin ne suretle temsil olunacağı;
8.
İdare meclisi azalariyle şirketi temsile salahiyetli kimselerin ad ve soyadları,
ikametgahları ve tabiyetleri;
9.
Şirketin yapacağı ilanların şekli ve eğer esas mukavelede de bu hususta bir
hüküm varsa idare meclisi kararlarının pay sahiplerine ne suretle bildirileceği.
Şubeler; merkezin
sicil kaydına atıf yapılmak suretiyle bulundukları yer ticaret siciline tescil
olunurlar.
3.
HÜKMİ ŞAHSİYET İKTİSABI:
A - KURULUŞTAN
ÖNCEKİ MUAMELELER:
Madde
301
- Şirket ticaret
siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır.
Tescilden önce şirket
namına muamele yapanlar bu muamelelerden şahsan ve müteselsilen mesuldürler.
Ancak, bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket namına yapıldığı açıkça
bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline kaydından sonra üç aylık bir müddet
içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket mesul
olur.
Kurucular şirketi
kurmak için yaptıkları muamele ve giriştikleri taahhütlerden üçüncü şahıslara
karşı mesuldürler. Şirket hükmi şahsiyet kazandıkdan sonra, kurucular kuruluş
masraflarından dolayı şirkete rücu edebilirler. Şirketin kurulması her hangi bir
sebepten dolayı kabil olmadığı takdirde bu masraflar kuruculara ait olup pay
sahiplerine rücu hakları yoktur. Masrafların şirketten alınabilmesi, bunların
kuruluş umumi heyetince tasdik edilmesine bağlıdır.
B - KURULUŞTAN
ÖNCE PAYLAR ÜZERİNDEKİ TASARRUFLAR:
Madde
302
- Şirketin
tescilinden önce payların devri şirkete karşı hükümsüzdür.
D - ANİ KURULUŞ:
I - USUL:
Madde
303
- Muayyen
şahıslar bütün payları aralarında taksim etmek suretiyle bir anonim şirket
kurabilirler.
Bu suretle ortaklar
285
inci madde ile
289
uncu maddenin
4
ve
5
numaralı bentleri hükümlerini yerine getirdiklerini göstermek üzere
279
uncu maddede yazılı hususlara havi bir esas mukaveleyi aynı maddede yazılı
şekilde tanzim ederler. Ayın nev'inden sermaye konması veya şirketin mevcut bir
işletmeyi veya bazı ayınları devralması şart kılınmış ise, bunların değerlerini
biçecek bilirkişi mahkemece tayin olunur.
II - HALKA
MÜRACAAT:
Madde
304
- Ani olarak
kurulan anonim ortaklığın pay sahipleri ortaklığın tescilinden sonra beş yıl
içinde halka müracaat suretiyle paylarını elden çıkarmak isterlerse
281,
282,
283
ve
284
üncü maddeler hükümlerine riayet etmeye mecburdurlar.
E - KURULUŞTAN
DOĞAN MESULİYET:
I - HALLER:
1.
VESİKALARIN DOĞRU OLMAMASI:
Madde
305
-
209
uncu maddede yazılı beyanname ile vesika ve sair evrakın hakikat hilafı tanzim
edilmiş olmasından doğan zararlardan kurucularla bu vesika ve varakaların
tanzimine iştirak edenler müteselsilen mesuldürler ve haklarında Ceza Kanununun
350
nci maddesi tatbik olunur.
2.
ESAS SERMAYE HAKKINDA YANLIŞ BEYANI:
Madde
306
- Esas sermaye
tamamiyle taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun hükümleri gereğince ödenmemiş
iken taahhüt edilmiş veya yerine getirilmiş gibi gösteren kurucularla, bu fiilde
kendilerine iştirak edenler, bu payları kendi hesaplarına almaya ve karşılığını
müteselsilen ödemeye mecburdurlar.
3.
AYIN NEVİNDEN SERMAYEYE DEĞER BİÇİLMESİNDE HİLE:
Madde
307
- Konan ayın
nevinden bir sermaye veya deviralınması kararlaştırılan bir işletmeye veya bazı
ayınlara değer biçilmesinde hile kullanan kurucularla, bu fiilde kendilerine
iştirak edenler, şirketin bu yüzden uğradığı zararı müteselsilen tazmin ile
mükelleftirler ve haklarında Türk Ceza Kanununun
343
üncü maddesi tatbik olunur.
4.
İLK İDARE MECLİSİ VE MURAKABE HEYETİ AZALARININ İHMALİ:
Madde
308
- İlk idare
meclisi azalariyle murakıplar, şirketin kurulmasında yolsuzluk vaki olup
olmadığını incelemekle mükelleftirler. Bu hususta ihmalleri anlaşılır ve bu
yüzden hasıl olan zarar karşılığı tazminat kuruculardan alınamamış bulunursa
inceleme işini ihmal eden idare meclisi azaları ve murakıplar, müteselsilen
mesul olurlar ve haklarında Türk Ceza Kanununun
230
uncu maddesi tatbik olunur.
II - MÜŞTEREK
HÜKÜMLER:
1.
TAZMİNAT TALEBİ:
Madde
309
- Şirketin
305,
306,
307
ve
308
inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle
zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak,
hükmolunacak tazminat şirkete verilir.
Şirketin iflası
halinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz oldukları haklar iflas
idaresine ait olur. Bu hususta İcra ve İflas Kanununun
245
inci maddesi hükmü caridir.
Mesul olan kimselerin
cümlesi aleyhinde şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir.
Mesul olan kimselere
karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği
tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden
itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı
müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi
bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.
2.
İBRA:
Madde
310
- Kurucuların ve
idare meclisi azalarının ve murakıpların, yukarıki maddeler gereğince tabi
oldukları mesuliyetler, şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe
sulh ve ibra suretiyle ıskat edilemez. Bu müddetin geçmesinden sonra sulh ve
ibra ancak umumi heyetin tasdikiyle tamam olur. Bununla beraber esas sermayenin
onda birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın tasdikine muhalif iseler,
sulh ve ibra umumi heyetçe tasdik olunamaz.
F - KANUNA KARŞI
HİLE:
Madde
311
- Bir işletme,
tesisat veya başka mal ve hakların esas sermayenin onda birini aşan ve bedel
karşılığında şirketçe devralınmasına dair, şirketin tescilinden itibaren iki yıl
içinde yapılacak mukaveleler umumi heyetçe tasdik ve ticaret siciline tescil
edilmedikçe muteber olmaz. Bu gibi mukavelelerin tasdik ve tescilinden önce
bunların ifası maksadiyle yapılmış olan tasarruflar dahi muteber olmaz.
Umumi heyet kararını
vermeden önce idare meclisinin talebi üzerine, mahkemece tayin edilecek
bilirkişi, şirket tarafından devralınacak şeylerin değerini biçerek rapor verir.
Müzakere hakkında
295
inci madde tatbik olunur. Şu kadar ki; esas sermayenin en az yarısını temsil
eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça müzakere yapılamaz. Karar, mevcut reylerin
ekseriyetiyle verilir.
Umumi heyetin tasdik
kararından sonra, idare meclisi, mukavelenin aslını veya noterlikçe tasdikli bir
suretini, bilirkişi raporu ve diğer vesikalarla birlikte tescil edilmesine
müsaade edilmesi için ait olduğu mahkemeye tevdi eder. Mahkeme,
299
uncu maddenin
2
ve
3
üncü fıkralarına göre incelemelerde bulunarak kararını verir.
Mukavele tarihi,
umumi heyetin tasdik kararının tarihi, iktisabedilecek şey, bunun kimden
iktisabolunacağı ve verilecek karşılık, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
Bu halde
305
-
310
uncu maddelerin hükümleri de tatbik olunur. Şirketin iştigal mevzuuna giren veya
cebri icra yoliyle iktisabedilen şeyler hakkında bu madde hükmü tatbik olunmaz.
Şu kadar ki; şirketin iştigal mevzuunu kolaylaştırmak veya mümkün kılmak için
vukubulan iktisaplar bundan müstesnadır.
İKİNCİ KISIM :
İDARE MECLİSİ
A - KURULUŞ TARZI:
I - SEÇİM VE
TAYİN:
1.
AZALARIN SAYISI VE SIFATI:
Madde
312
- Anonim
şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe intihap edilmiş en az üç
kişiden ibaret bir idare meclisi bulunur.
İdare meclisi pay
sahibi aza ortaklardan teşekkül eder. Ancak pay sahibi olmıyan kimseler aza
seçildikleri takdirde bunlar pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe
başlıyabilirler. Pay sahibi olan hükmi bir şahıs idare meclisi azası olamaz.
Fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahıslar idare meclisine aza
seçilebilirler.
275
inci madde hükmü mahfuzdur.
2.
HİSSE SENEDİ TEVDİİ MECBURİYETİ:
Madde
313
- İdare meclisi
azalarından her biri, itibari kıymetleri esas sermayenin en az yüzde birine
muadil miktarda hisse senetlerini şirkete tevdie mecburdur. Şu kadar ki; esas
sermayenin yüzde biri
5 000
lirayı aşarsa fazlasının tevdii mecburi değildir. Tevdi olunan hisse senetleri
azanın umumi heyetçe ibrasına kadar vazifesinden doğan mesuliyete karşı merhum
hükmünde olup başkalarına devrolunamaz ve şirketten geri alınamaz.
İdare meclisinin
muvafakatiyle rehin makamında olan hisse senetleri, bir üçüncü şahıs tarafından
da tevdi edilebilir.
275
inci madde hükmü mahfuzdur.
3.
VAZİFE MÜDDETİ:
Madde
314
- İdare meclisi
azaları en çok üç yıl müddetle seçilirler. Esas mukavelede aksine hüküm yoksa
tekrar seçilmeleri caizdir.
275
inci madde hükmü mahfuzdur.
II- AZALIĞIN
AÇILMASI:
Madde
315
-
275
inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir azalık açılırsa idare meclisi kanuni
şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak umumi heyetin
tasvibine arzeder. Bu suretle seçilen aza umumi heyet toplantısına kadar
vazifesini yapar.
İdare meclisi
azalarından biri iflasa tabi kimselerden olup da iflasına karar verilir veya
hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse,
vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezasiyle veya sahtekarlık, emniyeti
suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkumiyet halinde dahi
hüküm aynıdır.
III - AZİL:
Madde
316
- İdare meclisi
azaları esas mukavele ile tayin edilmiş olsalar dahi umumi heyet karariyle
azlolunabilirler. Azlolunan azanın tazminat talebine hakkı yoktur.
275
inci madde hükmü mahfuzdur.
B - İDARE VE
TEMSİL:
I - UMUMİ OLARAK:
1.
ESAS:
Madde
317
- Anonim şirket
idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.
2.
TEŞKİLAT:
Madde
318
- İdare meclisi
her yıl azaları arasından bir reis ve bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek
üzere bir reisvekili seçer.
İdare meclisi,
işlerin gidişine bakmak, kendisine arzolunacak hususları hazırlamak, bütün
önemli meseleler hususiyle bilançonun tanzimi hakkında rapor vermek ve
kararlarının tatbikına nezaret etmek üzere, azalardan lüzumu kadar komite veya
komisyon kurabilir.
Bankalar Kanununun
hususi hükümleri mahfuzdur.
3.
VAZİFELERİN AZALAR ARASINDAKİ TAKSİMİ:
Madde
319
- Esas mukavelede
idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip
edilmiyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tesbit olunur. İdare
meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verilir.
Esas mukavele ile
temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi
azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmıyan müdürlere
bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebilir. Bu
gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde
317
nci madde hükmü tatbik olunur.
4.
AZALARIN İHTİMAM DERECESİ:
Madde
320
- İdare meclisi
azalarının şirket işlerinde gösterecekleri dikkat ve basiret hakkında Borçlar
Kanununun
528
inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü tatbik olunur.
II- TEMSİL
SALAHİYETİ:
1.
VÜSAT VE ŞÜMULÜ:
Madde
321
- Temsile
salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan her nevi işleri ve
hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını
haizdirler.
Temsil salahiyetinin
tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak
temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna
veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir.
Anonim şirket adına
tanzim edilecek evrakın muteber olması için, aksine esas mukavelede hüküm
olmadıkça temsile selahiyetli olanlardan ikisinin imzası kafidir.
Temsile salahiyetli
olanlar tarafından yapılan muamelenin esas mukaveleye veya umumi heyet kararına
aykırı olması, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahısların o muameleden dolayı şirkete
müracatına mani olamaz.
Temsile veya idareye
salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız
fiillerden anonim şirket mesul olur. Şirketin rücu hakkı mahfuzdur.
2.
İMZA ŞEKLİ:
Madde
322
- Şirket namına
imza salahiyeti olanlar, şirketin unvanını ilave etmeye mecburdurlar. Bu imzalar
hakkında
42
nci maddenin
2
nci fıkrası hükmü tatbik olunur.
3.
TESCİL:
Madde
323
- İdare meclisi,
şirketi temsile salahiyetli kimseleri, tescil edilmek üzere ticaret siciline
bildirir. Temsil salahiyetine mütaallik kararın noterlikçe tasdik edilmiş
suretinin de sicil memuruna verilmesi lazımdır.
III - İDARE
VAZİFELERİ:
1.
ŞİRKETİN MALİ DURUMUNUN BOZULMASI HALİNDE:
Madde
324
- Son yıllık
bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare
meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildirir.
Şirketin aciz halinde
bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış
fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte
ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermayenin tamamlanmasına
veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket
feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklarının alacaklarını
karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye
bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder. Şu kadar
ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir
alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir edebilir. Bu halde
mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının
muhafazası için lüzumlu tetbirleri alır.
2.
DEFTER TUTMA MÜKELLEFİYETİ:
A - UMUMİ OLARAK:
Madde
325
- İdare meclisi;
lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu
kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün
önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir.
B - HUSUSİ
DEFTERLER:
Madde
326
- Tacirlerin
tutmaya mecbur oldukları defterlerden başka idare meclisi aşağıdaki defterleri
de tutmakla mükelleftir:
1.
Pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanlariyle ikametgahlarının ve şirketin
kurulması anında konan yahut sonradan tedricen çoğaltılan sermayeye tekabül eden
paylar için yapılan tediyelerin yazılmasına mahsus (Pay sahipleri defteri);
2.
Umumi heyet zabıtlarının yazılmasına mahsus; (Toplantı ve müzakere defteri);
3.
İdare meclisinin toplantı ve müzakerelerinin yazılmasına mahsus; (İdare meclisi
kararlar defteri).
3.
YILLIK RAPORUN TANZİMİ:
Madde
327
- İdare meclisi
her iş yılı sonunda
325
inci maddede yazılı bilançodan başka şirketin ticari, mali ve iktisadi durumunu
ve yapılan muamelelerin hulasasını gösterir bir rapor tanzimine ve dağıtılacak
kazanç miktarı ile yedek akçeyi teşkil edecek miktarın tayinine dair, teklif
varakasını hazırlamıya mecburdur. Rapor ve teklif varakası, umumi heyet
toplantısından en az
15
gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz olunur.
4.
MEMUR VE MÜSTAHDEMLERİN TAYİNİ:
Madde
328
- Memur ve
müstahdemlerin tayini umumi heyete ait olduğuna dair esas mukavelede bir kayıt
yoksa, idare meclisine aittir.
5.
ŞİRKETİN KENDİ HİSSE SENETLERİNİ SATIN ALMASI:
Madde
329
- Şirket, kendi
hisse senetlerini temellük edemiyeceği gibi rehin olarak da kabul edemez. Bu
senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitler hükümsüzdür.
Şu kadar ki; aşağıda gösterilen akitler bu hükümden müstesnadır:
1.
Hisse senetleri şirketin sermayesinin azaltılmasına dair bir karara dayanılarak
devralınmışsa;
2.
Hisse senetleri şirketin kurulması veya esas sermayesinin çoğaltılması
dolayısiyle vakı olan iştirak taahhüdünden başka bir sebepten doğan şirket
alacaklarının ödenmesi maksadiyle devralınmışsa;
3.
Hisse senetleri bir mamelekin veya işletmenin borç ve alacaklariyle beraber
temellük edilmesi neticesinde şirkete geçmişse;
4.
Hisse senetlerinin devir veya rehin alınması keyfiyeti esas mukaveleye göre
şirket konusuna giren muamelelerden ise;
5.
Hisse senetleri idare meclisi azaları, müdürler ve memurlar tarafından
kendilerine bu sıfatla düşen mükellefiyetlere karşı rehin olarak yatırılmış ise;
6.
Temellük ivazsız ise.
Devralınan hisse
senetleri,
1
numaralı bentte yazılı halde derhal imha edilir ve bu hususta tutulan zabıt
ticaret siciline verilir. Diğer hallerde bu senetler ilk fırsatta tekrar elden
çıkarılır.
Bu muameleler yıllık
raporda gösterilir. Şirketçe devralınan payların umumi heyette temsili caiz
değildir.
IV - İDARE MECLİSİ
TOPLANTILARI:
1.
KARARLAR:
Madde
330
- Esas mukavelede
aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin bir karar verebilmesi için, azaların en
az yarısından bir fazlasının hazır olması şarttır. Kararlar, mevcut azaların
ekseriyetiyle verilir. Azaların yekdiğerine niyabetle rey vermeleri caiz
değildir. Reyler müsavi olduğu takdirde keyfiyet gelecek toplantıya bırakılır.
Onda dahi müsavilik olursa bahis mevzuu teklif reddedilmiş sayılır. İdare
meclisinin müzakereleri azalar arasından veya dışardan seçilen bir katip
marifetiyle muntazaman zaptolunur. Zabıtların hazır bulunan azalar tarafından
imzalanması ve karara muhalif kalanlar varsa muhalefet sebeplerinin zapta
yazılması ve rey sahibi tarafından imzalanması lazımdır.
Azalardan biri
müzakere talebinde bulunmadıkça idare meclisi kararları, içlerinden birinin
muayyen bir hususa dair yaptığı teklife diğerlerinin yazılı muvafakatleri
alınmak suretiyle de verilebilir.
Kararların
muteberliği yazılıp imza edilmiş olmasına bağlıdır.
2.
AZALARIN HAKLARI:
Madde
331
- İdare meclisi
toplantılarında azalar, şirketi temsile ve şirket işlerini görmeye memur olan
kimselerden işlerin gidişi veya muayyen bazı işler hakkında izahat istemek
hakkını haizdirler. İdare meclisi, defter ve dosyaların kendisine ibrazına dahi
karar verebilir.
Her aza, idare
meclisinin toplantıya davet edilmesini reisten yazılı olarak istiyebilir.
3.
MÜZAKERELERE İŞTİRAK EDİLMEMESİ:
Madde
332
- İdare meclisi azaları şahsi menfaatlerine veya
349
uncu maddede sayılan yakınlarının menfaatlerine taalluk eden hususların
müzakeresine iştirak edemezler.Böyle bir husus müzakere konusu olunca, ilgili
aza, ilgisini kurula bildirmeye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya
mecburdur.
330
uncu maddenin
2
nci fıkrasındaki halde bu cihet teklifi tesbit eden kağıda yazılır.
Bu hükümlere aykırı
hareket eden aza, ilgili olduğu muamele yüzünden şirketin husule gelen zararını
tazmine mecburdur.
V - MECLİS
AZALARININ HUKUKİ DURUMU:
1.
HUZUR HAKKI:
Madde
333
- Aksine esas
mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü
için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemişse umumi
heyetçe tayin olunur.
2.
HAREKET SERBESTİSİNİN TAHDİDİ:
A - ŞİRKETLE
MUAMELE YAPMAK YASAĞI:
Madde
334
- İdare meclisi
azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat
veya dolayısiyle şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi
takdirde şirket yapılan muamelelerin batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak
diğer taraf için mevcut değildir.
Bankalar Kanununun
hususi hükümleri mahfuzdur.
B - REKABET
YASAĞI:
Madde
335
- İdare Meclisi
azalarından biri umumi heyetin müsaadesini almaksızın şirketin konusuna giren
ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya başkası hesabına yapamıyacağı
gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir şirkete mesuliyeti
tahdidedilmemiş olan ortak sıfatiyle de giremez. Bu hükme aykırı harekette
bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine
yapılan muameleyi şirket namına yapılmış addetmekte ve üçüncü şahıslar hesabına
akdolunan mukavelelerden doğan menfaatlerin şirkete aidiyetini talebetmekte,
serbesttir.
Bu haklardan birinin
tercihi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan azadan başka azalara
aittir.
Bu haklar, zikredilen
ticari muamelelerin yapıldığını veyahut idare meclisi azasının diğer bir şirkete
girdiğini sair azaların öğrendikleri tarihten itibaren üç aylık ve herhalde
vukularından itibaren bir yıllık müruruzamana tabidir.
3.
MESULİYET:
A - HALLER:
Madde
336
- İdare meclisi
azaları şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan
mesul olamazlar. Ancak aşağıda yazılı hallerde gerek şirkete gerek münferit pay
sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler.
1.
Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vukubulan
ödemelerin doğru olmaması;
2.
Dağıtılan ve ödenen karpaylarının hakiki olmaması;
3.
Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız
bir surette tutulması;
4.
Umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi;
5.
Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin
kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması.
Beş numaralı bentte
yazılı vazifelerden birisi
319
uncu madde gereğince idare meclisi azalarından birine bırakılmışsa, mesuliyetin
ancak ilgili azaya yükletilmesi lazım gelip o muameleden dolayı müteselsilen
mesuliyet cari olmaz.
B - YENİ TAYİN
EDİLEN AZALARIN MESULİYETİ:
Madde
337
- Yeni seçilen
veya tayin olunan idare meclisi azaları, seleflerinin belli olan yolsuz
muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecburdurlar.
Aksi halde
seleflerinin mesuliyetlerine iştirak ederler.
C - MESULİYETTEN
KURTULMA HALİ:
Madde
338
- Yukarki
maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucibolan muamelelerde bir kusuru
olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu muamelelere muhalif rey
vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla beraber murakıplara hemen
yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o muamelenin müzakeresinde
hazır bulunmıyan aza dahi mesul değildir.
D - YANLIŞ
BEYANLAR:
Madde
339
- Şirketin hali
hazırdaki durumu hakkında, her ne şekilde olursa olsun, yanlış zehap uyandıracak
desiseler kullanmak veya hakikate aykırı beyanda bulunmak suretiyle üçüncü
şahısları aldatan idare meclisi azası sebebiyet verdiği zarardan şahsan mesul
olur.
E - ORTAKLARIN VE
ŞİRKET ALACAKLILARININ TAZMİNAT DAVASINA AİT DİĞER HÜKÜMLER:
Madde
340
-
336
ve
337
nci maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet
hakkında
309
uncu madde hükmü de tatbik olunur.
F - ŞİRKET NAMINA
AÇILACAK DAVA:
Madde
341
- Umumi heyet;
idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına karar verirse yahut dava
açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay
sahipleri dava açılması reyinde bulunursa, şirket, bu karar veya talep
tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bu müddet
geçirilmesiyle dava hakkı düşmez. Murakıpların ve alacaklıların vekilinin
mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur.
Şirket namına dava
açmak, murakıplara aittir. Ancak azlığın reyiyle dava açılması halinde, azlık,
murakıplar dışında bir vekil tayin edebilir. Dava açılması reyinde bulunan pay
sahipleri hisse senetlerini şirketin zarar ve ziyanına karşı teminat olarak
davanın sonuna kadar merhun kalmak üzere muteber bir bankaya yatırmaya
mecburdurlar. Davanın reddi halinde pay sahipleri yalnız şirkete karşı tazminat
ile mükelleftirler.
VI - MÜDÜRLER:
1.
MESULİYET:
Madde
342
- Şirket
muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele veya umumı heyet
veya idare meclisi karariyle idare meclisi azasından veya ortaklardan olmıyan
bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş
görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri,
gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının
mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket
alacaklarına karşı mesul olur. Bu esas aykırı bir şartın esas mukaveleye konması
veya müdürün idare meclisinin emri ve nezareti altında bulunması mesuliyeti
bertaraf edemez.
2.
TAYİNİ VE AZLİ:
Madde
343
- Müdürler aksine
esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisince tayin ve azlolunur.
Tayin ve azil keyfiyeti, idare meclisince tescil ve ilan ettirilir.
315
inci maddenin birinci fıkrası hükmü de tatbik olunur.
3.
VAZİFE MÜDDETİ:
Madde
344
- Aksine esas
mukavelede hüküm olmadığı takdirde müdürler, idare meclisi azalarının vazife
müddetlerini aşan bir zaman için tayin olunamazlar ve onlar gibi her zaman
azlolunabilirler. Pay sahipleri arasından seçilen müdür sebepsiz azli iddiasiyle
tazminat istiyemez.
4.
VAZİFENİN DEVREDİLMEMESİ:
Madde
345
- Müdürler,
çeşitli bazı muayyen muameleleri ifaya mezun olmak üzere başkalarını tevkil
edebilirler; fakat müdürlük vazifesini devredemezler.
5.
İDARE MECLİSİ AZALARININ MESULİYETİ:
Madde
346
- İdare meclisi
azaları, müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan mesul değildirler. Şu kadar
ki; idare meclisi azaları ehil olmıyan müdürler tayin etmek veya onların şirket
için zararlı olan iş ve muamelelerine karşı müsamaha göstermek veya idare
meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle
sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı
336
ncı madde hükmünce mesuldürler.
338
inci madde gereğince bu baptaki kusura iştirak etmediği sabit olan aza, mesul
olmaz.
ÜÇÜNCÜ KISIM :
MURAKIPLAR
I - SEÇİM VE AZİL:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
347
- Anonim
şirketlerde, beşten fazla olmamak üzere bir veya daha çok murakıp bulunur.
Birden çok olan murakıplar bir heyet teşkil ederler.
Murakıplar, pay
sahibi olan ve olmıyanlar arasından ilk defa bir yıl için kuruluş umumi heyeti
ve sonradan en çok üç yıl için umumi heyet tarafından seçilirler.
Murakıp bir ise,
onun, birden çok ise, yarısından bir fazlasının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olması lazımdır.
Müddetleri biten
murakıpların tekrar seçilmeleri caizdir. Murakıplar aynı zamanda idare meclisi
azalıklarına seçilemiyecekleri gibi şirketin memuru dahi olamazlar. Vazifeleri
biten idare meclisi azaları, umumi heyetçe ibra edilmedikçe murakıplığa
seçilemezler.
2.
HUSUSİ OLARAK:
Madde
348
- Umumi heyet
bazı muayyen hususların tetkik ve teftişi için lüzumu halinde hususi murakıp
seçebilir.
Umumi heyetin
toplantı vaktinden itibaren en az altı ay önceden beri esas sermayenin en az
onda birine muadil paylara sahip oldukları sabit olan pay sahipleri; son iki yıl
içinde şirketin kuruluşuna veya idare muamelelerine mütaalik bir suiistimalin
vukubulduğunu veya kanun yahut esas mukavele hükümlerine önemli bir surette
aykırı hareket edildiğini iddia ettikleri takdirde, bunları veya bilançonun
gerçekliğini tahkik için hususi murakıpler tayinini umumi heyetten
isteyebilirler. Bu talep reddolunduğu takdirde lüzumlu masrafları peşin ödemek,
dava neticesine kadar merhun kalmak üzere sahip oldukları pay senetlerini
muteber bir bankaya tevdi etmek şartiyle mahkemeye müracaat hakkını haizdirler.
Bu talebin mahkemece
kabul edilebilmesi için iddia olunan hususlar hakkında kafi delil ve emare
gösterilmesi lazımdır. Mahkemece talep reddolunduğu veya tahkikat neticelerine
göre iddia varit görülmediği takdirde kötü niyetle hareket ettiği ispat edilen
pay sahipleri, şirketin bu yüzden gördüğü zarardan dolayı müteselsilen
mesuldürler.
Hususi murakıp tayini
talebi mahkemece reddolunur ve murakıpların verecekleri rapora göre bu talebin
haklı sebebe dayanmadığı anlaşılırsa, kötü niyetle hareket ettikleri ispat
edilen pay sahipleri, şirketin bu yüzden gördüğü zarardan müteselsilen
mesuldürler.
3.
SEÇİLME MANİLERİ:
Madde
349
- İdare meclisi
azalarının usul ve füruundan biriyle eşi ve üçüncü dereceye kadar (Bu derece
dahil) kan ve sıhri hısımları murakıplığa seçilemezler; seçilmişlerse derhal
çekilmeye mecburdurlar.
4.
AZİL:
Madde
350
- Murakıplar,
umumi heyet tarafından her vakit azil ve yerlerine diğer kimseler tayin
edilebilir. Pay sahipleri arasından seçilen murakıplar azillerinden dolayı
tazminat istiyemezler.
5.
BİR MURAKIPLIĞIN AÇILMASI:
Madde
351
- Bir murakıbın;
ölümü, çekilmesi, bir maniden dolayı vazifelerini yapamıyacak halde bulunması,
iflası veya hacir altına alınması gibi bir sebeple vazifelerinin sona ermesi ve
ağır hapis cezasiyle veya sahtekarlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık,
dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkumiyeti halinde, diğer murakıplar umumi
heyetin ilk toplantısına kadar vazife yapmak üzere yerine birisini seçerler.
Murakıp bir kişiden ibaret olup da yukarda yazılan hallerden birinin
mevcudiyetine binaen yerine diğer bir kimsenin tayini gerekirse, bunu, umumi
heyetin ilk toplantısına kadar vazifeli olmak şartiyle her münferit pay
sahibinin veya idare meclisi azalarından her birinin talebi üzerine şirket
merkezinin bulunduğu yer mahkemesi tayin eder.
6.
TESCİL VE İLAN:
Madde
352
- Murakıpların
tayin ve azilleri, idare meclisi tarafından derhal ticaret siciline tescil
ettirilmekle beraber
37
nci madde hükmünce ilan ettirilir.
II - VAZİFELERİ:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
353
- Murakıpların
vazifeleri, şirketin iş ve muamelelerini murakabe etmektir. Hususiyle murakıplar
şu vazifelerle mükelleftirler:
1.
Şirketin idare meclisi azalariyle iş birliği ederek bilançonun tanzim şeklini
tayin etmek;
2.
Şirket muamelelerinden bilgi edinmek ve lüzumlu kayıtların intizamla tutulmasını
sağlamak maksadiyle hiç olmazsa altı ayda bir defa şirketin defterlerini
incelemek;
3.
Üç aydan ziyade ara verilmesi caiz olmamak üzere sık sık ve ansızın şirket
veznesini teftiş etmek;
4.
En az ayda bir defa şirketin defterini inceliyerek rehin veya teminat, yahut
şirketin veznesinde hıfzolunmak üzere vedia olarak teslim olunan her nevi
kıymetli evrakın mevcut olup olmadığını tahkik ve kayıtlara tatbik eylemek;
5.
Esas mukavelede pay sahiplerinin umumi heyet toplantılarına iştirakleri için
gerektiği bildirilen şartların yerine getirilip getirilmediğini incelemek;
6.
Bütçe ve bilançoyu murakabe etmek;
7.
Tasfiye muamelelerine nezaret etmek;
8.
İdare meclisinin ihmali halinde adi ve fevkalade olarak umumi heyeti toplantıya
davet etmek;
9.
Umumi heyet toplantılarında hazır bulunmak;
10.
İdare meclisi azalarının kanun ve esas mukavele hükümlerine tamamiyle riayet
eylemelerine nezaret etmek.
Murakıpların yukarda
yazılı murakabe salahiyetleri, esas mukavele veya umumi heyet kararı ile tahdit
olunamaz.
2.
YILLIK RAPORUN TANZİMİ VE İHBAR MÜKELLEFİYETİ:
Madde
354
- Murakıplar; her
yıl sonunda şirketin hal ve durumuna, idare meclisinin tanzim ettiği bilançoya
ve sair hesaplara ve dağıtılmasını teklif ettiği kazançlara mütaallik idare
meclisinin vereceği rapor ve sair evrak hakkındaki mütalaalarını havi olmak
üzere umumi heyete bir rapor vermekle mükelleftirler. Böyle bir rapor alınmadan
umumi heyet bilanço hakkında bir karar veremez. Murakıplar, vazifelerini ifa
esnasında idare işlerine ait olmak üzere öğrenecekleri noksanlık ve
yolsuzlukları veya kanun yahut esas mukavele hükümlerine aykırı hareketleri,
bunlardan mesul olanın üstü olan makama ve idare meclisi reisine ve mühim
hallerde umumi heyete ihbar ile mükelleftirler.
3.
UMUMİ HEYETİN FEVKALADE TOPLANTIYA DAVETİ:
Madde
355
- Murakıplar
zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya
davete mecburdurlar.
4.
ŞİKAYETLERİ TAHKİK:
Madde
356
- Her pay sahibi,
şirketin idare meclisi azası veya müdürleri aleyhinde murakıplara müracaat
edebilir. Murakıplar bu müracaatları tahkika mecburdurlar. Tahkikat neticesinde
şikayet edilen hadisenin gerçekliği sabit olursa keyfiyet murakıpların yıllık
raporuna yazılır.
Müracaat edenler esas
sermayenin onda birine muadil paylara sahip oldukları surette, murakıplar bu
müracaat hakkındaki fikir ve mütalaalarını raporlarında bildirmeye ve lüzum
gördükleri halde umumi heyeti derhal fevkalade toplantıya davet etmeye
mecburdurlar.
İkinci fıkraya
dayanarak murakıplara müracaat edenlerin yukarıda yazılı miktardaki hisse
senetlerini muteber bir bankaya rehin olarak tevdi etmeleri lazımdır. Bu
senetler umumi heyetin ilk toplantısının sonuna kadar bankada kalır.
5.
İDARE MECLİSİNİN TOPLANTILARINA İŞTİRAK:
Madde
357
- Murakıplar
idare meclisi toplantılarında müzakere ve reye iştirak etmemek şartiyle hazır
bulunabilirler ve münasip gördükleri teklifleri idare meclisi ve umumi heyetin
fevkalade toplantıları gündemlerine ithal ettirebilirler.
III - MESULİYETİ:
1.
SIR SAKLAMA MÜKELLEFİYETİ:
Madde
358
- Murakıplar,
vazifelerini yaptıkları esnada öğrendikleri hususları münferit pay sahiplerine
ve üçüncü şahıslara ifşa etmekten memnudurlar.
2.
İHTİMAM DERECESİ:
Madde
359
- Murakıplar,
kanun veya esas mukavele ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği
gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat
etmedikçe müteselsilen mesuldürler. Bu mesuliyet hakkında
309
ve
341
inci maddeler hükümleri tatbik olunur.
DÖRDÜNCÜ KISIM :
UMUMİ HEYET
A - AZALIK:
I - TOPLANTIYA
İŞTİRAK HAKKI:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
360
- Pay sahipleri;
organların tayini, hesapların tasdik ve kazancın dağıtılması gibi şirket
işlerine mütaallik haklarını umumi heyet toplantılarında kullanırlar.
Rey hakkını haiz olan
pay sahibi, umumi heyet toplantılarında bu hakkını bizzat kullanabileceği gibi
pay sahibi olan veya esas mukavelede hilafına hüküm bulunmadıkça, pay sahibi
olmıyan üçüncü bir şahıs vasıtasiyle de kullanabilir.
Nama yazılı hisse
senetleri için temsil salahiyetinin yazı ile verilmesi şarttır. Hamile yazılı
bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse şirkete karşı rey
hakkını kullanmaya salahiyetlidir. Bunu ispat maksadiyle hamile yazılı hisse
senetlerinin sahipleri rey haklarını umumi heyette kullanabilmek için hisse
senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını gösteren vesikaları toplantı
gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar. Hamile yazılı hisse
senetleri rehin veya tevdi edilmiş yahut ariyet olarak başka bir kimseye
bırakılmış olduğu takdirde malik ve zilyed arasındaki münasebetlerde rey
hakkının kullanılması bakımından aşağıdaki hükümler caridir:
1.
Rey hakkı malike aittir;
2.
Temsil salahiyeti ayrı bir senede yazılmış olmak şartiyle, temsile salahiyetli
zilyed malik yerine ve onun menfaatine olarak rey hakkını kullanmaya salahiyetli
sayılır.
Üzerinde intifa hakkı
bulunan bir hisse senedinden doğan rey hakkı, intifa hakkı sahibi tarafından
kullanılır. Şu kadar ki; intifa hakkı sahibi, menfaatlerini hakkaniyete uygun
bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmemiş olmasından dolayı malike karşı
mesuldür.
2.
SUİİSTİMAL:
Madde
361
- Rey hakkına
mütedair tahditlerden birini tesirsiz bırakmak maksadiyle hisse senetlerinin,
umumi heyette rey hakkını kullanmak üzere başkasına verilmesi caiz değildir.
Pay sahiplerinden her
biri; hakkı olmıyan kimselerin umumi heyet toplantısına iştirak etmelerine karşı
idare heyeti nezdinde itiraz edebileceği gibi itirazını umumi heyet zaptına da
yazdırabilir.
Umumi heyet
toplantısına iştirake salahiyeti olmıyan kimseler bir karara iştirak etmiş
bulunuyorlarsa pay sahiplerinin her hangi birisi önceden itiraz etmemiş olsa
bile, bu kararın iptalini mahkemeden istiyebilir. Şu kadar ki; davalı şirket bu
iştirakin karara müessir olmadığını ispat ederse talep reddolunur.
II - MALUMAT ALMA
HAKKI:
1.
BİLANÇO:
Madde
362
- Kar ve zarar
hesabı, bilanço, yıllık rapor ve safi kazancın nasıl dağıtılacağı hususundaki
teklifler, murakıplar tarafından verilecek raporla birlikte umumi heyetin adi
toplantısından en az on beş gün önce şirketin merkez ve şubelerinde pay
sahiplerinin emrine amade bulundurulur.
Bunlardan kar ve
zarar hesabı, bilanço ve yıllık rapor, toplantıdan itibaren bir yıl müddetle pay
sahiplerinin emrine amade kalır. Her pay sahibi masrafı şirkete ait olmak üzere
kar ve zarar hesabiyle bilançonun bir suretini istiyebilir.
Hamile yazılı hisse
senetleri ihracedilmiş ise yukarda adı geçen vesikaların pay sahiplerine açık
bulundurulduğu keyfiyeti
37
nci maddede anılan gazeteden başka esas mukavele ile muayyen şekilde dahi ilan
olunur.
Pay defterine
kaydedilen nama yazılı hisse senedi sahiplerine ayrıca tebligat yapılır.
2.
TİCARİ DEFTERLER VE SIR SAKLAMA MÜKELLEFİYETİ VE CEZA:
Madde
363
- Pay sahipleri,
şüpheli gördükleri noktalara murakıpların dikkat nazarlarını çekmeye ve lüzumlu
izahatı istemiye salahiyetlidirler.
Şirketin ticari
defterleriyle muhaberatının tetkiki yalnız umumi heyetin açık bir müsaadesi veya
idare meclisinin karariyle mümkündür. İncelenmesine müsaade edilen defter ve
vesikalardan öğrenilecek sırlar hariç olmak üzere, hiçbir ortak şirketin iş
sırlarını öğrenmeye salahiyetli değildir. Her ortak, her ne suretle olursa olsun
öğrenmiş olduğu, şirkete ait iş sırlarını, sonradan ortaklık hakkını zayi etmiş
olsa dahi, daima gizli tutmaya mecburdur. Bu mecburiyeti yerine getirmiyen
ortak, meydana gelecek zararlardan şirkete karşı mesul olduğu gibi şirketin
şikayeti üzerine, her hangi bir zarar umulmasa dahi, bir yıla kadar hapis veya
beş yüz liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya her ikisiyle
birlikte cezalandırılır.
Pay sahiplerinin
malumat alma hakkı esas mukavele ile veya şirket organlarından birinin karariyle
bertaraf veya tahdidedilemez.
B - TOPLANTILAR:
I - DAVET:
1.
UMUMİ OLARAK:
Madde
364
- Umumi heyetler
adi ve fevkalade olarak toplanırlar. Adi toplantı her hesap devresi sonundan
itibaren üç ay içinde ve en az yılda bir defa olur. Bu toplantıda
369
uncu madde gereğince müzakere gündemine konulması gereken hususlar müzakere
olunur.
Yılda birkaç kere
kazançlarını dağıtan anonim şirketlerde her dağıtma için, umumi heyeti
toplantıya davet lazımdır.
Umumi heyet, lüzumu
halinde fevkalade toplantıya davet olunur.
2.
DAVETE SALAHİYETLİ OLANLAR:
A - İDARE MECLİSİ
VE MURAKABE HEYETİ:
Madde
365
- Umumi heyeti
adi toplantıya davet, idare meclisine ve fevkalade toplantılara davet, hem idare
meclisine, hem de
355
inci madde gereğince murakıplara aittir.
B - AZLIK:
Madde
366
- Şirket
sermayesinin en az onda biri değerinde paylara sahip olan kimselerin gerektirici
sebepleri bildiren yazılı talepleri üzerine idare meclisinin, umumi heyeti
fevkalade toplantıya davet etmesi veya umumi heyetin zaten toplanması mukarrer
ise müzakeresini istedikleri maddeleri gündeme koyması mecburidir. Bu talep
hakkını haiz kimselerin sahip olmaları gereken payların miktarı esas mukavele
ile daha az bir miktara indirilebilir.
C - MAHKEMENİN
İZNİ:
Madde
367
- Pay
sahiplerinin yukarıki maddede yazılı talepleri idare meclisi ve
355
inci madde gereğince murakıplar tarafından nazara alınmadığı takdirde şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme adı geçen pay sahiplerinin talebi üzerine
umumi heyeti toplantıya davete veya istedikleri hususu gündeme koymaya
kendilerini salahiyetli kılabilir. Toplantıya davete veya gündeme eklenen
hususlara mütaallik ilana, mahkemenin izni yazılmak lazımdır. Mahkemeye müracaat
halinde dahi
356
ncı maddenin son fıkrası tatbik olunur.
3.
DAVETİN ŞEKLİ:
A - UMUMİ OLARAK:
Madde
368
- Umumi heyetin
toplantıya daveti, esas mukavelede gösterilen şekil ve surette ve her halde
37
nci maddede anılan gazete ile ilan ve toplantı günleri dahi olmamak üzere,
toplantı vaktinden en az iki hafta önce yapılmak lazımdır. Senetleri nama yazılı
olan pay sahipleriyle önceden şirkete bir hisse senedi tevdi ederek ikametgahını
bildiren pay sahiplerine, taahhütlü mektup gönderilmesi suretiyle de toplantı
günü bildirilir.
B - GÜNDEM:
Madde
369
- Umumi heyeti
toplantıya davete dair olan ilan veya davet mektuplarında gündemin gösterilmesi
lazımdır. Esas mukaveleye göre umumi heyetin muayyen zamanlarda yapacağı adi
toplantı gündemine şunlar konur:
1.
İdare meclisi ve murakıplar tarafından verilen raporların okunması;
2.
Şirketin bilanço ve kar zarar hesabını ve kazancının dağıtılması hakkındaki
tekliflerin tasdiki veya değiştirilecek şekilde kabul yahut reddi;
3.
İdare meclisi azalariyle murakıpların ücret ve aidatları mukavelede muayyen
değilse tayini;
4.
Müddetleri sona ermiş olan idare meclisi azalariyle murakıpların tekrar
seçilmeleri veya değiştirilmeleri;
5.
Lüzumlu görülen sair hususlar.
Gündemde
gösterilmiyen hususlar müzakere olunmaz.
C - BÜTÜN PAY
SAHİPLERİNİN HAZIR OLMASI:
Madde
370
- Bütün payların
sahip veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde umumi
heyet toplantılarına dair olan diğer hükümler mahfuz kalmak şartiyle toplantıya
davet hakkındaki merasime riayet etmeksizin de umumi heyet olarak
toplanabilirler.
Böyle bir toplantıda
bütün pay sahip veya temsilcileri hazır olmak şartiyle umumi heyetin
vazifelerinden olan hususlar müzakere edilerek karara bağlanabilir.
II - TOPLANTI
YERİ:
Madde
371
- Aksine esas
mukavelede hüküm olmadığı takdirde umumi heyet, şirket merkezinin bulunduğu
yerde toplantıya davet edilir.
III - NİSAP:
Madde
372
- Umumi heyetler
bu kanunda veya esas mukavelede aksine hüküm bulunan h